Fetva Meclisi
Soru
Babamın ilk hanımı vefat ediyor. 3 erkek 1 kız çocuğu ondan kalıyor. Babam annem ile evleniyor. Annemin, babamdan 4 kızı oluyor. Babam yaşarken bir evi hiç istemeyerek anneme tapulamamızı kabul ediyor. Felçli olduğu için tapu işlemlerini biz yaptık. Üvey abiler çok zengin olduğu için bu işe itiraz etmediler fakat üvey ablam, evin annenize tapu edilmesine razı değilim, dedi. Babamın ölümünden sonra kalan malları üvey abla ve 4 kız aramızda paylaştık. Üvey ablaya en az değerdeki malı verdik. Ben anneme verilen evi aldım. Diğer 3 kardeşim de kalan malları aldılar. Yani her kardeş üvey abladan 5 kat fazla mal aldık. Üvey ablam hiç istemeyerek, abilerine karşı gelmek istemediği için durumu kabul etti. Üvey ağabeyler haklarını bize devrettiler. Üvey ablam evli, biz bekardık. Anne ve babamız ölmüştü. Kalan evde oturuyor, kiralarla geçiniyorduk. Üvey abiler geçimimiz üstlerine kalmasın diye ve çok zengin oldukları için haklarını noterde bize devrettiler. O sırada iki kardeş üniversite okuyordu. Ablam da boşanmış ve bize gelmişti. Kısacası, üvey ablamın hakkı üzerimize geçti mi? Ayrıca ben annemden kalan evi aldığım için üvey ablamın bu ev içinde hakkı var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanız vefat edince, onun doğurdukları dışındakilere hak kalmaz. Erkek kardeşiniz ve siz kalanı alırsınız. Anneniz ondan sonra vefat etti ise annenize de pay düşerdi. Sonra anneniz ölünce üvey kardeşleriniz de sizinle beraber annenizin mirasını paylaşırdı.
Eğer aranızda bir ittifak sağlayabilirseniz dinen bu ittifak geçerli olur. Eğer ittifak sağlayamazsanız, dinen nasıl bölüşülecekse o şekilde bölüşmeye razı olmanız gerekir. Ama anlaşılan kardeşlerden bazıları devletin kararına göre sonuç almak istiyorlar. Bu durumda sizin de yapacak bir şeyiniz yok demektir. Ama ne olursa olsun, elinizdekinin tümünü de verseniz kardeşlik bağlarınızı sakın koparmayın. Şu dünyanın bütünü bir kardeşin eli kolu kadar bile değerli değildir. Bir dağın kenarındaki yüz metre kare yere değer mi hiç? Gerekirse bütününden vazgeçin, kardeşlerinizden vazgeçmeyin. Allah'ın katındaki daha hayırlıdır, bunu iyi bilin.
Selamünaleyküm. Allah babanıza rahmet etsin. Babanızın kardeşinin hiçbir şekilde malda hakkı olamaz. Size babanızın sağlığında aldığı daire ise sizindir. Babanız ölünce geride kalan malın % 66,667'si sizindir geri kalanı da kız kardeşinizindir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. İnsan sağlığında miras bölemez. Babanızın böyle bir bölmeye hakkı yoktur. Ancak emri vaki ile bir hibe yapabilir. Bu da onun adına zulüm ihtiva ederse vebale girer. Size tavsiyem, tenezzül edip babanızla tartışmayın. Bırakın o peşinizden koşsun kıyamet günü. Kardeşlerinize de durumu izah edin. Onlar da vicdanen zorlansınlar.
Ablanız babanıza para verirken 'BORÇ' verdiğini belirterek, babanız da 'BORÇ' olarak almamış ise bu bir babaya hibe durumundadır. Anlaşılan da sonuç böyle çıkacaktır. Bir borç sözleşmesi söz konusu ise o takdirde babanız aldığını geri verecektir. Bu durumda borç değil de kızın parasını babaya vermesi şeklinde bir anlayış ortada olduğundan babanızın yaptığında bir zulüm vardır ama ablanızın ahiretini tehlikeye atmamasını tavsiye ederim. Eğer babanız buradaki haksızlığa göz yumuyorsa işi ahirete havale ediyor demektir. Ablanız alacağını orada alsın, daha kârlı olur. Allah'a emanet olun.
