Fetva Meclisi
Soru
Ben birkaç yıldır Mustafa İslamoğlu Hoca'nın kitaplarını ve tefsirini okuyorum. Fakat toplumda bir Mustafa İslamoğlu boykotu var. Mustafa Hoca'nın adını ağzımıza aldığımız bazı meclislerde hemen onun itikadıyla ilgili ağır ifadeler kullanılıyor. Bu da beni oldukça yaralıyor. Özellikle Maide Suresi 33'ün hükmünü yok saydığı, mezhepsiz olduğu gibi... Âvamdan biri olarak bu konulara ne ilmim yetiyor ne de zihnim. Bu konuyla ilgili görüşünüz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir endişe taşıman bile güzel, sen düzeltmek için değil, düzeltmeye çalışan biri olmak için gayret edeceksin. Kalpler Allah'ın elindedir. O dilediğini hidayet eder. Sen vazifeni yap, gerisine takılma.
Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu Ümmet'in en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teala, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, peygamber aleyhisselamın Sünnet'ini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın Şeriat'ını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.
Bu konuda size verebileceğimiz rahatlatıcı bir cevabımız ne yazık ki yoktur. Öyle bir zamana gelmiş bulunuyoruz ki, herkes kendi yaptığını yapılması gerekenler için yeterli bir örnek olarak görebilmektedir. Gidişatımızın ürkütücülüğünden Allah’a sığınırız. Her bir Müslüman böyle durumlarda kendisini ayakta kalması gereken son örnek olarak görmelidir. Kim ne yaparsa yapsın, “Nuh’un gemisinin son yolcusu benim” mantığı biiznillah Allah katında kurtarıcıdır. • Allah’ın haramlarına karşı, o haramların sıradanlaşmasına karşı içi kaynayan Müslüman olmadıkça Allah’ın rızasını iddia edemeyiz. Yakın geçmişte bir mü'minin elinde piyango bileti görmeyi bile düşünemezken şimdi sıradanlaşması mesela kumar gibi bir harama karşı refleksimizin eridiğini göstermektedir. Bu bir felakettir. Bu felaket gözümüzün önünde alev alev büyürken bizim görsel bazı dini temaları avuntu olarak kabullenmemiz de ikinci bir felakettir. Hasbunallah. • Allah Teâlâ mü'minlerin salih ameller üzerinden yarışıyor olmalarını emretmiştir. Şimdi ise dini ayakta tutmak hocalara ve belli başlı kimselere terk edilmiştir. Cennete herkes talip iken cennete giden yolları oluşturmada kimsenin heyecanı yoksa bu da bir felakettir. • Nesillerin iffeti üzerinde tarihte örneği görülmemiş bir yıpranma herkesin bilgisi ve gözü önünde gerçekleşirken kimimiz siyasi endişelerle, kimimiz de basit tahminlerle konuyu gündem dışına taşımakla büyük bir yanılgı içine düşmüş bulunuyoruz. Bu da başka bir felaket oluşturmaktadır. • İhlasla ve şeriatımızın ölçülerine sadık kalarak ve bu mevcut durumu bizim için Allah’tan gelen büyük bir imtihan olarak görüp çalışma yapmalıyız. Konunun siyasi malzeme yapılması yanlıştır. Yaptığımız diğer iyi işleri buradaki görevimize saymamız da akıllıca bir iş değildir. Tek kalma ile sonuçlansa da dinimiz ve mukaddesatımız için evlerimizden örneklendirerek bütün sosyal hayatımızı kuşatan kaleler oluşturmamız günümüzün cihadı, anımızın vazifesi olarak bilinmelidir. Yapmayanların hataları etrafında vakit harcamamız da yanlış olur. Sabır ve heyecanla bu ümmetin ilk nesillerinin yaptığını yapmaya çalışacağız. Allah’tan da yardımını isteyeceğiz.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Selamünaleyküm. İsa aleyhisselamın inmesi ve Mehdi ile alakalı bilgiler hadis kitaplarında sağlam bilgiler arasında vardır. Kur'an'da bulunmaması bir bilginin yok olmasını gerektirmez. Dinimize ait olan pek çok husus Kur'an'da hiç bulunmadığı hâlde dini meselelerimiz arasında zikredilmektedir hatta inanılmaktadır. Herkesin kendisinden mesul olacağı bir diyara gideceğiz. Orada asırlardan beri kimin batıl bir hikâyeye inandığı kimin de batılın adamlarından etkilenerek ümmetini ayıpladığı belli olacaktır. O zamana da çok yoktur.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nikâhı tiyatro konusu olarak görmek bile hatadır; tevessül etmemek gerekir.
Bir konuda fetva verilirken, konunun yüzeysel izlenişine bakılarak fetva verilir. İçine bakıldığında görülen ayrıntılar soru sahibi için önemlidir. Yarışma programlarının sadece vakit kaybına neden olması ele alınacak olsa bile terk edilmesi gerektiği herkesçe anlaşılacaktır. Ama yüzeysel bakıldığında durum budur. Allah'a emanet olunuz.
Sevgili kardeşim. Benim hangi yazımda söz konusu organizasyonu tekit ettiğimi gördüğünüzü merak ediyorum. Öyle bir karmaşıklığa hoş bakacağımı işar ediyorsanız bu yanlış olur. İçeriğini bilmediğimiz bir mesele hakkında olurluk vermemiz asla mümkün değildir. Sizin anlattığınız tarzı ile ise akıllı bir yanı yok ki dini bir yanı olsun! Allah'a emanet olunuz.
Sizin yasal yaptığınız bir işin geçmişini karıştırmanız şart değildir.
Neye iman ederek cennete gireceğimiz açık seçik bellidir. Zihnimizi ve vaktimizi, sahiplerinin bile ne anlama geldiğini izah edemedikleri muğlâk kavramlarla meşgul etmeyelim. Ümmetin büyüklerini de böyle konularla yıpratmamamız gerekmektedir. Cihaddan infaka, namazdan kıraate kadar yapılacak pek çok işimiz var, vaktimiz işimizden azdır. Efsunlu kelimelerle vakit heba edemeyiz. Allah yardımcımız olsun.
'Kaza namazı' Ümmet'in fukahasına göre vardır. Bir iki kısık sayılabilecek sese göre 'kaza namazı yoktur' dense de vardır. İlmihal kitaplarımızdaki bilgiler kafadan atılmış bilgiler değildir.