Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşım, Mülk suresinin 14. ayetini ( أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ) dokuz kere okuduğumuzda evleneceğimiz kişiyi görebileceğimizi söyledi. 9 defa abdestli iken okudum ve yattım. Gerçekten rüyamda birisini gördüm, fakat bu rüyaya ne kadar itibar edilmeli? Şirke girmekten korktum açıkçası.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Görülse de bir bağlayıcılığı yoktur. Gözünüzle görüp karar verin.
İstihareden önce, aradığınız fiziki şartların bulunup bulunmadığına bakın. Dış şartlar oluşuyorsa istihareye bakılır. Onun istiharesi de onu ilgilendirmektedir. Siz kendi istiharenize bakmalısınız.
Bunu yanlış yapıyorsunuz. Peygamberlerden başka kimsenin rüyası bağlayıcı değildir. Sizinki bir nebze psikolojik gibi durmaktadır. Rüya yerine maddi dayanaklara dayanın. Mesela araştırın, soruşturun. Bu şekilde ilerlerseniz zamanla kendi kendinize rüya geliştirir, her şeyi gece yatakta uyurken çözdüğünü veya keşfettiğini vehmeden bir hastalığa yakalanırsınız. Siz daldıkça rüya da derinleşir sizde. Dikkat ediniz.
Selamünaleyküm. İstihare konusunu abartmayın. Önce insan olarak yapabileceğiniz yüzeysel araştırmaları yapın. Yüzde yüz, kalbiniz rahat ediyorsa ya da yoğunluk olarak rahat edeceğini anlıyorsanız istihare sürecine geçebilirsiniz. İstihare de yatmakla alakalı değildir. İki rekat namaz kılıp dua edersiniz. Üç gün içinde kalbinizin meylettiği taraf, istiharenin sonucudur. Buna göre hareket edin.
Selamünaleyküm. Akıllı davranmalısınız, sevmediğiniz biriyle neden evleneceksiniz, yoksa siz gönül mü eğlendirmek istiyorsunuz?
Rüya ile iş görmeye devam edersen daha çok yorulursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kızlarla erkeklerin süs eşyası takması arasında fark vardır. Kızlar, altın ve gümüş, diledikleri bir eşyayı takabilirler. Erkekler ise, altın takamazlar. Allah Müslüman erkeklere altın kullanmayı haram kılmıştır. Ancak, kör taklidi yansıtan süs eşyalarını takmamak onurlu bir Müslüman duruşudur. Ayrıca, erkeklere mahsus takıları kadınların takması, kadınlara mahsus olanları da er-keklerin takması, benzeşme haram olduğu için haramdır.
İslamî konularda veya başka bir alanda erkek/kadın yazışması yasak değildir. Ne var ki, bu zamanda pek çok fitnenin bu yazışmalarla başladığını müşahede ettiğimizden tedbir açısından bu tür yazışmaları yanlış buluyoruz.
Birbirimizi ismimizle çağırmamız gerekmektedir. Eğer ismimizin dışında bir vasıfla çağıracaksak o da hoşlandığımız vasıflar olmalıdır. Lakap, seviyesiz, ahlakı düşük kimselerin uygulamasıdır. Müslüman, sözlerinin hesabını vereceğine iman etmiştir. Ağzımızdan çıkan kelimeler, ikinci bir mümini rencide ederse bu bir nevi kul hakkı olur. Çalınmış para gibi onun da hesabı sorulacaktır. En nazik, en tatlı ifadeler varken, kaba deyimlerle birbirimizi üzemeyiz. Kur’an’ımız Hucurat suresinde lakapla çağırmayı fasıklık olarak tanıtmaktadır. Biz ne lakap duymak isteriz ne de lakapla çağırırız. Bizim elimizden ve dilimizden kimse zarar görmemelidir. Müslümanlık budur.
Ergenlik, çocuğun erkek veya kadın olma sürecine girmesi demektir. Bu da genelde on iki yaşı ile on beş yaşı arasındaki bir süreci yansıtmaktadır. Erginlik çağı bir yandan erkeklik veya kadınlık sürecini gösterirken bir yandan da Allah’ın katında sorumluluk sürecinin başladığını göstermektedir. Dinimizi anlatan kitaplarda genellikle bu kavram için ‘buluğ’ deyimi kullanılmaktadır.
