Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ve kocam İngiltere’de doğduk ve büyüdük. Allah'a şükürler olsun ki dinimize bağlıyız ve elimizden geldiği kadar dinimizin şartlarını yerine getirmeye çalışıyoruz. İki tane küçük çocuğumuz var. Onlar için çok endişeleniyoruz. En büyük korkumuz, onlara sağlam bir İslami temel sağlayamamaktır. Evimizde en güzel şekilde İslam'ı uygulamaya çalışıyoruz ancak çevremizde İslam'a bağlı insanlar pek yok. Korkuyoruz ki bu dengesizlik çocuklarımızı etkileyecek. Eşimle benim annemiz ve babamız İngiltere'de yaşıyor. Biz Müslüman bir memlekete hicret etmeyi düşünüyoruz. Müslüman toplumun arasında olmanın daha yardımcı olabileceğini düşünüyoruz. Burada yaşayarak günahkâr olmamızdan endişe duyuyoruz. En büyük korkumuz, annemize ve babamıza evlat vasfımızı gerçekleştirememektir. Onlar gelmeyi düşünmüyorlar. Ne yapmalıyız? Allah'ın lanetinden korkuyoruz ama aynı zamanda çocuklarımızın ve kendi dinimizin sulanmasından endişe ediyoruz. Ayrıca eşimin babası İslam'a karşı pek sıcak bakmıyor. Türkiye doğumlu fakat İngiltere'de büyümüş. Eşime sakal/namaz/helal/faiz konularında aşağılayıcı kelimeler kullanıyordu. Şimdi ara sıra çocukların yanında dine karşı sorular soruyor ve bizi çok üzüyor. Senelerce onu davet ettik ve en güzel şekilde kendimiz uygulamaya çalışıyoruz. Evet, bazen günaha düşüyoruz fakat bu yanlışlarımızı kullanarak İslam'ın şartlarını yerine getirmemek için bahaneler kullanıyor. Neyse ki bizi çok seviyor ve dinimizi kısıtlamıyor. Eşimin annesi de dünyanın en mükemmel kadınıdır. O kadar güzel bir kişiliğe sahiptir ki Allah ondan razı olsun. Ancak namaza gelince “kılmak istiyorum” diyor ama nedense bir şey beni tutuyor deyip kılamıyor. Eşimle ben hiç dualarımızı eksik etmiyoruz ama belki Nuh aleyhisselam kadar vaktimiz yok ve hicret etmiş olursak nasıl davet edebiliriz? Bizim vazifemiz İngiltere'de kalmak ve mücadele etmek mi? Ne yapmalıyız? Allah razı olsun sizden.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Biz mü'min olarak, savcı durumunda değiliz. Kötü gördüğümüzün kötülüğünü açıklar, gereğini yapmasını durumun sahiplerine bırakırız. Üzülürüz ama kendi işimizi aksatacak durumda olmayız. Anlattığınızda sizin yapabileceğiniz bir şey yoktur. Kendinizi koruyun, size bulaşmasınlar yeter.
Selamünaleyküm. Anlattıklarınızın aynen olduğuna ve bir abartma olmadığına göre cevap veriyorum size: Öncelikle bir psikologa muhakkak görünün, sizi sağlıklı bir hayata yönlendirsin. Bu şekildeki bir ailede kalmayı istemeyip evlenme arzunuz doğru bir karardır. Karamsar olmayın ama sizin bu sıkışmışlığını zı sömüre bilecek birinin tuzağına da düşmeyin. İkisinin arasında dengeli karar ermeye çalışın. Yapacağınız istişareler sonucu doğru tahmin ettiğiniz bir evliliği de gerçekleştirin. İzin vermeleri de gerekmez.
