Fetva Meclisi
Soru
Hocam mezarın (kabrin) üstüne ölünün ismini ve ölüm tarihini yazmak bidat midir veya günah mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Özellikle Hanefi mezhebi fukahası Kur'an ayetlerinin altın zemin üzerine yazılmasını caiz görmüşlerdir. Fakihlerden bazıları da Kur'an ayetlerinin böyle işlerle asıl saygının dışına taşırılmış olacağını düşünerek bunu caiz görmemişlerdir.
Böyle bir iddia ya cahil birinden ya da namaza düşman birinden sadır olabilir. Böyle bir görüş yoktur. Fıkıh kitaplarımızda bu konu ile alakalı ayrıntı şu şekildedir: Bazı fıkıh âlimleri tembelliğinden ötürü namazı kılmayanın daha sonra o namazları kaza etmesi gerekmez. Çünkü bile bile namaz kılmamıştır, bir özrü yoktur. Böyle biri çokça istiğfar ederek, hayırlar, ibadetler yaparak bu açığını kapatmaya çalışmalıdır. Bu görüş dört mezhebin fukahasına ait değildir. Dört mezhebin fukahası ise muhakkak kaza edecektir demiştir. Böyle birinin kaza etmesi gerekir hükmünü tevbe kapısının herkes için açık olması ilkesine dayandırdıklarını söyleyebiliriz.
Hanbeli mezhebi kaynaklarında böyle bir görüş vardır. Hanefi mezhebi fukahasının görüşüne göre ise böyle bir mecburiyet yoktur.
Hanefi mezhebi fukahası bu nedenle nikâhın feshedilmesini uygun bulmazken diğer üç mezhebin fukahası bu nedenle nikâhın feshedilebileceğini söylemişlerdir.
Namazda tahiyyatta iken parmakla işaret meselesinde hadisler sabittir. Ancak ne zaman ve ne kadar konusunda fukahanın ihtilafı vardır. Bazılarına göre belli bir noktada parmağın indirilmesi gerekmektedir. Zira anlam açısından bir risk oluşmaktadır deniyor. Bu nedenle avamın becerip becerememesi ihtimaline binaen kerih görüldüğünü zannediyorum. Ama bu bir Sünnet olarak sabittir. Becerebilen de yapmalıdır.
Âdet döneminde iken mezarlık ziyareti yapmanızda bir sakınca yoktur.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ nimetler verirken hiçbir nimeti hesapsız ve sonuçsuz vermiyor; her nimet bir hesap ve imtihan çizgisi üzerinden gelir bize. İnternet ve ona bağlı oluşturulan imkânlar Allah Teâlâ’nın en güzel nimetlerinden biri olarak bize ulaşmıştır. Her nimet gibi bu nimetin de hesabı olacaktır. Ne kadar helal kullandığımız ne kadar lehimize veya aleyhimize çalıştırdığımız muhakkak sorgulanacaktır. İnsanlar interneti suçlayarak Allah’ın hesabından kurtulamazlar. Alkol tüketenlerin üzümü suçlaması kadar basit ve anlamsız bir suçlama da internetin insanları günaha sevk ettiğini söylemek olur. Evet, internet ölçümü yapılamayacak kadar büyük uçurumlar oluşturdu ama bu bir nimettir, her nimet gibi kullanılma şekline göre kâr veya zarar getirecektir. Ailelerin bozulma nedeni olarak interneti göstermeden önce iradelerimizin çürüdüğünden söz etmemiz daha isabetli olur. Allah’a sığınmak ve birilerinin helakine neden olan interneti bizim hidayetimizin artmasına vesile kılmamız gerekir. İnternet ve ona bağlı olarak kullanılan sosyal medya ve benzeri araçları kullanırken Müslüman olarak zihnimizde bulunması gereken uyarıları bir kırmızı çizgi niteliğinde görerek değerlendirebiliriz. Buna bağlı olarak: Allah’ın murakabesini yani kulunu sürekli denetlediğini hiç unutmayacaksın. Nerede olursan ol, Allah seni denetliyor, melekleri yazıyor ve her şey yarın önüne konacak. Yüzünü kızartacak şeyleri yazma, konuşma, görme, duyma! Bu kontrolü bir dakikalığına da olsa unutma ki, küçük bir delikten şeytan büyük bir çöküntü oluşturmasın. Gaflet bir saniyelik olur ama direksiyon ebediyen gidebilir elden. Gafletin ve yanlışın birazı olmamalıdır. Yazdığın, konuştuğun hakka destek için olmalıdır. Dolaylı da olsa batıla destek olacak işi söyleme, yazma. Bir kelime bile olsa batıla destek olacak söz olmasın arşivinde. Anladığın işi, konuyu yaz ve konuş. Her işten asla anlamazsın. Her işte ve konuda sözün olabiliyorsa sen boşsun, boşlukta bocalıyorsun demektir. Muhatap aldığın kişi, sayfa, hesap her ne ise senin seviyeni gösterecektir. Protesto etmek için bile muhatap alman sevine işaret eder. Seviyesiz, boş insanların senin muhatabın olması vakit israfıdır, prestij kaybıdır. Dikkat et. Âyet ve hadis yazarken konuşurken muhakkak önünde kaynağı olsun. Dini konularda âlimlerin dengi gibi olma. "Demiş…" ile din aktarılmaz. İşine bak, âlimler de işine baksın. Fitnecilerin, bidat ehlinin, demokratların, laiklerin bulunduğu yerde bulunma. Sonra melekler seni "onlarla beraberdin" diye görürler. “Tesebbüt” iyice incelemek öyle karar vermek Müslüman karakteridir. İnsanların iffetleri, onurları kutsaldır, bunu bileceksin. Kimsenin niyetini okuyarak, dışa vurmadığı kanaatini tahmin ederek konuşma, yazma. İnsanların şahıslarına saygılı olmamız gerektiği kadar küfür/şirk olmayan kanaatlerine de en azından sessiz kalmamız gerekebileceğini unutmayacağız. Yazarken ve konuşurken kullandığın kelimeler, mimiklerin, kullandığın sembollerin seni yansıtacak, düzeyini gösterecek. Bunu bilerek konuş ve yaz.
Bunu namazın bir parçası gibi görmek bid’attir. Böyle görmeden bir nezaket gereği dualaşma mantığı ile yapılırsa sakıncası olmaz.
Ders yapmanız mübarek bir iş, Allah Teâlâ bereketli kılsın. Bu dersi cuma günü yapmanıza gelince, dinimizde “Cuma günü hadis dersi yapma” ekseninde bir fazilet yoktur. Böyle bir fazileti siz çıkarmış olursunuz. Bu da bidat olur. O gününüz müsait olduğu için yaparsanız çok güzel olur, o günü daha faziletli gibi sayarsanız bidat olur, bereketiniz azalır. Bir de bu bidati hadis dersi üzerinden yapmış olursunuz ne yazık ki.
Secde her zaman yapılır ama vitirle bağlantılı bir ilave gibi yapılırsa o namaza ilave olur, caiz olmaz.
Müzik ve zikir birleşemez. Sözleri imana zarar veren ilahi olamaz. Tesbih, Kur'an tilaveti gibi ibadet düzeyinde görülen bir ilahi olamaz. O mahza bir bid’at olur. Bir tür dinlendirici, tefekkür ettirici olarak ilahi söylenebilir.
Ses ulaşmasında ihtiyaç hissedilen bir ortamda namazda mikrofon kullanılmasının bir sakıncası olmaz. Gereksiz olan bir ortamda ise namaz huşuu açısından sakıncalı buluruz.