Fetva Meclisi
Soru
Yarışma programlarında kazanılan ödüller ile ilgili fetvanızı okurken aklıma şu soru geldi; bu yarışmalardan bazılarına katılabilmek için verilen telefon numaralarını defalarca aramak gerekebiliyormuş. Bu aramalarda da fatura ücretlendiriliyormuş. (Karşı tarafın da bir kazancı oluyor mu bilmiyorum) Böyle bir durum vaki ise bu yarışmalara katılmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İsterseniz konuyu iki bölümde ele alalım. Birinci bölüm, o programların neden ve kimler tarafından yapıldığı, içimize o programlarla neler sokmak istedikleri olsun. Yani, hangi TV kanalının ne maksatlı programına katılmış olduğumuzu bilelim; onun neticesini vicdanımızla muhasebe edelim. İkinci bölüm ise şudur: Eğer TV kanalı ve program niteliği açısından sakınca olmadığına imani vicdanımız kanaatkâr ise, verilen ödülleri almakta bir sakınca yoktur. Çünkü bir piyango türü değildir. Ödüllendirmedir. O da caizdir.
İki veya daha fazla kişinin aralarında doğrudan veya dolaylı olarak anlaşma suretiyle bir tarafın kazanacağı, diğer tarafın kaybedeceği şansa dayalı her türlü oyun, kumar kapsamında olup haramdır. Kendi aralarında yarışacak kimselerden kazananın, üçüncü kişi tarafından vaat edilen ödülü alması ile kaybedenin bir zarara girmemesi esasına dayalı meşrû içerikli yarışmalara katılmak ve buradan kazanılacak ödülleri almak ise caizdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 6/206; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/324) Ancak bu nitelikleri taşıyan bir yarışmaya katılabilmek için normal ulaşım ücreti dışında kontör göndermek vb. ilave ücret ödemek ya da bir ödeme taahhüdünde bulunmak, çekilişe katılmak için piyango bileti satın almak niteliğinde olduğundan yarışma bir tür kumara dönüşür.
Belli bir ücret ödeyerek bu programa katılabiliyorsanız bu kumara benzediği için caiz olmaz. Ücret ödenmeden katılmanın mümkün olduğu bir program ise esasen bir sakıncası olmaz. Yine de bu tür programlarla ilgili endişelerimiz vardır: - Müslüman’ı telefon cihazına mahkûm edebiliyor. Vakit israfı ve göz kirliliği sebebi oluyor. Program akışı içinde ticari ilanlar bulunabiliyor ve bu ilanlar başlı başına bir endişe konusu olabiliyor.
Yarışmada elde edilen kazancın helalliği kumar olup olmamasına göre değişmektedir. Buna göre de içeriği üzerinde ihtimal kurgusu yaptığımızda şu sonuçlar çıkmaktadır. TV’lerin neye neden hizmet ettiğine dair iyi düşünmek gerektiğini ise izaha lüzum hissetmiyoruz. Müslüman ne kadar kendisini o ortamda tutabilir, dinine ve ahlakına zarar vermeden ne kadar dik kalabilir sorusu da ayrı bir bölümdür. Meselenin sadece yarışma bölümüne cevabımız şudur: Eğer yarışma, iki yarışmacıdan her birinin diğerine kaybedenin kazanana vermesi şartına dayalıysa bu kumardır. Eğer yarışmaya katılan kişiye program sahibi, her bir aşamayı geçmesi karşılığında bir maddi değer veriyorsa ve kaybettiğinde ise bir şey istemiyorsa bu ödüldür; helaldir. Ancak program sahibi yarışmacının başarısız olması halinde yarışmacıdan maddi bir değer alıyorsa bu bir kumardır. İsterse program sahibi bu başarısız yarışmacıya bu maddi değeri programda kendisi vermiş olsun hüküm değişmez. Eğer yarışmaya katılan kişiye program sahibi, her bir aşamayı geçmesi karşılığında bir maddi değer veriyor ve belirli bir aşamaya kadar kaybettiğinde ise bir şey istemiyorsa, o aşamaya gelinceye kadarki kazancı haram olmamakla birlikte şüphelidir. Daha ilerisinin kumar olduğunu söylemeye gerek yoktur. Yarışmada kazanılan ödül helal midir?
Selamünaleyküm. Sınırlı olmak kaydıyla görüşülebilir.
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim, Takva daha üstün bir seviyedir. O gözle bakarsanız çok şeyi terk etmeniz gerekir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir aşırılık maalesef vardır. İtham edenler ve edilenler için de geçerli olan bir vakıayı söylüyorum. Daha dikkatli olmak ve şeytana malzeme üretmemek gerekiyor. Mü'minler birbirlerinin hatalarını araştırmakla sevap kazanamazlar. Bunca yoğun gündeme ilave bir gündem daha oluşturmak da doğru değildir. Sözünü ettiğiniz hocanın hangi konuda tenkit edildiğini beyan etmediğiniz için teferruatlı cevap veremeyeceğim. Size tavsiyem bir hadisi şerifi ilke edinmeniz olacaktır. O hadisi şerif de şudur: 'Kalbine danış!' Allah'a emanet olun.
Nikâhı tiyatro konusu olarak görmek bile hatadır; tevessül etmemek gerekir.
Sevgili kardeşim. Benim hangi yazımda söz konusu organizasyonu tekit ettiğimi gördüğünüzü merak ediyorum. Öyle bir karmaşıklığa hoş bakacağımı işar ediyorsanız bu yanlış olur. İçeriğini bilmediğimiz bir mesele hakkında olurluk vermemiz asla mümkün değildir. Sizin anlattığınız tarzı ile ise akıllı bir yanı yok ki dini bir yanı olsun! Allah'a emanet olunuz.
Sizin yasal yaptığınız bir işin geçmişini karıştırmanız şart değildir.
Neye iman ederek cennete gireceğimiz açık seçik bellidir. Zihnimizi ve vaktimizi, sahiplerinin bile ne anlama geldiğini izah edemedikleri muğlâk kavramlarla meşgul etmeyelim. Ümmetin büyüklerini de böyle konularla yıpratmamamız gerekmektedir. Cihaddan infaka, namazdan kıraate kadar yapılacak pek çok işimiz var, vaktimiz işimizden azdır. Efsunlu kelimelerle vakit heba edemeyiz. Allah yardımcımız olsun.
En güzel şekilde namaz kılmak zorundayız. En güzel şekilde olmasının şartlarından biri de namazdaki kıraatin tecvidine uygun olmasıdır. Bir de TA'DİL-İ ERKÂN'a riayet edilmesi gerekmektedir. Ta'dil-i erkân ise rukûden doğrulduğunda ve iki secde arasında acele etmemek, en az bir kere subhanellah diyecek kadar beklemektir. Fakat bu en iyi yapma gerekliliği, olmaması halinde namazın kazasını gerektirmez. Bundan sonrasını daha iyi yapmaya gayret etmek, namaz ilmihalini iyi öğrenmek yapılması açısından daha önemli durmaktadır. Allah'a emanet olunuz.