Fetva Meclisi
Soru
Hanefi Şafii Maliki mezhebine göre kişi namazın önemini ehemmiyetini ve farz olduğunu bildiği halde tembellikten dolayı namaz kılmazsa kafir olmaz ama Hanbeli mezhebinde kişi namazın farz olduğunu ve ehemmiyetini bildiği halde tembellikten dolayı namazı kılmazsa kafir mi olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bütün mezheplerde namazda kıraat farzdır. Fatiha suresinin bizzat okunması ise Hanefi mezhebinde vaciptir.
Selamünaleyküm. İmamın niyeti ile ona uyanın niyeti arasındaki fark konusunda Hanefi mezhebi uleması ile Şafii ulemasının başını çektiği diğer ulema arasında fark vardır. Şafii ulemasının görüşüne göre niyet farkı imamla ona uyan arasında sorun değildir. Namaz, imama uyuldukça niyetler ne kadar farklı olursa olsun caizdir. Hanefi ulemasının görüşüne göre ise mesele şöyledir: a- Nafile kılan biri farz kılan bir imama uyarın ve kıldığı nafile sahihtir. b- Farz namaz kılan biri, nafile kılan birine uyamaz. c- Farz kılan bir imama, başka bir farza niyet edecek biri uyamaz. Farzlarda aynı namaza niyet etmek gerekir. Mesela akşamı kılmayan biri, yatsıyı kılan birine uyamaz. Sizin durumunuza gelince, sizin peşinizdekiler Şafii mezhebinde iseler, onlar açısından bir sakınca olmayacağı için siz imamlığınıza devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kaza etme imkânınız bulunmadığından ötürü böyle bir tercih yapılabilir. Aksi takdirde Hanefi mezhebine göre kılıp başka bir mezhebe göre değerlendirmek makul olmaz.
Selamünaleyküm. İlk öğrendiğinde düzeltilme şartı ile namazı etkileyecek bir hata olmayabilir.
Aleykümselam.Mezhepler ne İslam'ın dışında bir şeydir ne de bir mezhep İslam'ın tek başına ta kendisidir. İkisi arasında bir yerde tutmalıyız mezhebimizi. Bir Müslüman şu kadar Hanefî bu kadar Şafii, filan meselede Malikî öbür meselede de Hanbelî olamaz. Bu sadece eğelenmek olur. Bir kapıya bağlanıp o kapıda ilke edinmek gerekir.
Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Müslüman zulmetmez zulme razı olmaz. Zalim de mazlum da olmayız. Bize karşı yapılan bir haksızlığı şahsiyetimizi rencide etmeyecek bir metotla gidermeye mecburuz.
Selamünaleyküm. Yangın olan bir yerde sizin bulunduğunuz oda yangından ne kadar etkilenmeyecekse sizin de alkolün vebalinden etkilenmemeniz o kadar olacaktır.
Selamünaleyküm. Böyle bir durumda onun bedeli sadaka olarak verilirse elimizdekini kullanabiliriz.
Selamünaleyküm. Sevap kazanmak için hasta olmak yoktur. Tedbir almamak da vebaldir. Yine de Mü'minin ayağına batan diken bile ona ecir kaynağı olur biiznillah.
Selamünaleyküm. Bir insanda kaybolacak en son şey ruhtur, ruhu çıkınca o öldü demektir. İnsanın ahlâkı açısından da kaybedeceği en son şey hayâdır. Hayâsı gitmiş birinden her şey beklenir. Hadis bu anlama gelmektedir. Bize de hayânın ne denli önemli olduğunu öğretmektedir.