Fetva Meclisi
Soru
Ehl-i sünnet müctehidleri arasından herhangi birine tamamen bağlanmadan, konusuna göre araştırmalarında hangi müctehidin görüşü ona daha isabetli gelirse onunla amel eden kişinin durumu nedir? Bunu yaparken her defasında kolayına gelenle değil de delilin kuvvetini baz alarak yapsa bu caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir tespit hatalı sonuca götürür. Şeyh veya âlim, insanların örnek almaları için vardır zaten. O yapıyor diye yapmayı bu açıdan ele alabiliriz. Bu da iyi bir göstergedir. Onun gözüne girmek gibi bir iş ise ona ibadet demek zordur.
Bekâr olsalar birbirleri ile evlenmeleri caiz olacak insanlar birbirlerinin namahremidirler. Namahrem olanlar bir arada ancak birbirlerini göremeyecek şekilde bulunabilirler. Muhakkak bulunmaları gerekiyorsa sokak kıyafeti niteliğinde bir kıyafetle ve cazibe oluşturmadan bulunabilirler. Kur'an dersi de olsa gerekçe durum böyledir.
Elektronik ortamda veya benzeri bir iletişim sistemi ile bağlantı kurup konuşan erkek ve kadın direkt zina yapmış olmaz ama zinaya böyle gidildiğini bilmiş olmalıdırlar. Zinaya böyle gidildiği için de bu yapılan iş de zina gibi tutulur. Büyük bir günah olarak bundan tevbe etmeli ve tekrar etmemeye azimli olmalıdırlar. Unutmamalıyız ki şeytan için küçük bir delik girilebilecek deliktir. O bir kere bünyeye girdi mi artık ondan kurtuluş olmaz. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Şeytanın hilelerine ve basit gibi gösterdiği oyunlarına çok dikkat edilmelidir.
Sizi tebrik ederim, Peygamber aleyhisselamın hatrı için nefsinin arzusundan vazgeçen kadın olarak dirilmek sizin kazancınız olacaktır biiznillah. Ne mutlu size! Evet, tespitinizde haklısınız; şeytan eşinize: “nasıl olsa o alttan alacak” dedirtir. Bunun da yakın zamanda çözümü olmaz. Siz önce şunu yapın: Eşinize, bu tavrınızın sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizin yüce hatrı ve sünnetine uymak için olduğunu ve ölmeden de onun sünnetini terk etmeyeceğinizi söyleyin. Uygun bir zamanda ve tatlı bir dille bunu izah edin. Böylece bir sünneti de hatırlatmış olun. Bir ihtimal kalbi yumuşayabilir. İkinci olarak da mesela öğlen namazını her gün her gün kılmaktan bıkmadığınız gibi bundan da bıkmayın. Bir ecir kaynağı için nasıl “hep ben yapıyorum!” diyebilirsiniz? Aman şeytan sizi boş bulunurken yakalamasın, aman ha!
Aleykümselam.Bu hadis sahih bir hadistir. Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadistir. Dolayısıyla varlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Delalet ettiği mana açısından ise şunu anlamamız gerekir: Bir insanın iman dairesi dışında olduğunu iddia etmek yani onu tekfir etmek bir belge ister. Bu belge de o kişinin imandan çıktığını belgeleyecek KESİN ve AÇIK bir belge olmalıdır. Bu yokken küfürle itham eden, kendisinin düşeceği bir kuyuyu kazmış olabilir. Anlatılan budur.
Fıkhın özünde farklılığa uygunluk vardır. Bunda da din açısından bir sakınca yoktur. Fıkıh Kur'an veya hadis değildir, ehlinin yaptığı içtihatlardır umumu itibariyle. Ve fıkıhtaki ihtilafta bir yolla uzak durmak ama gereğinden kopmamak müstehaptır. Müslüman, fakihler ihtilaf ediyor diye çelişki içinde kalmak, bir öyle bir böyle düşünüp yapmak durumunda değildir. Fıkıhtaki farklılıklardan uzak durmak için: a. Takvaya en uygun olan tercih edilebilir. b. Söz sahiplerine bakılıp daha kalbî kimliği olan tercih edilebilir. c. Harama ruhsat veren ve ruhsat vermeyen iki farklı görüş olduğunda haramdan uzak tutan tercih edilebilir. Aynı şekilde farzdır diyenle değildir diyen arasında farzdır diyen tercih edilebilir. d. Sahabeden itibaren bu zamana gelen seyir içinde daha eskilere ait olan görüş daha yeni olana göre tercih edilebilir. e. Muteber kabul edilen mezhep imamlarından birinin görüşü ilke olarak benimsenerek farklılıktan uzak kalınabilir. f. Müslüman bir yöneticinin tercihi ilke olarak kabul edilerek uzak kalınabilir. Genel olarak farklı fıkıh içtihatları ile karşılaşanlar için hangisini alsam sorularına böyle bir cevap verilmektedir. Elbette kişi, keyfiliği değil de dinine daha sıkı bağlı kalmayı amaç ediniyorsa. Gevşek bir nokta arayan için tercih zaten nefsin hoşuna gidenden yana olacaktır.
alimlerin içtihadı konusundaki diğer fetvalar
Ashabın ittifakla yaptığı ictihadını reddetmek için tehlikeli sözler söylenebilir ama diğer müçtehitlerin ictihatları adı üzerinde ictihattır. Reddeden kâfir olmaz.
Selamünaleyküm. İbadetler açısından herkes kendi ibadeti ile mükelleftir. Eş, eşin ibadetine göre yönlendirilmiş olmaz. Sadece namazlarda seferilik hükmünde kadın, erkeğin emrine uyarak seferilik yapabileceği için seferilikte ‘erkeğine bağlıdır.’ denmiştir. Bunun dışında da farz ibadetlerde kadını erkeğine bağlayan bir durum yoktur. Nafilelerde ise erkeğin hukukunu korumaya yönelik bazı tevsiyeler vardır.Evliliği alakadar eden ilkeleri belirlemede ise nikâh kıyılırkenki akit nasıl ise Şeriat’ın temel ilkelerine aykırı olmadıkça ona bağlı kalınır. Bunun haricinde de belli bir mesele vukuunda, kimden fetva alınacaksa onun içtihadına tabi olmak gerekir.
Hocaefendi, Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Din adına ve Allah'ın dinini esas alarak hareket edecek herkes için böyle bir sorun olabilir. Bir yandan dini eksiksiz anlatmak diğer yandan da dini anlatırken dinden soğutmamak oldukça hassas bir çizgi üzerinde yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Size tavsiyem şu olacaktır: a- Müçtehitlerimizin ittifak ettikleri meseleleri izah ederken mü'minlerin imamlarının kanaati olarak söyleyin onu. Tereddüt etmeye gerek yoktur. b- Müçtehitlerden sadece birinin veya ikisinin vardığı bir sonucu izah ederken ise 'İslam'ın son sözü' gibi değil de 'müçtehitlerden bir müçtehidin kanaati' olarak zikredin. İnsanlara konuşmak, onları ikna etmek peygamberlerin bile kolay yapabildikleri bir şey değildir. Dikkatli ve sabırlı olmak gerekir. Allah yardımcınız olsun.