Fetva Meclisi
Soru
Yemek konusunda çok seçiciyim. Sevmediğim bir yemeği yemektense sadece ekmek yemeyi tercih ederim. Yemek seçmenin dinen hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle şunu bilmeliyiz: - Yemekte temel ölçümüz helal, temiz ve sağlıklı şeyleri yemektir. - Yemeği gıda ihtiyacı için yemeliyiz; zevk için yemek yoktur. - Yemekte israf sadece ekmeği çöpe atmak değildir. Midemizin ve bedenimizin israfı da bir israftır, o israf da haramdır. - Yemek, vakit israfı nedeni olduğunda da sakıncalıdır. - Helal yiyecekleri ikiye ayırırız: Et olanlar ve at dışındakiler. Et olanların Müslüman tarafından besmele ile kesilmesi şarttır. Bugünkü Yahudilerin besmele ile kestikleri yenebilir. En azından kendi çaplarında dindardırlar. Hıristiyanların ise besmele ile bile kestiklerinin yenmesi mümkün olmayacağı kanaatindeyiz. Onların Hıristiyan bile olmaları tartışılır bir durumdur. Laikliği benimseyerek ellerindeki muharrfef dini bile eritmişlerdir. - Et olmayanlarda ise bu ayrım yoktur. Bize göre yenmesi/içilmesi helal olan bir şeyi kâfirlerin elinden ve onlarla beraber yiyebiliriz. İkram edebiliriz, ikramlarına gidebiliriz. - Yemeğini yemeyeceklerimizle bu durumu, bir savaş konusu gibi ilerletmenin de anlamı yoktur; ortamımız buna uygun değildir. Ortadan gerekçelerle yemeklerinden uzak kalabiliriz. - Temel siyasetimiz şu olmalıdır: Helal, Temiz, Sağlıklı yeriz. Müttakilerle yer, Müttikileri yedirir, Müttekilerden yeriz.
Düğün/nikâh ilanı için yemek vermek erkek tarafının görevi olarak müstehaptır. Terk edilmesi bir günah değildir. Evet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz nikâh yemeğini verin buyurmuştur ama bu “namaz kılın” şeklinde bir emir değildir. Küçük çaplı da olsa bir yemek ikramı, birkaç kişilik bir ikram da maksadı oluşturabilir.
Günah değil de kefaret yazılır. Bu kefareti de yerine getirmezseniz günah yazılır. https://fetvameclisi.com/arama?s=yemin%20keffareti
Öyle bir bilgimiz yok, iştahınız çekiyorsa yiyin, çekmiyorsa çektiğini yiyin. Yeter ki “yenir/yenmez” gibi bir iddia ile yapmayın bunu.
Selamünaleyküm. Ekmeğe veya başka bir yiyeceğe yemin edilemez.
Bu tıbbî bir konudur. İnsan sağlığına zarar veren bir yiyecek yenemez, caiz değildir. Doktorun şu kadar veya şöyle bir yanık yenemez, yenirse sağlığa zararlı olur dediği şey caiz olmaz. Bu caiz olmama da doktorun 'zararlı' dediği orana göre mekruh veya haram olur. Basit bir sakınca görüyorsa mekruh deriz. Ağır bir zarardan söz ediyorsa duruma göre haram diyebiliriz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kızım, bu vehme yaşı otuza gelenler bile takılmıyorlar. Sen bunu gereksiz yere dert ediniyorsun. Bir atasözü vardır: Sakındığın göze çöp batarmış.. Sen pipiriklik ettikçe şeytan senin üstüne geliyor. Bu kadar basit. Sen, mü'min genç bir kız olarak bakımlı ol. Kendini ve seviyeni düşürme. Acele etme. Kendini kaderine sal. Bak gerisi ne kolay olacak. Tabii ki dua etmeyi de ihmal etme sakın.
Kur'an meali okumak bir ilim olarak önemlidir ve ibadettir şüphesiz. Kur'an hatmetmek ise ancak onun kendisini okumak veya dinlemekle mümkündür. Meal okunarak veya dinlenerek Kur'an hatmedilmiş olmaz.
Kur’an okunan bir mecliste, onun en bariz yasakları işleniyorsa orada Kur'an okunması Kur'an edebimize ters düşer. Daha hafif bir yöntem bulun.
Mukabele, bir kişinin okuyup diğerlerinin dinlediği ve o şekilde bütün Kur'an’ın hatmedildiği şeklin adıdır. Usul olarak bir oturuşta bir cüz okunur ama miktarın bir şartı yoktur. Daha az veya daha fazla da okunabilir. Ara verilerek de okunabilir. Yeter ki, bu esnada Kur'an okuma ve dinleme edeplerine aykırı bir iş yapılmış olmasın.
Saçın tamamının parmak ucu kadar azaltılması kadının ihramdan çıkmada sünnet olan şekildir. Yalnız saçın yani başın dörtte biri kadarının parmak ucu kadarı ile kısaltılması ihramdan çıkmak için yeterlidir. Bir ceza da gerekmez. Allah kabul etsin.
Oruçlunun makattan su sızdırmasının oruca zararı hakkında mesele şöyledir: Mevcut mezheplerimizin içtihadına göre makattan içeri su girmesi orucu bozar. Sadece İbni Teymiye ve onun görüşünü destekleyen bazı âlimler, makattan su girmesini orucu bozan yeme içme gibi bir durum olarak görmemişlerdir. Çünkü orucu bozan şey, mideye ulaşacak bir yeme içme durumudur. Ayrıntısını bilmiyor olmakla beraber Diyanet’in, bu ikinci görüşü esas aldığını zannediyorum. Annenizin özel bir durumu bulunmaktadır. Bu ikinci görüşle amel etmesinin inşaallah sakıncası yoktur. Biz ise birinci görüşü, genel görüş olarak uyguluyoruz. Allah Teâlâ annenize afiyet ihsan buyursun.