Fetva Meclisi
Soru
Hocam namazdan sonra cami cemaatinin birbirlerine “Allah kabul etsin” demeleri ve musafaha yapmalarının dindeki yeri nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir Sünnet yoktur. Sünnet gibi yapılırsa bid'attir, yapılması doğru değildir. Bir muhabbet vesilesi olarak, ibadet olduğuna inanmadan yapılırsa hoş görülebilir.
'Bidat', Sünnet'te olmayan şeyi ibadet maksadı ile yapmaktır. Namazdan sonra da musafaha etmek Sünnet'te yoktur.
Musafaha; bir tür dostluk ve barış ifadesi olarak tokalaşma şeklinde yapılan bir muaşeret şeklidir. Hz. Peygamber (s.a.s.), bu uygulamaya büyük önem vermiş (Buhârî, İsti’zân, 27; Ebû Dâvûd, Edeb, 153 [5211]) ve “Birbiriyle karşılaşan iki Müslüman el sıkıştığında, daha oradan ayrılmadan günahları affedilir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 153 [5212]) buyurmak suretiyle musafaha etmeye teşvik etmiştir. Müslümanlar arasında dostluk, hoşgörü ve kaynaşmaya vesile olması hasebiyle namaz sonrasında musafaha yapmakta dînen bir sakınca yoktur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/381) Ancak namazdan sonra cami içinde veya dışında musâfaha yapmayı, cemaatle namazın ayrılmaz bir parçası gibi algılayarak topluca yapılan bir merasim hâline getirmek uygun değildir.
Elbette yanlış bu ama bir de 'bari bir namaz kurtarsın!' savunmasına diyecek şey bulamıyoruz. Halimiz budur, akıbetimiz hayrolur inşaallah.
Böyle bir konu ortaya atıldığında muasır âlimler bunu birkaç anlamsız görüşün dışında reddetmişlerdir. Bunu tam anlamıyla bir bidat olarak görmek gerekir. İbadetlerin böyle eğlence konusu yapılmasını kabul edemeyiz.
Selamünaleyküm. Hutbeden sonra dua etmek vardır, müstahab işlerdendir.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Secde her zaman yapılır ama vitirle bağlantılı bir ilave gibi yapılırsa o namaza ilave olur, caiz olmaz.
Bazı fakihler mezarın üzerine bilgi yazılmasını caiz görmemişlerdir. Özellikle Hanefi mezhebi fukahası ise israfa ve gereksiz edebiyata dönüşmediği sürece ölünün yeri kaybolmaması bakımından bunu caiz görmüşlerdir. Ancak âyet ve diğer mukaddesatın yazılmasını ise caiz görmemişlerdir.
Allah Teâlâ nimetler verirken hiçbir nimeti hesapsız ve sonuçsuz vermiyor; her nimet bir hesap ve imtihan çizgisi üzerinden gelir bize. İnternet ve ona bağlı oluşturulan imkânlar Allah Teâlâ’nın en güzel nimetlerinden biri olarak bize ulaşmıştır. Her nimet gibi bu nimetin de hesabı olacaktır. Ne kadar helal kullandığımız ne kadar lehimize veya aleyhimize çalıştırdığımız muhakkak sorgulanacaktır. İnsanlar interneti suçlayarak Allah’ın hesabından kurtulamazlar. Alkol tüketenlerin üzümü suçlaması kadar basit ve anlamsız bir suçlama da internetin insanları günaha sevk ettiğini söylemek olur. Evet, internet ölçümü yapılamayacak kadar büyük uçurumlar oluşturdu ama bu bir nimettir, her nimet gibi kullanılma şekline göre kâr veya zarar getirecektir. Ailelerin bozulma nedeni olarak interneti göstermeden önce iradelerimizin çürüdüğünden söz etmemiz daha isabetli olur. Allah’a sığınmak ve birilerinin helakine neden olan interneti bizim hidayetimizin artmasına vesile kılmamız gerekir. İnternet ve ona bağlı olarak kullanılan sosyal