Fetva Meclisi
Soru
Mukabelede meal okumakla hatim yapılmış olunur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an meali okumak bir ilim faaliyetidir, elbette sevaptır ama “Kur'an okumak” o değildir.
Kur'an okumak nasıl bir ibadet ise onu dinlemek de öyle bir ibadettir. Elbette okumak dinlemekten daha faziletlidir ama her ikisi de ibadettir. Şu kadar ki, ibadetle insan mükelleftir. İnsanın yaptığına ibadet denir. Elektronik cihazlardan Kur'an dinlemek caiz olsa bile bir insanın okuması veya bir insandan dinlemek gibi olmaz. Elektronik cihazlardan dinlenen Kur'an ile de mukabele olmaz.
Kur'an’ı okumak ve dinlemek aralarında fark bulunsa da aynı şekilde sevaptır. Dinleyerek de mukabele takip edilebilir. Aybaşı durumundaki bir kadının da dinlemesinde hiçbir sakınca yoktur.
Kur'an’ı okumak ve dinlemek aynı şekilde ibadettir. Okuyamadığı bölümü dinleyen de biiznillah hatmetmiş olur.
Kur’ân hatmi, Kur’ân’ın başından sonuna kadar Arapça olarak okunmasıdır. Dolayısıyla bir kimsenin hatim yapmış olması için Kur’ân’ı bizzat tilavet etmesi gerekir. Televizyon, radyo veya başka bir cihazdan okunan mukâbeleyi takip etmek veya dinlemek de sevaptır.
Meal, Kur'an gibi değildir. Edep olarak abdestli okunması evla olmakla beraber, içinde âyet metinleri bulunmayan bir meal abdestsiz okunabilir. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mukabele, bir kişinin okuyup diğerlerinin dinlediği ve o şekilde bütün Kur'an’ın hatmedildiği şeklin adıdır. Usul olarak bir oturuşta bir cüz okunur ama miktarın bir şartı yoktur. Daha az veya daha fazla da okunabilir. Ara verilerek de okunabilir. Yeter ki, bu esnada Kur'an okuma ve dinleme edeplerine aykırı bir iş yapılmış olmasın.
Oruçlunun makattan su sızdırmasının oruca zararı hakkında mesele şöyledir: Mevcut mezheplerimizin içtihadına göre makattan içeri su girmesi orucu bozar. Sadece İbni Teymiye ve onun görüşünü destekleyen bazı âlimler, makattan su girmesini orucu bozan yeme içme gibi bir durum olarak görmemişlerdir. Çünkü orucu bozan şey, mideye ulaşacak bir yeme içme durumudur. Ayrıntısını bilmiyor olmakla beraber Diyanet’in, bu ikinci görüşü esas aldığını zannediyorum. Annenizin özel bir durumu bulunmaktadır. Bu ikinci görüşle amel etmesinin inşaallah sakıncası yoktur. Biz ise birinci görüşü, genel görüş olarak uyguluyoruz. Allah Teâlâ annenize afiyet ihsan buyursun.
Şu en önemli kurallarımızdan biridir: 'Rabbimiz bize kaldıramayacağımız bir yük yüklememiştir.' Bütün kulluğumuz bu temel ilkenin etrafında dönmektedir. Biz kendi kendimize kaldıramayacağımız bir yük üretirsek, böyle bir üretmenin kendisi bir yük olur ve vebal getirir bizim için. Hoca olan hocalığı ile talebe olan da talebeliği ile sınırlamalıdır kendisini. Abartan kendine zarar verir. Bir ikinci kanun da şudur: Mü'min insanın işleri, a- Zorunlu olanlar, b- Gerekli olanlar, c- Lüks olanlar diye üçe ayrılır. Mesela namaz, mü'min hayatta olduğu sürece 'zorunlu' işlerinden en başta gelenidir. Bunun yanında haberlerden haberdar olmak bazen 'zorunlu' olur bazen da lüks olabilir. Buna göre de mü'min, kendini plansız duruma düşürmeden iş yapar durumda tutması gerekir ilkesi çıkmaktadır. Zamansız ve plansız işlerimizden bereket çıkmayabilir. Bunu hiç tereddüt etmeden bilmelisin. Bütün bunların günlük hayatımızda bir kargaşa nedeni olmadan yürütülebilmesi için de mü'min gencin bir mürşidi olması gerekir. Bu mürşid, bir tarikat büyüğü de olabilir, ilim adamı da olabilir, yaşlı başlı güngörmüş bir mü'min de olabilir. Yeter ki imanlı olsun, dine bakışı umumi olsun yani dini bir köşesinden alan olmasın. Allah yardımcın olsun. Kıymetinizi bilin, bu ümmetin umudusunuz.
Yemek seçmek yaratılıştan gelen bir durumdur. Yemek seçici olmak günah değildir. Nimeti hor görmek, israf etmek, kınayıcı söz söylemek günahtır.
Gıybet bir insan hastalığıdır. Gıybeti yapılan ile helalleşmek yegâne kurtuluşudur. Özellikle gıybeti yapan helallik talep edecektir. Kesin kurtuluş ancak böyle olur. Şüphesiz tevbe ve istiğfar ayrı bir şarttır. Helallik mümkün olmayan durumlarda ya da helallik talebinin ikinci bir fitne oluşturacağı pozisyonlarda istiğfara ve duaya sarılacağız. Gıybet, vakit boşluğu, konu kısırlığı ve arkadaş çevresinin sorunudur. Bu üç şeyi toparlayınca gıybet sıkıntısını en azından asgari düzeye indirebiliriz. Allah yardımcımız olsun.
Kızım, bu vehme yaşı otuza gelenler bile takılmıyorlar. Sen bunu gereksiz yere dert ediniyorsun. Bir atasözü vardır: Sakındığın göze çöp batarmış.. Sen pipiriklik ettikçe şeytan senin üstüne geliyor. Bu kadar basit. Sen, mü'min genç bir kız olarak bakımlı ol. Kendini ve seviyeni düşürme. Acele etme. Kendini kaderine sal. Bak gerisi ne kolay olacak. Tabii ki dua etmeyi de ihmal etme sakın.