Fetva Meclisi
Soru
S.aleykum degerli hocam, namazdan sonra camide bir mumuminle Allah kabul etsin deyip mushafa etmek caiz midir? Boyle birseyin uygun olmadıgı konusunda bir duyum aldım da. Saygılar.
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu namazın bir parçası gibi görmek bid’attir. Böyle görmeden bir nezaket gereği dualaşma mantığı ile yapılırsa sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Bunların hiçbirinde namazı ifsat edecek bir durum yoktur.
Aleykümselam. Haklısınız, Sünnette öyle bir uygulama yoktur. Siz şunu çözün önce, mukabele Sünnet diye mi takip ediliyor yoksa Ramazan kültürü gereği mi?Öyle veya böyle, günah diyebileceğimiz bir durum yoktur ortada; sevap eksikliği ve bereketsizliktir bu durum.
Selamünaleyküm. - Son Sünneti ilk Sünnet ile beraber namazdan sonra aceleniz olması gibi bir gerekçe ile yaparsanız sakıncası olmaz ama sevap artırmak gibi ibadet eksenli bir maksatla yaparsanız bid'at olur. - İkametten sonra ezan duası yoktur.
Selamünaleyküm. Hiçbir namaz vaktinden önce caiz değildir.
Selamünaleyküm. Sünnet merasimi yapılabilir. Şu anda yapılan ise merasimden çok israf içeriklidir. Yapılmamasını tercih ederim.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Eski fıkıh kitaplarında bulunması mümkün olmayan bir husus olduğu için ses yükseltme cihazı ile kılınan namaz konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Genel teamül, böyle bir namazın caiz olacağı şeklindedir. Mümkün olduğunca da namaz kılınan büyük mekânlarda saflar arasında en az göz görme mesafesi açısından fiziki bir bağlantı sağlanmalıdır. Ses cihazı bir bid'at olamaz. Çünkü bid'at, ibadetin kendisine ilave yapmanın adıdır. Bu sadece bir alettir. Kullanımın caiz olup olmayacağı konuşulabilir.
Selamünaleyküm. Bid'at, dine ilave yapmaktır ve tehlikelidir. Eğer sizin okuduğunuzu söylediğiniz duayı, yapmak istediğiniz bir dua olarak görüyor ve okuyorsanız, içeriği sakıncalı olmadıkça yapılmasında sakınca olmaz. Ama aynı duayı, 'namazdan sonra ya da filan durumda yapılması gereken dua' hâline getirirseniz bu bir bid'attir, yapılması günah olur. Meseleyi bu şekilde anlayabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Hiçbir ilave doğru değildir, hoş görülebilir değildir. İkaz edin, müftülüğe müracaat edin, doğrusunu sorun. Böylece hatanın düzelmesine katkıda bulunun, sevap kazanın.
Tam istediğini bulmadan ölebilirsin; bulduğunu iyi hâle getirerek yaşamaya çalış.
Herhangi bir ibadetin ibadet olması ancak onu, ashabın yapması ile yani Peygamber aleyhisselamdan görmesi ile mümkündür. Kandil tebrikleşmesi ise ashabın yaptığı iş değildir. Dolayısıyla ibadet olarak bir değeri yoktur ama örf olarak, sevgi ve kaynaşmaya zemin hazırlaması bakımından yapılabilir. Ne yazık ki bu da bıktıracak bir şekil almıştır. Diğer sorunuza gelince, farz ibadetlerde kandilde ya da başka bir zamanda diye bir şey olamaz. Nafileler ise her zaman nafiledir.
Selamünaleyküm. Tasavvuf, sistematik olarak ashabı kiram zamanında yoktu. Ama İslam'ı ince ayarlarıyla yaşama anlamındaki muhtevasını İslam'ın ruhundan almaktadır. Bunun tartışılacak bir yönü yoktur. İmam Gazâlî gibi bir mutasavvıf, peşinden gidilecek ve izi sürülecek bir şahsiyettir ama lüks ve şatafat içinde yaşayıp zühd edebiyatı yapan tasavvuf sektörü mensupları sun'idir, asla peşlerinden gitmek zorunda değiliz. Kim Kur'an ve Sünnet'i birinci ve aşılamaz ölçü görüyor, gördüğü gibi yaşıyorsa adının ne olduğu hiç önemli değildir. Onu severiz sayarız. Felsefeyi dine karıştıran, çağın fitnelerine karşı cıvık kalan, ashabı kiramı ikinci plana düşüren de bizim gözümüzde arızalıdır. Ne severiz ne peşinden gideriz. Kandiller için de şunu söyleyebiliriz: Eğer kandiller 365-5 = Müslümanlık gibi bir formülün gerçekleşmesi için ise onu da yok sayarız. Bu bir tuzaktır deriz. Hayır, birbirimizi hatırlama ve hiç değilse bir günü kurtarma sebebi ise ona sıcak bakarız. Allah'a emanet olun.