İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Birine lakap takmak veya lakapla hitap etmek günah mıdır?

Cevap

Birbirimizi ismimizle çağırmamız gerekmektedir. Eğer ismimizin dışında bir vasıfla çağıracaksak o da hoşlandığımız vasıflar olmalıdır. Lakap, seviyesiz, ahlakı düşük kimselerin uygulamasıdır. Müslüman, sözlerinin hesabını vereceğine iman etmiştir. Ağzımızdan çıkan kelimeler, ikinci bir mümini rencide ederse bu bir nevi kul hakkı olur. Çalınmış para gibi onun da hesabı sorulacaktır. En nazik, en tatlı ifadeler varken, kaba deyimlerle birbirimizi üzemeyiz. Kur’an’ımız Hucurat suresinde lakapla çağırmayı fasıklık olarak tanıtmaktadır. Biz ne lakap duymak isteriz ne de lakapla çağırırız. Bizim elimizden ve dilimizden kimse zarar görmemelidir. Müslümanlık budur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Laiklik, din ile devleti ayrı tutmanın adıdır. Dini, ibadethaneye ve eve hapsetmenin adı olarak da kaydedebiliriz laikliği. Bunun anlamı da şudur: Din, insanların aralarındaki ilişkilere karışmasın, isteyen kalbiyle istediğine inansın ama dili ve organları ile bunu tatbik etmesin. Böyle bir şey İslam için mümkün değildir. Zira İslam, her şeyden önce bizim sokaklarımızı, iş yerlerimizi, evlerimizi Allah'ın rızasına göre tanzim etmek istemektedir. Bunun için laikliği İslam açısından tarif ederken şöyle diyebiliriz: Laiklik, İslam ile sokağı, evi, iş yerini, siyaseti ayrı tutmaktır. İslam ise evi, iş yerini, sokağı ve her yeri Allah'ın rızasına göre tanzim etmenin adıdır. Açıkça görülür ki bu anlamdaki laiklik ile İslâm aynı yerde bulunamaz. Bilmemenin kurbanı olarak dilinden böyle sözler çıkabilir. Allah'a sığınmak ve ayak kaymasına karşı hassas olmak gerekmektedir. Bu tür tartışmalarla da insanların inatlaşmalarına sebep olma tehlikesini de göz ardı etmeyelim. Kaş yaparken göz çıkarma tehlikesine düşmeyelim.

Bir insan hem laik hem Müslüman olabilir mi? Bize körü körüne laikliği savunan v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esmâü’l hüsna olarak bildiğimiz Rabbimizin isimleri zikir olarak kullanılabilir. Aynı zamanda Rabbimizin bu isimlerinin manalarının kavranarak zikredilmesinin hayatımıza yansıyan kısmı olacaktır. Bu durum Allah sevgisini, Kur’an ve Sünnet’e daha sıkı sarılmamızı, ihlasımızın artmasını ve huzurlu bir mü’min olabilmemizi sağlar. Rabbimizi tanımak; O’nun yüceliği karşısında acziyetimizi hissetmek, imanımızın tadını hissederek yaşamamıza vesile olur. Nerede olursak olalım Rabbimiz ile bir arada olma şuurunu zikirle yakalayabiliriz biiznillah.

Hocam, Esmâü’l-Hüsna, yani Allah’ın güzel isimleri, zikir olarak çekilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Siz, bu meseleden önce kendinizi nerede tutmanız gerektiğine bakmalısınız. İnternete bakar gibi Kur'an'a bakmak mümkün mü? Bir ilmihal kitabı alın, oraya göre dininizi yaşayın; rahat edeceğiniz usul budur. Allah'a emanet olun.

Selamünaleyküm hocam. Bir sorum olacaktı. Şehvetsiz gelen meni gusül gerekmez de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu üç sorunun üçünün de esasen cevabı 'sakınca yoktur' şeklindedir. Esas böyle olmakla beraber, mushafın Kur'an'ı temsil eden yönünün her türlü tazime layık olduğunu, tazimin imanı yansıttığını düşündüğümüzde bir tek noktanın bile konmamasını emreden idraki uygun buluruz. Kısacası, koymamak doğrudur. En az ne kadar o kadar konması olabilir. Allah Teâlâ kitabı ile amele hepimizi muvaffak kılsın.

