Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz dini nikâh kıyarken eşimin istediği altın o tarihte 24 bin TL ediyordu. Benim niyetimde bu mihri para olarak vermek vardı, açıktan söylemedim çünkü öyle biliyordum. Bir gün konusu olunca eşim para değil altın olarak istedim dedi. Şimdi istediği altının değeri 100 bin TL’yi buldu ve her geçen gün artıyor ve benim bunu ödemem zorlaşıyor. Hocam bu durumda ne yapılması gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu rakam, sizin borcunuzdur. Eşinizin istediği zaman onu ödemeniz gerekir. Size onu bağışlaması da mümkündür.
Şu anda rica edersin kabul edilirse o olabilir. O bir sözdü ve sen bilerek söz verdin.
Belirttiğiniz rakam sizin borcunuz, eşinizin de alacağı idi. Şu veya bu sebeple eşiniz sizdeki alacağından feragat edebilme hakkına sahipti. Boşama karşılığında hakkından vazgeçmesi ise ikinci bir hakkı idi. O bu hakkını kullandığına göre sizin borcunuzu iptal etti demektir. Durum sizin belirttiğiniz gibi ise şu anda sizden bir alacağı yoktur. Onun Müslüman olması veya olmaması bu durumu değiştirmiyor.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Aleykümselam. Evet, sizin mehrinizden eşiniz sorumludur. Er geç o, ödemesi gereken bir borç olarak onun üzerinde kalmıştır. Yine de siz böyle bir meseleden ötürü huzurunuzu bozmamaya dikkat edin. Dikkat ederek ve kırmadan hakkınızı isteyebilirsiniz. Hiçbir maddi kazanç huzurunuz kadar değerli olamaz.
Siz, ablanıza zulmettiniz. Ondan kesinlikle helallik almanız gerekir. Ancak parasını kâr etmiş olarak sizden istemesi doğru değildir. Önce siz ona parasının aslını verin. O dosya kapansın. Ondan sonra da gönlünü nasıl alacaksanız alın. Ama muhakkak helalleşin. Allah'a emanet olun.
altın konusundaki diğer fetvalar
Özellikle Hanefi mezhebi fukahası Kur'an ayetlerinin altın zemin üzerine yazılmasını caiz görmüşlerdir. Fakihlerden bazıları da Kur'an ayetlerinin böyle işlerle asıl saygının dışına taşırılmış olacağını düşünerek bunu caiz görmemişlerdir.
Bu durumda size zekât düşmez.
Define işi bir takıntıdır. Helallikten önce sağlık açısından ele alınmalıdır. Yasal olmayan yöntemle yapılması da sakıncalıdır.
Şöyle biliniz: a- Seksen bir gram altın veya o altını satın alabilecek para/değerli kâğıt elinizde olduğu gün sizin için ZEKÂT TAKVİMİ başladı demektir. (Bundan daha fazla da olabilir. Bu rakam ilk başlama rakamıdır.) b- Üzerinden bir kameri yıl (355 gün) geçince o miktar geri gelmişse yani seksen bir gram altının aşağısına gerilemiş ise zekât hesabınız o sene için kapandı demektir. c- O rakam aynı duruyor ya da arttı ise artanlarla beraber toplamın yüzde iki buçuğunu zekât olarak vereceksiniz. (Arada anaparaya katılan miktar için yıl geçmesi gerekmez, o yılı geçene ilave olarak zekâtı verilir.) Allah kabul etsin.
Kâr dediğin kısmı çıkar, gerisini kullanmaya devam et.
Ticari bir firma adı vermemiz mümkün olmaz ama faiz işi de yapan bir kurumdan öyle bir ticaret yapılamaz.