Fetva Meclisi
Soru
"Namaz ile yardım isteyin" ifadesini nasıl anlamalıyız? Burada namaz ile yardımı açıklayabilir misiniz? Sabır niyetiyle nafile namaz mı kılmak gerek? Yahut namaz esnasında dua ayetleri ve hadisleri mi okumak gerek? Yoksa namazların ardından dua mı etmek gerek?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Namaz ve sabrı değerlendirirseniz Allah'ın yardımına müstahak olursunuz' şeklinde anlamamız gerekmektedir. Zira Allah'ın yardımı, Onun emri olan namaz ile O'nun kaderinin tecellisini beklemek olan sabırla hak edilir. Bu şekilde anlamamız gerekmektedir. Yoksa namazın içinde yardım isteyin demek değildir.
Sağlıklı yaşamak herkesin hedefidir ama zaman zaman hasta olabiliyoruz. Hastalık günlerimizde iyi olmaya özenle bakıyoruz ama hastayız da. İbadet hayatımızı da böyle değerlendirmeliyiz: Sürekli ve en iyi ibadetleri yapmak isteyeceğiz. Gevşeme olabilir, olduğu zaman ciddiyete doğru hızla yöneleceğiz ve arkadaki açığı da kapatacağız. Hayat budur, böyledir.
Namaza niyet, kişinin hangi namazı kıldığını bilerek namaza durmasıdır. Sizin zikrettiğiniz şekilde sesli yapılan niyet, niyetin esası değildir. Şöyle de diyebiliriz: Namaza durduğunuzdan itibaren herhangi bir an, hangi namazdasınız sorusuna hemen şu namaz diyebiliyorsak namaz ve niyet tamam demektir. Allah kabul etsin.
Namaz en büyük ibadetlerdendir. Ve namaz ağırdır. Allah'ın lütfedip yardım ettiği kulları dışındakiler için ağırdır. Bunu bilelim. Bundan sonra bilhassa çocuklardan hemen bir namaz dönüşü beklemeyelim. Sabretmek gerekiyor. Bu sabır da on yıl, yirmi yıl sürebilir. Örnek olmak çok önemlidir. Namaz kılan biri olarak insanî yönü iyi olanlar yürüyen vaiz durumundadırlar. Namaz kılıp da ahlak zafiyeti bulunduranlar ise namaz için itici durumdadırlar. Bu sebeple yapabileceğimiz en iyi şey namaz kılan iyi bir insan olarak bilinmektir. Yoğun olmayan, serpiştirilmiş nasihatler de yapabiliriz. Kılmayanın vay haline yerine kılan ne güzel ediyor anlamlı üslup kullanabiliriz. Kimi kast ediyorsak ona çok dua edeceğiz. Zira hüküm Allah'ındır.
Yatsı ve sabah namazı uyku ve yorgunluk gibi nedenlerle namazın ağır geldiği vakitlerde eda edilmektedir. Bu vakitlerde fedakârlık yapmak diğer vakitlere göre daha zor olmaktadır. Mü'min, Allah'ın emri olduğu zaman, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan insandır. Münafık ise keyfi yerinde iken görüntü veren insandır. Bu nedenle münafıklar için yatsı ve sabah namazı vakitleri iyi bir sınav oluşturmaktadır. Buna rağmen, yatsı ve sabah namazına gelemeyenlere münafık muamelesi yapmaya yönelik bir emir yoktur. Bu bir uyarıdır, imanına dikkat etmesi bakımından mü'minleri ikaz etmektir. Müslümanları bilhassa sabah namazının cemaatle eda edilmesi konusunda sürekli ikaz etmek, bu konudaki hadisleri hatırlatmak hoca efendilerin önemli bir vazifesidir. Allah Teâlâ, kendisine davette muvaffak olmaya hepimizi ehil kılsın. Dua edin.
Doktor ol, tedavi et. Sabret, yıllarca beklemeye hazır ol. Ondan değil Allah’tan bekle, ihlaslı ol. Çok konuşma, konuştuğun değersiz olmasın. İyi tarafları unutma, artı ve eksi ortalaması yap ki adil olasın.
namaz konusundaki diğer fetvalar
Bir namazı camide kıldıktan sonra diğer namaza kadar oradan ayrılmadan beklemek bir sünnet çeşididir. Bu sünneti öğlen ile ikindi arasında gerçekleştirebiliriz. Ya da başka iki namaz arasında da olabilir. Muhakkak öğlen-ikindi şartı yoktur.
Bacım, dinin İslam sana mübarek olsun. Hoş geldin mü'min bacımız olarak, hoş geldin. Şöyle yap: Gittiğiniz yerde ne kadar duracağınızı bilmiyorsanız bir aydan fazla bile dursanız hep seferi olarak yani dört rekat farzları iki olarak kıl. Eğer gittiğiniz yerde on beş günden fazla duracağınız önceden belli ise o zaman namazları sadece o gideceğiniz yere giderken yol boyunca kısa kılacaksın. Orada ise tam kılacaksın. Ailenle sürtüşmemek için namazların sünnetlerini kılmayabilirsin. Sadece farzları kılarsın. Seni tebrik ederim. Sana dualar ederim. Allah seni korusun.
İbadetleri 'dünyalık ne getirecek' mantığı ile yapmayız. Ne getireceğini ancak ahiret için tartarız. Evet, namazın dünyadaki faydalarını merak ederiz, etmemizde bir sakınca yoktur ama buna kesin bir cevap da vermemiz mümkün değildir. İbadetlerin neden yapılacağını ancak Allah Teâlâ bilebilir. Biz ise tahmin ederiz. Tahminimizin de bir kat'iliği yoktur. Eğer Allah Teâlâ açıkladı ise onu bilgi kabul ederiz. Namaz için 'dünyadaki yararı şudur' şeklinde bir bilgimiz yoktur. Başta namaz olmak üzere bütün ibadetlerimizi ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK maksadı ile yapmalıyız. Dünya ve ahirette asıl kazancımız, gerekçemiz budur.
Allah Teâlâ size afiyetinizi iade etsin. Sıkıntınızı hasenatınıza tebdil etsin. Sizin için nasıl sıkıntısız kılmak mümkün oluyorsa öyle kılın. Ne kadarını aslı gibi yapabiliyorsanız o kadarını aslı gibi, gerisini oturarak veya nasıl yapabiliyorsanız öyle yapın.
Güneş istikametine doğru uzun yolculuk yapanların namazla ilgili durumu şöyle takip edilecektir: Uçağa binmeden önceki kılınan son namaz mesela öğlen namazı ise, ikindi ancak vakti girince kılınır. Vakti girmeyen namaz farz olmaz. İkindi ise uçağın gidişi nedeniyle vakti girmeyen bir namaz durumunda olmaktadır. Vaktinin girdiğini uçakta veya indiğimiz yerde gördüğümüz zaman ikindiyi kılarız. Bu görme beklentisi bizi saatlerce götürse de durum böyledir. Muasır ulemanın konu ile alakalı görüşlerinin özeti böyledir.
Tesettür ve kendini korumaya daha yakın olsun diye hanımların secdede erkeklerden farklı olarak kollarını kendilerine doğru çekmeleri yani beline yapışık gibi tutmaları müstahab görülmüştür.