1-Arapça Kur-an'ıın sayfa kenarlarındaki boşluklara Türkçe yazı yazmak günah mıd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.1- Çocuk baliğ oluncaya kadar anne baba, gerekli eğitimi ve örnekliği sağlamışsa, buluğ çağından sonra sorumluluktan kurtulabilir. Elbette bir mü'min, bütün insanlığı ihtiva edecek bir açıdan bakar meselelere, bu ayrı bir konudur.2- Kulak deldirmek fıtratı değiştirmek değildir. Kadının süslenmesi açısından yapıldığında caiz bir eylemdir. 3- Allah'ın Şeriat'ına göre yaşanılmayan ortamlardaki mü'minler, orada bulunmalarını hangi amaca dayanarak orada yaşadıklarına bağlı olarak mesul olurlar veya olmazlar. O durumdan razı olarak yaşayanların, Allah'ın Şeriat'ını gereksiz görmek gibi bir inançları varsa bu iman dışında kalmaktır. Gerekli görüp ihmalden ötürü orada kalıyorlarsa haram işlemektedirler. O durumu ıslah gibi bir gaye taşıyorlarsa ecir sahibidirler.4- Gusül, akıntı olarak sadece meniden gerekir. Meni de bellidir; kalındır ve tabaka oluşturur. 5- Memurun, her şeyden önce çalışılması caiz olan bir işte olması gerekir. Haram bir işte mesela bankada çalışıyorsa kazancı haramdır. Bunun haricinde, o memuru yöneten makamların koyduğu kurallara uyuluyor olması yeterlidir. 6- Alay etmek, insanın onurunu incitmekten ötürü yasaktır; incinme olmayınca da 'alay' oluşmaz.7- Yöresel şiveyi taklit, fitneye neden olmuyorsa caiz olabilir.

• Buluğa ermiş bir gencin ibadetlerinde anne babanın sorumluluğu nedir? Namazlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Peygamberlerden birinin adının sıradan bir insan gibi anılmasının abes olacağı her mü'minin bilebileceği bir meseledir. Muhakkak bir saygı ifadesi kullanılmalıdır ki, onların imanımızla alakalı bir isim olduklarını beyan etmiş olalım. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Nasıl saygı göstereceğimizi biz belirlersek o saygı olmayabilir de. Ulemamızın izlediği yol ne ise biz de onu izlemeliyiz. HAZRET ifadesi, bu ümmetin ilk neslinin kullandığı bir ifade değildir. Bilhassa Arap olmayan halkların kültürleri içinde oturmuş bir kavramdır. Kelime olarak sakıncalı bir kelime değildir şüphesiz. Ne var ki, bu kelime SAYIN; MUHTEREM gibi anlamlar için kullanılırken bariz bir hataya neden olmaktadır. Allah Teâlâ, peygamberlerden biri, sahabelerden biri, meşayıhtan herhangi biri için kullanılırken bu isimlerin her birini eşit duruma getirmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün müdür? Yaygındır diye bir hatayı neden sürdürelim? Allah ve Mevlana kelimeleri için eşit anlam ifade eden bir kavram kullanılabilir mi? Siz de takdir edersiniz ki, ulemamızın edebine uygun olanı kullanmak daha makuldür. Allah için Teâlâ, Peygamber aleyhisselam efendimiz için aleyhisselam veya sallallahu aleyhi ve sellem, diğer peygamberler için aleyhisselam, sahabeden biri için radıyallahu anh, onlardan sonrakiler için de rahmetullahi aleyh kullanmak edebe en uygun olandır. Bunların hepsi için ismin başına bir HAZRET takmanın ne kadar kalbi rahat ettireceğini ise buyurun siz düşünün. Allah’a emanet olunuz.