Bir kişinin özel mağduriyeti, kendisine düşecek mal taksimatı konusunda farklı olmasını gerektirmez. Diğer kardeşlerin sizin için hususi bir ferağati olursa size farklı bir şey verilebilir. Mağdur ya da zorda olan biri olmanız başka şey, payınıza düşeni almanız başka şeydir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bütün nafile namazlar için geçerli olan kural şudur: İki rekât olarak kılınmaları daha efdaldir.
Dijital aletler için mushaf hükmü olmayacağı ulema tarafından belirtilmektedir. Yine de mümkün olduğu kadar saygı göstermeye çalışalım. Allah'a emanet olun.
Bu tür meselelerde derin araştırma yapmak doğru değildir; hangi kitabı ilk okuduysanız ya da hangisini daha iyi yapabileceğinizi düşünüyorsanız onu yapmanız gerekmektedir. Allah’a emanet olun.
Mal, bu ümmetin en ağır imtihanlarından biridir. Hatta bu ümmetin imtihanı mal imtihanıdır. Bu nedenle Allah Teala'nın kitabında ayrıntılarıyla izah ettiği konulardan biri miras konusu olmuştur. Maalesef, Kur'an hükümleriyle şekil bulmuş yasalarla yönetilmiyoruz. Mirasla ilgili durum da böyledir. Miras hukukumuzu Allah'ın hükümlerine göre belirleme imkânımızın olmadığı bir ortamda şöyle bir siyaset izleyebiliriz: a- Miras sahipleri, kendi aralarında ihtilaf etmeyecekleri bir şekilde anlaşabiliyorlarsa dinen bir sakınca kalmaz. Zira dinimiz, ihtilafı giderecek son sözü söylemiştir. Daha sonra resmi yollarla da ittifak ettikleri sonuçları tescil ettirebilirler. b- Miras sahiplerinden biri veya bir kaçı Şeriat'ın ahkâmını kabule yanaşmıyorsa, mecburen resmi sonuç talebine baş vurulacaktır. Bu durumda da fazla bir pay alan, Allah'tan korkup, kendisine intikal eden fazlalığı öbür hak sahibine iade eder. Böyle bir işlemden ötürü, kalbinden bunu istemeyip zorunluluk olarak avukata dilekçe veren vebale girmez. c- Mirasçılardan bir bölümünün Kur'an'ın taksimini kabul etmemesi nedeniyle o mirası kökten reddetmek gerekmez. Sadece üzerine fazladan hak geçmesi halinde onu zimmetinden çıkarır. d- Allah'tan korkarak hareket etmenin gereklerinden biri de, taksim nasıl yapılırsa yapılsın fıkha göre nasıl bir taksim yapılması gerektiğini ehli biriyle istişare etmektir. Biz, kimin ne yaptığına bakmayalım. Bu bir imtihandır; kazanan olacak kaybeden olacak. Biz, imtihanı kazanmanın yollarına bakmalıyız. Allah'a emanet olun.
Bulunduğumuz tiyatronun konusuna, oynanan rollerdeki kişilere, o esnadaki farz olan görevlerimizin ihmal edilip edilmemesine göre değişebilir bu durum. Ama prensip olarak tiyatro haram değildir.
Şöyle bir ölçüyü kullanabilirsiniz: Bir eserin yazılış tarihi size yakın oldukça riski de artmaktadır. Ama bu, ne eski olan her şeyin hatasız olduğunu ne de yeni olan her şeyde muhakkak hata olduğunu göstermez. Bizim okuduğumuz eserlerde şu ölçülere uyulmuş olmalıdır: - Aşırılık taşımamalıdır. İnsanları daha çok küfre sokmak için değil, kurtuluşlarına yardım etmek için yazılmış olmalıdır. - Kur'an ve Sünnet ağırlıklı konular işlemelidir. Hoca, şeyh, âlim gibilerin görüşleri ağırlıklı olmamalıdır. - Konusu bizim anlayacağımız düzeyde olmalıdır. Ulema için yazılmış kitaplar, bizim için kaş yaparken göz çıkarabilir. - Ümmetin tamamını kuşatan konular ihtiva etmelidir. Yöresel ve bir kesimi ilgilendiren konular ağırlıklı olmamalıdır. - Ahireti hatırlatmalı, ibadete, zikre, tefekküre, cihada teşvik etmelidir. Allah'tan okumayı, okuduğumuzla amel etmeyi bize nasip etmesini dileriz.