Kardeşim, 'İslam nedir?' sorusuna imandır, namazdır, hactır.. gibi cevaplar veririz. Şuna dikkat edin: 'İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da Allah'ın seni bin birinci kere kaldıracağına inanmaktır.' dememiz gerekiyor. 'İslam, Allah'tan umut kesmemektir.' Bu büyük gerçeği unutursak, papazlara günah bağışlatan Hıristiyanlık düzeyine düşmüş oluruz. Zannederim bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah'ın kapısından umutsuz olarak geri dönüşebileceğini vehmettirmektir. Siz de bu hatayı işliyorsunuz. Bu bir iman hatasıdır. Anadolu deyimiyle erkekçe düşünüp karar vermelisiniz. Siz Allah'a dönmeyi istiyor musunuz? Eğer samimi bir şekilde 'evet' ise cevabınız birinci ve öncelikli şart, Allah Teâlâ'nın sizin geçmişinizi karıştırmayacağına, affedeceğine inanmanızdır. Şeytan sizi geçmişinizle meşgul ederek geleceğinizi tahrip ediyor. Bundan vazgeçin. Sizden daha beterleri Allah'ın kapısına gitti ve kabul edildiler. Tekrar düşünün, samimiyetinizi test edip yola çıkın.
Selamünaleyküm. Evvela sizin bu konudaki sözleriniz evinizde sorun olabilir, kendi ellerinizle huzurunuzu kaçırabilirsiniz. Siz uzak durun derim size. O kişi için de söylenecek bir şey yok, herkes cennete girecek diye bir şart mı var. Zaten onların yeniden nikâhlanmaları ne kadar mümkündür onu da bilmeliyiz. Sizin yapacağınız, zorunlu bir durum olmadıkça ondan uzak durmanız, çocuklarınıza mesafeli bırakmanızdır. Allah sonumuzu hayretsin.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin, kendi onurunuzu da dikkate alarak uzaktan yönlendirmeniz uygun düşer. Tavsiye edin, yönlendirin; uzaktan olsun. Evlendirmeyi iyi düşünmüşsünüz. Ama kimsenin namuslu kızını aldatmayın. Kendi kapağıyla yuvarlansınlar. Bizim vazifemiz, iyiliğe delalet etmek, iyileşmesi için yardım etmek olmalıdır. Çok da üzerine yığılırsanız naza çeker, işi uzatır. Bırakın biraz kendi düşünsün. Sizlere dualar ederiz.
Her şeye rağmen eşler aralarındaki eşliğin gerektirdiği sevgi ve saygıyı yitirmemeye çalışmalıdırlar. Peygamberlerin de eşleriyle bu tür sorunları oldu ama onları boşamayı denemediler. Evet, Müslüman'ın kendi evinden vurulması çok ağır bir imtihandır fakat bu bir imtihandır. İmtihanlar bizim isteğimize ve keyfimize göre olmayacaktır elbette. Kesinlikle sabırlı ve nazik olacaksınız. Sizin tartışmanızda nazik olan kazanacaktır. Her işte sabırlı olanlar, kabalığa başvurmayanlar sonuca ererler. Allah Teala size böyle bir imtihan takdir buyurdu ise siz bunu kazanmaya mecbursunuz. Zira, namaz kılmak için gösterdiğiniz gayretten sevap kazandığınız gibi eşinize tahammül etmekten de sevap kazanacaksınız. Zor ama gerekli bir uygulamadır bu. Aman sabredin, seviyenizi düşürmeyin. Kopacaksa koparan diğeri olsun. Çocuklarınızın gözünde de iyi örnek siz olmalısınız. Allah'ı ve Peygamber'ini sevmenin gereği budur. Allah'a emanet olunuz.
anne konusundaki diğer fetvalar
Babanızın tutumu psikolojik açıdan iyi görülmeyebilir ama siz de takdir etmişsiniz ki o bir babadır. Ortalama bir yöntem uygulayın. Ona mesela kendisi ile görüştükten sonra derslerden zihninizi kopardığınızı ve duygusallaştığınızı bir iki kere söyleyin. Muhakkak size olan sevgisi sizi aramamayı ya da kısa kesmeyi emredecektir ona. Bu tür çözümler üretin ama onu kırmayın. Allah yardımcınız olsun.