Selamunaleykum hocam. Programlarınız çok güzel. Yalnız, ben peygamberler hakkınd

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elimizdeki malımız aslında Allah’ın mülküdür. Biz mallarımızın bekçileri gibiyiz. Allah bize, kullanıp yararlanmamız için verdiği nimetlerde bizi başıboş bırakmamıştır. Sahibi biz olsak bile, malımızı kullanırken belirli ölçüleri aşamayız. Camide namaz kılarken nasıl kendimizi Rabbimizin huzurunda bilip, eğilip, kalkmamıza, tesbihimize dikkat ediyorsak aynı şekilde, cebimizdeki parayı harcarken de, bizi görüp gözeten Rabbimizi unutamayız. O’nun razı olmayacağı yerlerde ve işlerde harcama yapamayız. Para harcamayla ilgili olarak şu kurallara dikkat ederiz: a-Paramız kesinlikle bizim helal kazancımız olmalıdır. Şüpheli ve başkalarının hakkı bulu-nan bir parayı cebimize koyamayız. Haramdan elde edilen bir paranın girdiği mideye ateş girmiştir. O mide yanacaktır. Para helal ve temiz olacak. b-Çalmak gibi, faizi ve benzeri Allah’ın haram ettiği kazanç türlerini de sürekli risk listesinde tutarız. Yaşadığımız hayatta faizin bir kanser gibi toplumları nasıl ezip geçtiğini ibretle izlemeliyiz. Silahtan daha güçlü olan para ve türevlerini kullanarak, kitleler nasıl uyuşturulmakta ve cehenneme doğru sürüklenmektedir. Çağımızda şakası olmayan en ciddi değerin para olduğu gerçeği gözlerimizi açmalıdır. c-Helal paramızı helal yerde harcamak zorundayız. Alkol, domuz ürünü (veya alkol ve domuz karışmış), müstehcen, küfre alet olan şeylere para veremeyiz. d-İsraf edemeyiz. İsrafı büyük günahlardan biri olarak görürüz. Mal, İslam’ın korunması üzerine kurallar koyduğu beş temel esastan biridir. e-Dengeli harcarız. Bu denge şudur: Harcamalarımızı, gerekli ve çok gerekli, gereksiz gibi tasniflere tabi tutarız. En gerekli varken gerekliye harcamayız. Mubahlarda abartıya kaçamayız. Nefsin doymayacağını bilir, onu dizginlemeye çalışırız. Onun her istediğini değil, gerekeni kullanırız. f-Para biriktiririz. Ama biriktirdiğimizi kalbimize koyup, ona tapınma derecesine getir-meyi kabul etmeyiz. Biriktirir, biriktirdiğimizi de cüzdanımıza koyarız. Yani tapınmaz ama muhafaza ederiz. g-Paralı ilişkilerde yazıya ve belgeye önem veririz. Söze dayalı güven yerine belgeye dayalı güvene önem veririz. Bu da bizim, para yüzünden dost ve çevre kaybetmemizi önler. h-Borcumuz varken ilave harcama yapmayız. Borcumuz bittikten sonra harcama yapabiliriz. Borca da kolay kolay başvurmayız. i-Yaşımız ve birikimimiz ne olursa olsun infak etmeye gayret ederiz. Mini rakamlarla bi-le olsa vermeye çalışırız. Verdiğimizde gözümüz kalmaz. j-Para, olduğu gibi imtihandır. Kullanılırken dikkat gerektirdiği gibi, pintileştirdiği zaman da vebale neden olur. Harcanması gerektiğinde harcamayıp bekletmek caiz değildir. Mesela: Tedavisi için gereken harcamayı cimriliğinden ötürü yapmayan bir Müslüman, faziletli bir iş yapmadığı gibi, Allah katında mesul olacağı bir hata da irtkâb etmiş olur. Harcamak veya tutmak değil, yerli yerinde harcamak uygundur. Nihayetinde para insan içindir. İnsan para için olmamalıdır.

Para harcama ölçülerimiz nelerdir? Kendi paramızı istediğimiz gibi harcamanın sa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızlarla erkeklerin süs eşyası takması arasında fark vardır. Kızlar, altın ve gümüş, diledikleri bir eşyayı takabilirler. Erkekler ise, altın takamazlar. Allah Müslüman erkeklere altın kullanmayı haram kılmıştır. Ancak, kör taklidi yansıtan süs eşyalarını takmamak onurlu bir Müslüman duruşudur. Ayrıca, erkeklere mahsus takıları kadınların takması, kadınlara mahsus olanları da er-keklerin takması, benzeşme haram olduğu için haramdır.

Zincir, bilezik gibi süs eşyası takılabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir şey bilmiyorum, bilmek de istemiyorum.

Bir arkadaşım, Mülk suresinin 14. ayetini ( أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ال
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslamî konularda veya başka bir alanda erkek/kadın yazışması yasak değildir. Ne var ki, bu zamanda pek çok fitnenin bu yazışmalarla başladığını müşahede ettiğimizden tedbir açısından bu tür yazışmaları yanlış buluyoruz.

Karşı cinslerin birbirleriyle İslami konularda yazışması caiz mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ergenlik, çocuğun erkek veya kadın olma sürecine girmesi demektir. Bu da genelde on iki yaşı ile on beş yaşı arasındaki bir süreci yansıtmaktadır. Erginlik çağı bir yandan erkeklik veya kadınlık sürecini gösterirken bir yandan da Allah’ın katında sorumluluk sürecinin başladığını göstermektedir. Dinimizi anlatan kitaplarda genellikle bu kavram için ‘buluğ’ deyimi kullanılmaktadır.

Ergenlik ne demektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişisel olarak Müslümanlığı yaşayamamamın nedenleri şunlardır: 1-Allah’ın nimetlerine, o nimetin gereği olan şekilde şükretmemek. Şükredilmeyen nimetlerin de doğal olarak elden gitmesi. 2-İlimden yoksun yaşamak veya uygulaması olmayan ilim sahibi olmak. 3-Günahlara karşı laubali davranmak, tevbeyi geciktirmek. 4-İyilerden uzak ortamlarda kalmaktan çekinmemek. 5-Dünyayı ilk hedef haline getirmek, ahireti uzak görmek.

Müslüman olduğumuzu kabul ettiğimiz halde, onu yaşayamamızın nedeni nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.