Fetva Meclisi
Soru
Nefsimizin haricinde nasıl cihad ederiz? İslam'a hizmet için neler yapabiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.
Cihat hayatı Allah'a teslim etmek demektir. Bugünkü cihadınız kendinizi yetiştirmek ise yarınki cihadınızın ne olacağı o zaman belli olacaktır. Tamam çocuk yetiştirmek iyi bir fikir ama o anda siz ve gündeminiz ne olacak belli değildir. En güzel planınız, yarının her şeyine hazır olmak olmalıdır. Yarın karşınıza bin bir çiçeği ile çıkacak bir dünyaya siz sadece çocuk yetiştirmek ve mal infak etmek üzere hazırlanırsanız ayazda kalırsınız. Daha gerçekçi ve daha geniş düşünmeye bakınız. Allah yardımcınız olsun.
Cihat; İslam dinini ve ona iman eden Müslüman’ı korumak, Din olarak karşısına çıkan engelleri kaldırmak, Can, mal, namus ve vatanı savunmak, Mazlumları müdafaa edip zalimi engellemektir.
Kastettiğiniz Suriye’deki durum ise elbette cihat farzdır, tam anlamı ile farzdır ama kime ne kadar ve nasıl farzdır, bunu bilmek zorundayız. Mesela İstanbul’daki bir gence hangi cihat ve nasıl farzdır? Heyecanlı bir yürüyüşe katılmak mı yoksa başka bir görev mi? Dinimizi izlediğimiz haberlerin etkisinde kalarak yönlendirmeye teşebbüs edemeyiz maazallah. Bu heyecanlı ve ağlatan haberler geçtikten sonra, şimdi oluşturduğumuz kuralları nereye oturtacağız? Cihat kıyamete kadar farzdır. Onu farz eden de Allah Teâlâ’dır. Biz nasıl yönlendirebiliriz bir hükmü maazallah! Araştırdığımız şudur: Bize her bir fert olarak cihadın nasılı ve ne kadarı düşmektedir; bunu da ehli olan âlimler ve başımızdaki liderler belirler. Dünya hayatının sonuna kadar kalması için gelmiş bir ümmetiz. Hantallaşarak ya da katılaşarak kıyamete kadar sürecek bir projeyi günümüze daraltamayız. Bu bizim için vebal olur. Zannederim şimdiki asıl cihadımız, ilim adamlarımızı, ümmetimize kendisini hoca olarak lanse edenleri ‘bari böyle bir zamanda bir araya gelecek kıvama’ davet etmektir. Onlar bir arada olamadığı sürece günlük Suriyeler, Halepler, Musullar kaderimiz olmaya devam edecektir.
Cihat, Allah'ın adını yüceltmek demektir. Ne ile nasıl ve nerede yüceltilecekse onu yapmak cihattır. Cihadı bu şekilde anlayabilirsiniz.
Onun Züleyha olarak kalması için senin de Yusuf olarak kalman gerekir. Esasen eriyen veya kabaran imanımızdır. Vazifemiz, imanımızı canlı tutmaktır. Dünya heveslerinin bizi esir etmesinin neticeleri olarak aile içinde sıkıntılar yaşıyoruz. Eşlerin birbirlerine karşı yapacakları fedakârlıkların karşılığını Allah'tan beklemeleri gerekir. Allah'tan bekleyen nefsinin kışkırtmalarına karşı basiretli davranabilir. Yaptığının karşılığını eşinden bekleyeni ise şeytan doyumsuz ve nankör biri yapabilir. Özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus da çevreyi temiz tutmaktır. Eşi varken başka bayanları izleyen birinin yaptığı bile bile nefsi kışkırtmaktır. TV, internet, medya ve serpilmiş insanlar ortamı böyle bir felaket tellallığı yapmaktadır. Buna dikkat etmek gerekiyor. Üçüncü bir husus da dolu dolu bir hayat yaşamak zorunda olduğumuzu bilmemizdir. Nefse boşluk bırakıldığında o, o boşluğu doldurur. Hayatı cihat şuuru ile yaşamak gerekiyor. İbadetler başta olmak üzere, kültürel kabiliyetlerin geliştirilmesi gibi konularla hayatı aktif duruma getirip yaşamamız şarttır. Zikir ve duayı da unutmayalım.