Not defterine şu başlıkları yaz, o başlıkları da her ilerlediğin günde açmış ve geliştirmiş ol. Üniversitede veya iş ortamında KENDİNİ KORUMAYI esas al. İmanını, iffetini ve mü'min kimliğini koru. Bunlardan birini koruyamayacağını anladığında kesinlikle bulunduğun yer neresi olursa olsun orayı terk etmelisin. Bunları korudukça da sen koruma altındasın demektir, biiznillah ayağın kaymaz. Salih amel denebilecek işleri artır. En başta namaz ve Kur'an okuma senin hayatının vazgeçilmezleri olsun. Zikir yap. Kitap oku. Arkadaşlarının seni er veya geç kendileri gibi yapabileceklerini, en azından sana mikrop bulaştırabileceklerini hiç unutma. Arkadaş seçici ol. Aynı fakültede bulunmuş olman, arkadaş edinmen için yeterli olmamalıdır. Onun gibi olmayı özenebileceğin ile arkadaş ol. Arkadaşının da kıymetini bil. Sen onu, o seni Allah’a sevk etsin. Bedenini basit görme, bedenin sana Allah’ın emanetidir. Acıktığında ye. Yediğinde abartma. Vakti geldiğini anlayınca evlen, evlilikle inatlaşma. Evlenmek başta olmak üzere hayatın basite alınabilecek bir zamanı ve işi yoktur. Ona göre davran. İmanları ve karakterleri ne olursa olsun, ebeveynini ihmal etme. Hizmetlerinde ol, emirlerine kulak ver. İş yapacağın zaman “memur kafalı” dedikleri biri olmayasın. Mü'min basiretli ve iradeli biri olur. En iyi işi yapmaya gayret et. Mesela sen sınıf öğretmeni isen, senin elinde çocuklar mü'min bir kadının elinden geçtikleri belli olacak bir kıvama gelmelidirler. Allah’a tevekkülü hiç unutma! Kendini ona karşı bir şey yerine koyduğunda bitersin, şeytan seni un gibi öğütür de bitersin maazallah. İstişareyi ihmal etme. Mü'min, uzman, ihlaslı biri ile istişare et sürekli. Sabır silahındır ve sen sabrın kadar hız yaparsın. Dua et ve sabret.
Allah’ın emrini ihlal etmeyi emretmeye kimsenin hakkı yoktur. Anne babanın böyle bir emri olamaz. Olursa da o emre itaat edilemez. Nazik bir şekilde itaat edemeyeceğinizi söyleyin.
Allah Müslümanlığınızı size mübarek kılsın, elinizi ve dilinizi korusun. Ayağınızı sabit tutsun. Babanızın durumu onun da mü'min olduğu şekline anlaşılıyor. Siz öncelikle babanıza imanını açıklamasını telkin etmeye çalışın. O hayatta iken ikinci kişileri imanına şahit tutmaya çalışın. Ölünce de babanızın iman edip öldüğünü yaymanız gerekir. Becerebilirseniz onun mü'min gibi defnedersiniz. Beceremezseniz yapacak bir şeyiniz yoktur, siz mü'min arkadaşlarınızla cenazesini kılarsınız. Allah Teâlâ annenize de iman nasip etsin.
Verdiğiniz bilginin yüzeyinden anlaşılan bu evliliğin yanlış olduğudur. Size tavsiyemiz, bu kişilerin onlara en yakın müftülüğe gidip resmi bir ağızdan bilgi almalarıdır. Meselenin ciddiyeti bakımından ve müftülüğün girebileceği ayrıntıların yardımı ile çözüm daha kolay olabilir.
Annenize karşı yaptığınız yemini bozun. Bunun için de keffaret ödeyin. Ya on fakiri yedirin veya giydirin ya da bunu imkânınız olmadığı için yapamazsanız üç gün oruç tutun.