Elimizdeki malımız aslında Allah’ın mülküdür. Biz mallarımızın bekçileri gibiyiz. Allah bize, kullanıp yararlanmamız için verdiği nimetlerde bizi başıboş bırakmamıştır. Sahibi biz olsak bile, malımızı kullanırken belirli ölçüleri aşamayız. Camide namaz kılarken nasıl kendimizi Rabbimizin huzurunda bilip, eğilip, kalkmamıza, tesbihimize dikkat ediyorsak aynı şekilde, cebimizdeki parayı harcarken de, bizi görüp gözeten Rabbimizi unutamayız. O’nun razı olmayacağı yerlerde ve işlerde harcama yapamayız. Para harcamayla ilgili olarak şu kurallara dikkat ederiz: a-Paramız kesinlikle bizim helal kazancımız olmalıdır. Şüpheli ve başkalarının hakkı bulu-nan bir parayı cebimize koyamayız. Haramdan elde edilen bir paranın girdiği mideye ateş girmiştir. O mide yanacaktır. Para helal ve temiz olacak. b-Çalmak gibi, faizi ve benzeri Allah’ın haram ettiği kazanç türlerini de sürekli risk listesinde tutarız. Yaşadığımız hayatta faizin bir kanser gibi toplumları nasıl ezip geçtiğini ibretle izlemeliyiz. Silahtan daha güçlü olan para ve türevlerini kullanarak, kitleler nasıl uyuşturulmakta ve cehenneme doğru sürüklenmektedir. Çağımızda şakası olmayan en ciddi değerin para olduğu gerçeği gözlerimizi açmalıdır. c-Helal paramızı helal yerde harcamak zorundayız. Alkol, domuz ürünü (veya alkol ve domuz karışmış), müstehcen, küfre alet olan şeylere para veremeyiz. d-İsraf edemeyiz. İsrafı büyük günahlardan biri olarak görürüz. Mal, İslam’ın korunması üzerine kurallar koyduğu beş temel esastan biridir. e-Dengeli harcarız. Bu denge şudur: Harcamalarımızı, gerekli ve çok gerekli, gereksiz gibi tasniflere tabi tutarız. En gerekli varken gerekliye harcamayız. Mubahlarda abartıya kaçamayız. Nefsin doymayacağını bilir, onu dizginlemeye çalışırız. Onun her istediğini değil, gerekeni kullanırız. f-Para biriktiririz. Ama biriktirdiğimizi kalbimize koyup, ona tapınma derecesine getir-meyi kabul etmeyiz. Biriktirir, biriktirdiğimizi de cüzdanımıza koyarız. Yani tapınmaz ama muhafaza ederiz. g-Paralı ilişkilerde yazıya ve belgeye önem veririz. Söze dayalı güven yerine belgeye dayalı güvene önem veririz. Bu da bizim, para yüzünden dost ve çevre kaybetmemizi önler. h-Borcumuz varken ilave harcama yapmayız. Borcumuz bittikten sonra harcama yapabiliriz. Borca da kolay kolay başvurmayız. i-Yaşımız ve birikimimiz ne olursa olsun infak etmeye gayret ederiz. Mini rakamlarla bi-le olsa vermeye çalışırız. Verdiğimizde gözümüz kalmaz. j-Para, olduğu gibi imtihandır. Kullanılırken dikkat gerektirdiği gibi, pintileştirdiği zaman da vebale neden olur. Harcanması gerektiğinde harcamayıp bekletmek caiz değildir. Mesela: Tedavisi için gereken harcamayı cimriliğinden ötürü yapmayan bir Müslüman, faziletli bir iş yapmadığı gibi, Allah katında mesul olacağı bir hata da irtkâb etmiş olur. Harcamak veya tutmak değil, yerli yerinde harcamak uygundur. Nihayetinde para insan içindir. İnsan para için olmamalıdır.
Kişisel olarak Müslümanlığı yaşayamamamın nedenleri şunlardır: 1-Allah’ın nimetlerine, o nimetin gereği olan şekilde şükretmemek. Şükredilmeyen nimetlerin de doğal olarak elden gitmesi. 2-İlimden yoksun yaşamak veya uygulaması olmayan ilim sahibi olmak. 3-Günahlara karşı laubali davranmak, tevbeyi geciktirmek. 4-İyilerden uzak ortamlarda kalmaktan çekinmemek. 5-Dünyayı ilk hedef haline getirmek, ahireti uzak görmek.