Fetva Meclisi
Soru
Hocam Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak görev yapan bir personelin, belli bir sayıda umre organizasyonuna katılım sağlamasından sonra, kurum tarafından kendisine "bir kişiyi ücretsiz umreye götürme hakkı" veriliyor. Bu hakkın kullanımı dinen ne derece uygundur? Ayrıca, bu hakkı kişinin ailesinden biri için kullanması ile maddi durumu yetersiz olduğu için umreye gidemeyen başka bir kimseye vermesi arasında bir fark var mıdır? Bu hakkı en uygun ve sorumluluk bilinciyle nasıl değerlendirmek gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının nafile bir ibadet için seferîlik mesafesine beraberinde mahremi olmadan gitmesi caiz olmayan bir iştir. Umre olması veya bir ödül sonucu olması bu durumu değiştirmiyor.
Hak sahibine ulaşamazsanız ve ulaşma imkânınız da olmazsa bir hayır kurumu veya fakir birisine verebilirsiniz.
Kızım, nişanlı iken bunları konuşmanız doğru değil. Siz evliliğinize odaklanın. Görüşmelerinizi de abartmayın. Müstakbel kocanıza da kendinizi "maddi masrafları sorun etme ben hallederim" der gibi patronvâri de göstermeyin. Evliliğinizin saadeti açısından da masraf konusunu müstakbel kocanıza bırakın. Takıldığı yerde yardımcı olmaya çalışırsınız. Aksi takdirde evliliğinize hem karı hem de koca olmak zorunda kalırsınız. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Siz mehir olarak talep ettiğiniz miktar olan umre fiyatını alacak olarak eşinizden alın. Umre konusunu da ne zaman nasip olursa o zaman yapmak üzere erteleyin. Bunu bir aile için sorun durumuna getirmeniz doğru olmaz. Aile içi huzurunuz umreden önemlidir!
Bulunduğunuz yerde istediğiniz ilme ulaşma imkânınız yoksa farz olan ilmi öğrenme maksadıyla mahremsiz yolculuğa izin veren ulema bulunmaktadır. Bu ruhsattan istifade edilebilir. Ne kadar ilim maksadı ve ne kadar farz olan ilim olduğunu tespit etmek sizin meselenizdir.
Kadının mahremsiz umre yapması konusunda Şafii müçtehitlerinin içtihadı da 'tam bir serbestlik' şeklinde değildir. Daha çok farz bir ibadet olan hac ve onun gibi bir umre için söylenmiştir bu sözler. Cihat niteliğindeki bir iş için de söz konusu olabilir bu ruhsat. Özellikle tavsiyemiz bu şekilde umre yapılmamasıdır.
diyanet konusundaki diğer fetvalar
Kur’an’ı anlamak için doğru bir tefsir seçmek çok önemlidir. Yeni başlayanlar için şu tefsir ve mealler faydalı olabilir: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali: Dil ve açıklama açısından sade ve anlaşılırdır. İlk okuma için uygun olabilir. Mahmut Toptaş'ın "Kur'an-ı Kerim Şifa Tefsiri" ve Ömer Çelik'in "Hakkın Daveti Kur'an-ı Kerim Meali ve Tefsiri’ni" okuyabilirsiniz. Ayrıca, uzun tefsirlerden çekinmeden bölüm bölüm okumayı deneyebilirsiniz. İlk adımda sabırla ilerlemek ve anlamayı ön planda tutmak önemlidir. Allah sizlere bol bereketli ilim nasip etsin ve Kur’an yolculuğunuzda yardımcınız olsun.
Hanefi mezhebine göre bir kadının mahremi olmadan üç günlük (yaklaşık 90 km) veya daha uzun bir yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu hüküm, kadının can, mal ve namus güvenliği için konulmuştur ve birçok klasik fıkıh kaynağında yer almaktadır. (Hidâye, İbn Âbidîn, Fetâvâ-i Hindiyye gibi). Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde güvenli bir yolculuk ortamı varsa kadının mahremsiz umre ve hac yapabileceği görüşü de bulunmaktadır. Şafiiler özellikle güvenilir bir kadın grubu veya kafile ile gidildiğinde mahremsiz hac ve umrenin caiz olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘). Peygamber Efendimiz aleyhisselam, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmadan üç günlük mesafeye yolculuk yapması helâl değildir.” buyurmuştur. (Buhârî, Taksîrü’s-Salât, 4; Müslim, Hac, 413) Bu hadis, genel bir yasak getirdiği için Hanefîler bu hükmü kesin kabul etmişlerdir. Günümüzde Diyanet kafileleri çok sıkı güvenlik önlemleriyle hareket etmektedir. Kadınların yalnız değil, belirli bir grup ve sorumlu rehberler eşliğinde gittiği düşünülürse bazı mezheplere göre bu caiz olabilir. Diyanet, genellikle cumhurun içtihadına dayanarak mahremsiz hac ve umreye izin vermektedir. Eğer bir hanım, Hanefi mezhebine bağlı kalmak istiyorsa ve mahremsiz umre kazanırsa ödül hakkını mahremi ile birlikte gitmek şartıyla değerlendirebilir veya başka bir ödüle çevrilmesi için Diyanet’le iletişime geçebilir.
Şu an Diyanet'in verdiği bilgilere güvenmek zorundayız. Ayrıca bu tür tartışmalardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Böyle bir ziyaret caiz olmaz diyemem ama ben gidemezdim.
İnsülin şeker hastalarının tedavisinde iğne ile kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç gıda ve keyif ihtiva etmemektedir. Bu sebeple orucu bozan şeylerin mantığı açısından orucu bozmamaktadır. Diyanet’in fetvası bu prensibe dayanmaktadır ve isabetlidir. Eski kitaplarımızdaki “vücuda alının her şey orucu bozar” şeklindeki ifadeler o hâliyle anlaşılınca insülin de bozar denebilir ama fıkhın temel ilkeleri, orucun ana hükümleri açısından Diyanet’in fetvası ile amel edilebilir. İmkânı olan ise aynı ilacı iftardan sonra kullanmalıdır. Evla olan budur.
Şöyle yapın: Diyanet İlmihal’inde görmediğiniz ibadetleri farz ibadetlerle bir tutmayın. Onları yapmamakla kendinizi eksik görmeyin. Bunun haricinde nafile olarak önünüze konan namaz ve oruç gibi ibadetlerden kabiliyetinizin ve imkânlarınız açısından yapabildiklerinizi yapın. Yapamadıklarınızın yerine yapabileceğiniz bir başka nafile yapın. Haramlardan uzak bir hayat yaşamayı ilke edinin. Bu ilkenizde kimse ile münakaşa etmeyin. Ailenizle de olsa kimse ile tartışmayın. Allah için yaptığınızı kulla öğütmeyin. Daha iyisini yaptığınızı göreceksiniz.