Fetva Meclisi
Soru
Hocam bazı kişiler namazda elleri kulağa götürerek tekbir getirilmesi ile ilgili bir hadisin olmadığını ve böyle bir namazın kılınamayacağını söylüyorlar. Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılarken ellerini omuz hizasına getirerek namaza durduğunu söylüyorlar, bu doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Elleri kaldırma konusunda hadisler vardır. Kaldıran da kaldırmayan da yanlış yapmış olmaz.
Namazda iftitah tekbirinde eller KULAK HİZASINA KADAR kaldırılır. Kulağa temas şart değildir. Temas ettirilirse daha makbul olduğunu söyleyebiliriz.
Hanefilikten çıksanız da dinden çıkmış olmazsınız elbette ama din meselelerinde böyle düşünmeyin. Hanefilerin de okuduğu bir hadis muhakkak vardır. Bir çiçekle bahar olmadığı gibi bir hadisle de namaz olmuyor.
Namazda tekbir alırken eller kaldırıldığında KULAK YUMUŞAĞI HİZASINA KADAR kaldırmak sünnettir. Kulağa temas etmesi gerekmez. Genel kural böyledir.
Kadının boyunu daha büyük gösterecek şekilde yukarı doğru yapılan topuz hadislerle yasaklanmıştır ama bu yasak namazla alakalı değildir. Topuzla kılınan namazın sahih olmayacağını duymadım, bilmiyorum.
Namaza niyet, kişinin hangi namazı kıldığını bilerek namaza durmasıdır. Sizin zikrettiğiniz şekilde sesli yapılan niyet, niyetin esası değildir. Şöyle de diyebiliriz: Namaza durduğunuzdan itibaren herhangi bir an, hangi namazdasınız sorusuna hemen şu namaz diyebiliyorsak namaz ve niyet tamam demektir. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu husustaki iddiaların tarih bilimi açısından değerini bilemiyorum. Ancak olmuşsa hatadır. Müstakbel bir varsayım üzerinden masum birine ceza verilemez. Bu bir cinayettir. Dediğim gibi, tarihte böyle bir şey ne kadar vardır onu bilemiyoruz. Ayrıca Fatih Sultanlık hatasızlık değildir. Her şeye rağmen o bir Fatih Sultan'dır.
Namazda tahiyyatta iken parmakla işaret meselesinde hadisler sabittir. Ancak ne zaman ve ne kadar konusunda fukahanın ihtilafı vardır. Bazılarına göre belli bir noktada parmağın indirilmesi gerekmektedir. Zira anlam açısından bir risk oluşmaktadır deniyor. Bu nedenle avamın becerip becerememesi ihtimaline binaen kerih görüldüğünü zannediyorum. Ama bu bir Sünnet olarak sabittir. Becerebilen de yapmalıdır.
Bu ve benzeri konuları biz de www.gimdes.org üzerinden paylaşıyoruz. Onlar bu konuda ilgili araştırmaları yapıyorlar. Tavsiye ederim.
Allah’ın hakkı ile kul hakkının ayrı şeyler olduğunu kesin bir kural olarak tespit edebiliriz. Tövbenin ve imanın kapattığı hak, Allah Teâlâ’nın hakkıdır. Kul hakkı ödenecektir; çaresi yoktur. Ancak imandan önceki döneme ait ağır haklar asla zayi olmaz. Allah kimsenin hakkını zayi etmez. Şu kadar ki iman gibi bir barajı aşanın adına Allah Teâlâ, hakları hak sahiplerine verir. O kul da imanı sayesinde adına ödenen haklardan kurtulmuş olur.
Makatta fitil bulunması namaza mani değildir.
Sadece çok ileri yaştaki ihtiyarlar ve tıbben bir daha iyileşemez ağır hastalar tutamadıkları oruçlar için fidye verirler. Sıcak bir yerde çalışmak, oruç tutmaya yeterli bir özür değildir.