cihad konusundaki diğer fetvalar
Kitabımız Kur'an'ın imandan sonra en yoğun takdimi cihat kavramı etrafındadır. Cihat, dinimizin en büyük ibadetidir. Elbette cihadın da bir fıkhı vardır. Yani onun inceliklerini anlatan hükümleri vardır. Piyasaya hazırlanan kitaplar genelde en temel esasları izah etme maksadı ile yazıldığından ve cihat da ürkütücü görüldüğünden halk düzeyindeki kitaplara ya hiç girememiş ya da cılız başlıklarla yer almıştır. Normal fıkıh kitaplarında cihada dair geniş bölümler vardır. Cihadın, zaman ve mekâna göre şekillenmesi pek tabiidir. Elin cihadı var, kalemin cihadı var, dilin cihadı var ve malın cihadı var. Hangisi ne zaman ve nasıl gerekiyorsa o yapılır. Bunu da Müslümanların emiri belirler. Şimdi bizim, 'Müslümanların emiri' vasfıyla ortada bulunan bir isimden yoksun oluşumuz, grupların kendi yaptıklarını liderin kararı durumunda görmeleri sonucu doğurmuştur. İnşallah önümüzdeki yıllar, önümüzün daha açık olduğu yıllar olur. Buna dua edelim.
Elbette kıyamete kadar cihat farzdır. Bunu kimse değiştiremez. Ama kimi yerde cihat kalemledir kimi yerde de dilledir. Bazı yerlerde ise silahladır. Mesela sizin bulunduğunuz yerdeki cihadınız hangi cihattır? Filan yerde zulüm altında olan Müslümanlar varsa, bu onların bağlı olduğu bir Halife'nin olmayışındandır. Bizim gidip onların yanında cihat etmemizin bir yararı yok ki! Onlara siyasette güçlü, malı olan, sözü geçen mü'min kardeşlerinin desteği gerekiyor. Bu da onlara bize hangi cihadın farz olduğunu gösterir bir işarettir.
Bu dönemin mücahidi ve bütün dönemlerin mücahidi, Allah'ın karşısına çıkardığı imtihanı anlayıp o imtihanı kazanmaya çalışandır.
Öncelikle bir hakikati vurgulamakta fayda olacaktır: Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ateşin kenarında ondan etkilenenle içinde yanan etkilenmede asla aynı değildir. Kışın etkisini filmde veya sıcak sobanın yanında hissetmek var dağ başında fırtınada hissetmek var. Örnek olarak ele alacak olursak, Filistin’deki kardeşlerimizin bir asra yaklaşan zulüm döneminde çektiklerini filmlerden izlemek veya toplantılarda slogan atmakla, zalim Yahudi’nin dipçiği altında, tank paletlerinin altında tişörtü yırtılmış çocuğun psikolojisi ile hissetmek kesinlikle aynı değildir. Gerçekçi ve samimi olmak zorundayız. Barış kavramını abartan ve cihadı sadece savunma hareketi olarak görmeyi yeğleyen bazı yazarlar, bu tür eylemleri caiz görmemektedirler. Onların görüşlerini tepme hakkına sahip değiliz. Onların görüşü de nihayetinde bir ictihaddır.
Selamünaleyküm. Bu ağır bir iddia olur. Çünkü size farz olması oradaki meseleyi çözmüyor. Orada bir savaştan çok siyasetten desteklenen bir zulüm vardır. Bu zulüm de masalardan yürütülmektedir. Müslümanların masalardaki cihadı ifa etmeleri gerekir. O da her zaman üzerimizde farz bir ibadettir.
Selamünaleyküm. Bir kişinin bir vakit namazına vesile olmak cennetin ta kendisidir.