Fetva Meclisi
Soru
4 mezhepten hiçbirini kabul etmeyip kendi bildikleri ile amel eden ve sadece Nasruddin Elbani'nin fetvalarına tâbi olan günümüzdeki 'Vahhabiler' doğru yolda mılar? Hocam, benim yaşadığım şehirde 'Vahhabiler' çoklar. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir insan iman esaslarını kabul edip yaşadıktan sonra Mü'min olmanın gereklerini yerine getirmiş olur. Bu sözlerinden dolayı ona kâfir diyecek hâlimiz yoktur. Ama bu sözlerin durduğu sabit bir yer de yoktur.
Aleykümselam. 'Vakıf veya derneği din gibi görmek' cahillikten başka bir şey değildir. 'Vakıf veya derneği gereksiz görmek' de akıllıca bir iş değildir. Her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Bir mü'min ne vakıfta iyi mü'min olur diyebiliriz ne de evinde iyi olur diyebiliriz. Herkesin kapasitesi ve ihtiyacı farklıdır. Sizin gibi bir anne kadının evi en büyük merkezi olmalıdır. Vakıf ve toplantılara da evinden artan zamanlarında gitmelidir. Haftada dört gün az da olabilir çok da olabilir; bu kişiden kişiye değişir. Sizin kalbiniz orada huzur bulmadığına göre terk edin orayı. Yeni bir yer bulmaya çalışın. Öncelikle de eşinizin izin verdiği yer olsun. Dini kendisi gibi gören hocada da, vakıfta da hayır yoktur. Daha mutedil düşünün, abartmayın konuyu. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. İman ve namaz gibi konuların esasında mü'minlerin farklı olması söz konusu olamaz. İnce ayarlar diyebileceğimiz konularda farklarımız vardır. Bu farklardan ötürü birbirimizi çekiştirmememiz gerekir. Sizin de onlar gibi diyerek kendinize farklılık getirmenizin bir anlamı yoktur.
Değerli kardeşim, Suudi Arabistan'da camilerde Hanbelî mezhebine göre namaz kıldırılmaktadır. Orada kılınan namazlarda fıkıh açısından bu ümmetin temel ilkelerine ters bir durum yoktur. Sizin “Vahhabî” olarak isimlendirdiğiniz olgu ise camide namazı etkileyecek bir farklılık değildir. “Vahhabilik” daha çok siyasi bir olgunun adıdır. Zannederim ki, şeytan sizi cemaatle namaz gibi büyük bir sevap kaynağından mahrum bırakıyor. Acilen camiye dönün. Caminin aramızdaki açığı kapatmadığı bir dünyada bizim Ümmet-i Muhammed olma iddiamız ispat edilemez bir iddia olarak bu gök kubbenin altında sönüp gidecektir. Ezanların ve camilerin bizi birleştirmediği bir dünyada biz aramızdaki fitneleri Siyonizm'e yükleyerek sadece kendimizi kandırırız. Hemen camiye dönün. Hak mezheplerden biri olan bir mezhebin bağlılarının arkasında namazınız olur. Büyük bir ecri kaybediyorsunuz. Bir de gereksiz bir fitne içinde kendinize bataklık ayırıyorsunuz. “Vahhabilik” siyasi bir akımdır, akide konularını kurcalayarak bu ümmeti parçalama yoluna giden taraftar ve karşıtlarının kullandığı bir ismi sevap kaybı nedeniniz yapmayın. Zaten siz camide konuşulanları yani vaazları anlamıyorsunuz. Kıldığınız bir namazdır. O namaz da “vahhabiliğe” göre değildir. Hanbelî fıkhına göre kılacaksınız biiznillah.
Selamünaleyküm. Kimin yolunun yanlış olduğunu araştırmak görevimiz değildir. Kalbimizin ısındığı hangisi ise onunla beraber oluruz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı yani ilk Müslüman olan nesil elbette bizimle aynı imanı, aynı Kur'an’ı ve aynı davayı paylaşmaktadırlar. Daha da isabetli olan ise şudur: Biz elbette onlarla aynı iddiaları ve yolu sürdürdüğümüzü söylüyoruz. Buraya kadar bir sorun yoktur. Ne var ki, onlar hakkındaki kararı bizzat Allah Teâlâ verdi ve onların kimliğini onayladı. Biz ise henüz iddia sürecindeyiz. Bizim yapmayı ideal ve iddia ettiğimiz şeyler onların başarıp bitirdiği şeyler oldu. Başta Kur'an’ımız olmak üzere onları bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz övdü ve takdir etti. Tarih onları öne çıkardı. Bu sebeple kâğıt üzerinde bir aynı olma söz konusu olur ama pratikte aynı olmayı ispat edemeyiz. Onlar hakkında ana hatları ile şu malumatı tespit etmemiz gerekir: Sahabiler Allah onlardan razı olsun, Peygamber aleyhisselamın talebeleri ve ilk neslidir. İmanla dolu kalpleri, ispat edilmiş Allah ve Peygamber sevgisi, konuştuklarına ve sözlerine sadakatleri, ortaya koydukları fedakârlıkları ve benzeri ayrıcalıklarıyla onlar bu ümmetin en üstünleri oldular. Onlardan daha imanlı, daha ahlâklı, daha iyi ibadet yapan olmadı, olmayacak da. Kur'an’ımız onları böyle övdü. O kadar ki bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları sevmeyi imandan, onlara buğz etmeyi de nifaktan saydı. Kıyamete kadar mü'min olarak yaşamak isteyen ve Rabbine imanla gitmek isteyen herkes böyle bilmek ve bunu kabul etmek zorundadır. Hiçbir zaman ve hiçbir kavram onları eskitemeyecektir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Tek bir erkeğin göreceği bir yerde bile kadının 'oynaması' hatta tesettürsüz bulunması asla caiz değildir. Düğünde oynamaya gelince, böyle bir şey sadece kadınlar arasında bile olsa netice olarak seviyesiz bir iştir. Annenize Allah akıl fikir versin. Haramın birazı olmaz. Haram haramdır. Direnin, Allah'tan sevap kazının.
Selamünaleyküm. Sorunuzda yanlışlık var. Göbekle diz kapağı arasını tıbben şart olmayan bir gerekçe olan 'lazer epilasyon' gerekçesiyle kadına bile olsa açmak caiz değildir. Lazerle temizlik yaptırmak ise tıbben bir sakıncası yoksa caizdir.
Aleykümselam. Kadın, mahremi bir erkek olmadan seferi sayılabileceği doksan km. mesafeden uzun yolculuğa çıkamaz. Eyinin vefatının üzerinden DÖRT AY ON GÜN geçmeden de evinden çıkamaz.
Selamünaleyküm. Böyle bir karşılama şekli Sünnet'te yoktur. Şu andaki uygulamalar riya kokmaktadır. İyi bir mü'min, bunu istememeli ve yapmamalıdır.
Aleykümselam. Mezhebinize bağlı kalın ama ya namaz ya mezhep noktasına gelirseniz Hanefilere göre caiz olması sizin için yeterli olmalıdır.
Selamünaleyküm. Sizdeki özel duruma bakarak avuç içi kadar ölçüsü ile hareket edebilirsiniz.