Fetva Meclisi
Soru
Bir kafir Müslüman olduktan sonra İslam onun geçmişini temizliyor. Peki kul haklarını da temizliyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Hak ihlalinin kul hakkından başka boyutu yoksa yani sadece kulla alakalı ise ihlal bu durumda sahibinin verdiği helallik ahirette kurtuluştur biiznillah. Yeter ki helallik talebi ve tahsili hileli bir yol ile olmuş olmasın.
Allah’ın hakkı ile kul hakkının ayrı şeyler olduğunu kesin bir kural olarak tespit edebiliriz. Tövbenin ve imanın kapattığı hak, Allah Teâlâ’nın hakkıdır. Kul hakkı ödenecektir; çaresi yoktur. Ancak imandan önceki döneme ait ağır haklar asla zayi olmaz. Allah kimsenin hakkını zayi etmez. Şu kadar ki iman gibi bir barajı aşanın adına Allah Teâlâ, hakları hak sahiplerine verir. O kul da imanı sayesinde adına ödenen haklardan kurtulmuş olur.
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.
Kâfir Müslüman olunca sıfırdan doğmuş gibi olur. Müslüman tevbe edince eski yapmadığı ibadetleri tek tek yapar.
Müslüman insan ne kadar çok günah işlerse işlesin, YAPTIKLARINI GÜNAH GÖRMEYECEK bir anlayış içinde değilse yani Allah’ın haram kıldığı açıkça bilinen şeylerin haramlığını kabul etmeyen biri olmadıkça ona kâfir demeyiz. Ona kâfir demiyor oluşumuz, onun yaptıklarının sakıncasının kalkmış olması anlamına gelmez. Durumu Allah’a kalmış olur; o dilerse affeder, dilerse affetmez. Kullar olarak biz böyle bir karara karışmayız. Bilinmesi gereken budur.
kul hakkı konusundaki diğer fetvalar
Babanızın o öldükten sonra uygulanmak üzere yaptığı vasiyette erkek çocuklarına belirlediği miktarın hiçbir bağlayıcılığı yoktur. O vasiyeti kabul etmeyerek de günaha girmezsiniz. Bilakis erkek kardeşleriniz haram mal almış olurlar. Kur'an'ımızın size tanıdığı hakkı vasiyete rağmen alın. Vermezlerse hakkınızı helal etmek zorunda değilsiniz.
Kişinin bilmediği bir soruyu kendince en doğruya ihtimali olanla cevaplaması doğal bir davranıştır. Bu yaptığınızın doğrudan günah veya büyük bir kul hakkı ihlali olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Çünkü niyetiniz bir haksızlık yapmaktan ziyade sınavı başarıyla geçmekti. İnşallah bunu da elde ettiniz.