medya ve benzeri araçları kullanırken Müslüman olarak zihnimizde bulunması gereken uyarıları bir kırmızı çizgi niteliğinde görerek değerlendirebiliriz. Buna bağlı olarak: Allah’ın murakabesini yani kulunu sürekli denetlediğini hiç unutmayacaksın. Nerede olursan ol, Allah seni denetliyor, melekleri yazıyor ve her şey yarın önüne konacak. Yüzünü kızartacak şeyleri yazma, konuşma, görme, duyma! Bu kontrolü bir dakikalığına da olsa unutma ki, küçük bir delikten şeytan büyük bir çöküntü oluşturmasın. Gaflet bir saniyelik olur ama direksiyon ebediyen gidebilir elden. Gafletin ve yanlışın birazı olmamalıdır. Yazdığın, konuştuğun hakka destek için olmalıdır. Dolaylı da olsa batıla destek olacak işi söyleme, yazma. Bir kelime bile olsa batıla destek olacak söz olmasın arşivinde. Anladığın işi, konuyu yaz ve konuş. Her işten asla anlamazsın. Her işte ve konuda sözün olabiliyorsa sen boşsun, boşlukta bocalıyorsun demektir. Muhatap aldığın kişi, sayfa, hesap her ne ise senin seviyeni gösterecektir. Protesto etmek için bile muhatap alman sevine işaret eder. Seviyesiz, boş insanların senin muhatabın olması vakit israfıdır, prestij kaybıdır. Dikkat et. Âyet ve hadis yazarken konuşurken muhakkak önünde kaynağı olsun. Dini konularda âlimlerin dengi gibi olma. "Demiş…" ile din aktarılmaz. İşine bak, âlimler de işine baksın. Fitnecilerin, bidat ehlinin, demokratların, laiklerin bulunduğu yerde bulunma. Sonra melekler seni "onlarla beraberdin" diye görürler. “Tesebbüt” iyice incelemek öyle karar vermek Müslüman karakteridir. İnsanların iffetleri, onurları kutsaldır, bunu bileceksin. Kimsenin niyetini okuyarak, dışa vurmadığı kanaatini tahmin ederek konuşma, yazma. İnsanların şahıslarına saygılı olmamız gerektiği kadar küfür/şirk olmayan kanaatlerine de en azından sessiz kalmamız gerekebileceğini unutmayacağız. Yazarken ve konuşurken kullandığın kelimeler, mimiklerin, kullandığın sembollerin seni yansıtacak, düzeyini gösterecek. Bunu bilerek konuş ve yaz.
Ders yapmanız mübarek bir iş, Allah Teâlâ bereketli kılsın. Bu dersi cuma günü yapmanıza gelince, dinimizde “Cuma günü hadis dersi yapma” ekseninde bir fazilet yoktur. Böyle bir fazileti siz çıkarmış olursunuz. Bu da bidat olur. O gününüz müsait olduğu için yaparsanız çok güzel olur, o günü daha faziletli gibi sayarsanız bidat olur, bereketiniz azalır. Bir de bu bidati hadis dersi üzerinden yapmış olursunuz ne yazık ki.
Ses ulaşmasında ihtiyaç hissedilen bir ortamda namazda mikrofon kullanılmasının bir sakıncası olmaz. Gereksiz olan bir ortamda ise namaz huşuu açısından sakıncalı buluruz.
Müslüman’ın Allah rızası için yapacağı veya yapma fırsatı bulduğu bir işi kaçırması üzülmesi gereken bir durumdur şüphesiz. Selefimizin büyükleri böyle bir durumla karşılaştıklarında kendilerini kınamışlar bir nevi suçlu gibi hissetmişlerdir. Buna rağmen farz olmayan bir ibadeti yapamadığı için onun yerine yeni bir ibadeti planlayıp yapmayı belli bir kural çerçevesinde mecburi gibi tutmak da isabetli değildir. Şunun yerine şu, şu kadarın yerine bu kadar tarzında bir planlamaya gidilirse bu bir bidat olabilir ama kaçanın yerini dolduracak yeni bir ibadet yapmayı istemek olması gerekendir.