Fetva Meclisi
Soru
Hocam yeni mezun olduk, üniversiteden atanmak için sınavlara çalışıyoruz ve şu an bir gelirimiz yok. Sinema veya tiyatro biletlerini alırken öğrenci indirimi kullanıyoruz. Bu durum doğru mudur? Kul hakkı söz konusu ise bu hakkı nasıl ödeyebiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. O kart size ne için ve hangi şartla verildi o şekilde kullanabilirsiniz. Aksi takdirde kul hakkı olur.
Yasalar size ne diyorsa onu yapın. Kaydınız silinmedikçe kartınız alınmıyorsa sakıncası yoktur. Sadece devam eden öğrencilere mahsustur şeklinde bir kayıt varsa kullanmanız caiz olmaz.
Sizinle pazarlık yapılmış ya da siz pazarlık yapmışsınız ve bir fiyata imza atmışsınız. Bir başkası da bir imza atmış. Ortada, “bütün müşterilerden aynı fiyat alınacak” diye bir ilan yoktur. Bu açıdan bakıldığında sizin ücretin tamamını ödememeniz bir kul hakkıdır, kesinlikle helalleşmeniz gerekir. Zaman geçmeden helallik alın. Aradığınız kalite meselesinden bakıldığında ise bunu da o zaman beyan etmeli ve kalite arayışı içinde olmalı idiniz. Şimdiki talebinizin anlamı yoktur.
Selamünaleyküm. Kredi kartını zorunlu olmadıkça kullanmamanın en iyisi olduğunu söylemeye gerek yoktur. Yaptığınızda bir hata göremedim. Sözünü ettiğiniz kurumdaki paranız için de haram diyecek bir bilgiye sahip değilim.
Selamünaleyküm. Telif hakkına saygılı olunması temel prensibimiz olmalıdır. Sahibinin kanunen gerekli olan koruma tedbirini almamış olması, örfen kullanıma belli ölçüde izin veriliyor sayılması gibi nedenlerle sözünü ettiğiniz ürünler kullanılabilir. Muhtevasında haramlık bulunan bu tür ürünler için korunmuşluk fıkhen söz konusu olmaz. Bunu da bilelim.
Selamünaleyküm. Kul hakkından önce ahlâk kanseri vardır gündemde. Ahlâk gittikten sonra hakka da gerek yoktur diyebiliriz. İstiğfar edin, böyle şeylere tekrar bulaşmayın.
hak konusundaki diğer fetvalar
Burada önce “hakkım olan” beyanını incelemek gerekir. Herkes yaptığını doğru görebilir, kendisini haklı bulabilir. Herkes yasaları kendisine uydurmaya çalışabilir. Kimse haksızlığı kabullenmiyor olabilir. Savcısı da hâkimi de kendisi olan bir insan “benim hakkım” diyebilir. Bu sebeple bağımsız ve adil kişilerin “senin hakkındır” dediği şeyi ancak rüşvet ile alabiliyorsan o verilen rüşvet alan için rüşvettir ve haramdır, veren için ise gasp edilmiş bir şeydir ama rüşvet değildir. Bu durumda mü'min insanın takvayı tercih edip haramdan ebediyen uzak kalması evla olandır ama fetva olarak malını, canının, onurunu kurtarmak için zalime rüşvet verebilir, bu verdiğinden dolayı günaha girmez.
Bir mü'min olarak kimsenin üzerimizde hakkı olmadan ahirete gitmek isteriz elbette. Allah Teâlâ hepimizi buna muvaffak kılsın. Bilerek ve bir sonuç getirecek hata yaptığımızda ikinci insanların bizde hakkı olur. Buna kul hakkı deriz. Hayat içinde kastımız olmadan, örf olarak “olabilir” kabul edilebilecek hataları ayaklarına gidilip helallik istenecek şeyler görmek abartı olur. Bu durumlar için “affedersiniz” güzel bir tepkidir ve yeterlidir. Allah’a emanet olunuz.
Yasaların size izin verdiği bir işi, hile ve aldatma olmadan yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Böyle bir kul hakkı oluşmaz.
Arkadaşınız kendisine ait bir şeyi size verebilir. Ona “kimseye vermemesi” konusunda bir şart koşulmamış ise onun size vermesinde sakınca olmaz.
Bu bir kul hakkıdır. Ahirete gitmeden önce bu haktan kurtulmanız gerekir. Şöyle yapın: Böyle bir günah işlediğiniz için samimi bir tevbe yapın. Minibüs sahibini bulmaya çalışın. Ondan helallik isteyin verirse ne ala, vermezse istediği hakkını verin. Onu bulamazsanız varislerini bulun. Bu da mümkün olmuyorsa o gün cebinize haram olarak giren miktarı yaklaşık olarak da olsa tespit edin ve o miktarı bir fakire sadaka olarak verin. İnşaallah ahirete götürmezsiniz o hakları.
Haram bir işi icra etmiyor olduğu sürece müteahhitlik için asla haram diyemeyiz. O da helal bir meslektir. Mesela bir meyhane inşaatı veya faizli bir banka binası değilse söz konusu taahhüt bir sakınca iş olarak söz konusu değildir. Yalnız ülkemizde ve zamanımızda sürdürülen müteahhitlik mesleği üzerinde bazı hatalar da göz ardı edilemez. Özellikle kul hakkı boyutu ile bakıldığında bu meslek tehlikelidir diyebiliriz. Devletle bağlantılı ihalelerle ilgili olarak not düşmeye gerek yoktur zannediyorum, herkesin bildiği açık bir milyonların hakkı ile ölüp gitme riskinden söz edebiliriz. Diğer sivil olan müteahhitlikte ise insanların sınırsız zevklerine hitap edilen bir işte ne kadar hakkı verilerek bir iş yapılabilir bunu iyi düşünmek gerekiyor. Müteahhit kardeşlerimiz bitmiş işlerini satmalıdırlar. Söz verilerek yapılan işlerde daha sonra sorun oluşması ihtimali yüksektir. Bir bina yapımını örnek alacak olursak yüzlerce itiraz noktasından söz etmek mümkündür. Sözleşmeler çok ayrıntılı ve noter şartlarında yapılmalıdır. Akraba veya dost değil iş yapılan muhatap olarak bakılmalıdır herkese. Kul anlamasa da kulu yaratan anlıyor diye bilinmelidir. Bu inceliklere dikkat edilemiyorsa bu meslek tehlikelidir. Yarın Allah’ın huzurunda düşük kaliteli bir musluktan ötürü hesap vermek Müslüman için zordur. Bunu anlatmak istiyorum. Allah yardımcımız olsun.