Fetva Meclisi
Soru
Kur'an ayetlerini altın zemin veya ipek zemin üzerine yazmak günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinen necis sayılan bir zemin üzerine (mesela domuz derisi, alkollü bir zemin gibi) Kur'an ayetlerinden yazılamaz. Fukahamız bunu kasten ve isteyerek yapan birinin Allah’ın kelamını tahkir ettiği için dinden çıkmış olabileceğini söylemişlerdir.
Bazı fakihler mezarın üzerine bilgi yazılmasını caiz görmemişlerdir. Özellikle Hanefi mezhebi fukahası ise israfa ve gereksiz edebiyata dönüşmediği sürece ölünün yeri kaybolmaması bakımından bunu caiz görmüşlerdir. Ancak âyet ve diğer mukaddesatın yazılmasını ise caiz görmemişlerdir.
Direkt duvara yazılma veya levha olarak asma şeklinde Kur'an ayetlerinin duvarlara yazılmasını bazı Hanefi fukahası kerih görmüşlerdir. Genel olarak bakıldığında ise Allah’ın âyetlerine saygısızlık ve laubalilik durumu oluşmadığı zeminler için âyetlerin duvarlara yazılması, işlenmesi veya levha olarak asılmasında sakınca yoktur denebilir. Sakıncalı gören fakihlerin endişesi gerekli saygının gösterilememe endişesidir. Camilerin kıbleye bakan duvarında ve özellikle imamın mihrabında âyetlerin yazılması ise namaz kılanın zihnini meşgul etmesi endişesi ile bu şekilde değerlendirilmiş ve kerih görülmüş ise de fakihlerin genel kanaati caiz olacağı şeklindedir. Kur'an ayetlerinin yalın bir ziynet/süs maksadı ile duvarlara asılması, işlenmesi ise kabul edilebilir değildir şüphesiz. Kur'an ve âyetleri ibret almak, gereğini yapmak için okunur, bulundurulur. Abdestsiz ellenmesi, basit bir ortamda ve durumda tutulması gibi durumlarda ise böyle bir iş caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Bu üç sorunun üçünün de esasen cevabı 'sakınca yoktur' şeklindedir. Esas böyle olmakla beraber, mushafın Kur'an'ı temsil eden yönünün her türlü tazime layık olduğunu, tazimin imanı yansıttığını düşündüğümüzde bir tek noktanın bile konmamasını emreden idraki uygun buluruz. Kısacası, koymamak doğrudur. En az ne kadar o kadar konması olabilir. Allah Teâlâ kitabı ile amele hepimizi muvaffak kılsın.
Kur'an-ı Kerim’deki âyetler bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz tarafından dizilmiştir. Hatta bu dizme bizzat Cebrail aleyhisselamın yönlendirmesi ile olmuştur. Yani bir surenin içindeki ayetlerin sıralamasında sahabilerin hiçbir katkısı yoktur. Bu konuda âlimlerin görüş birliği vardır. Âyetlerdeki anlam bütünlüğü, mucizevi beyan da bunu gerektirmektedir. Bunun aksini düşünmek Kur'an-ı Kerim’deki kutsiyeti tartışmaya açabilecek sıkıntılar getirebilir. Kur'an ayetleri başka yere taşınıp yazılırken de o sıralamaya uyulması zorunludur. Âlimler âyetlerin sıralaması ile oynanarak dizilmesini abes bir iş ve gerekli tazime aykırı olacağı için haram görmüşlerdir. Âlimlerin önemli bir bölümü surelerin tertibinin de bizzat Peygamber aleyhisselam tarafından yapıldığını söylemişlerdir. Âyetlerdeki gerekçeleri sureler için de söylemişlerdir. Fıkıh imamlarının da içinde bulunduğu başka bir görüşe göre de surelerin sıralamasında sahabenin uygulaması da bulunmaktadır ama genel olarak Peygamber aleyhisselam tarafından yapılmıştır. Fukaha namazda surelerin sıralamasına uymadan okuma yapmayı mekruh görmüştür. Elimizdeki mevcut Mushaf’ta bulunan sure ve âyetlerin tertibine sahip çıkmamız ve aykırı bir uygulamayı yapmamamız kesinlikle kitabımıza tazim bakımından gerekli olandır.
Toz toprak, çamur altına kalabilecek bir zemine veya kasıtlı kasıtsız bir başkasının üzerini çizebileceği, hakaret içerikli ilave yazabileceği bir alana ayet ya da mukaddesatımızdan bir şey yazılmasını caiz göremeyiz. Bunu mü'min olarak kabul edemeyiz. Araçların içinde yani korunabilecek bir alanda olabilir ama ona da dikkat edilmelidir.
altın konusundaki diğer fetvalar
Define işi bir takıntıdır. Helallikten önce sağlık açısından ele alınmalıdır. Yasal olmayan yöntemle yapılması da sakıncalıdır.
Eşiniz haklıdır. Konuşulan altın olduğuna göre ödeme de altın olarak verilecektir. Eşiniz şu anda bu hakkından vazgeçip “şu kadar lira” vermenizi isterse onda da sakınca olmaz.
Ticari bir firma adı vermemiz mümkün olmaz ama faiz işi de yapan bir kurumdan öyle bir ticaret yapılamaz.
Bu durumda size zekât düşmez.
Mehrin maddi bir nesne olmasını tercih edin. Mehir ve manevi değerleri iç içe getirirseniz bundan siz zarar görebilirsiniz. Kadın erkeğe “başkası ile nikâhlanmayacaksın” diye bir şart getirebilir. Bunda bir sakınca yoktur. Geçerli olması açısından da geçerlidir. Yalnız şunu bilmelisiniz: En baştan bunun konuşulduğu bir evlilik, diğer evliliklerden daha riskli olabilir. Siz yine de Allah'a ve kendi yüksek samimiyetinize güvenmeyi tercih edin.
Aldığınız gibi hiçbir kâr koymadan onlara sattığınızı söylerseniz bu yalan olur, caiz olmaz. “Sizden yol paramı alırım” diyerek bir nebze kâr koyduğunuzu hissettirin. Onlar bunu bilsin, o zaman helal olur.