Fetva Meclisi
Soru
Hocam, aile içinde fikir ayrılıklarına düştük. Eşimin bir tanıdığı nazar diye bir şey olmadığını her şeyin Allah’ın elinde olduğunu dolayısıyla Allah istemediği takdirde nazar değmeyeceğini söylemiş. Hem fikir olduğum nokta ‘’Allah izin vermediği takdirde’’ kısmı. Ancak araştırdığımda Kuran-ı Kerim’ de Kalem Suresi 51 ve 52. ayetlerinde nazar konusu geçiyor. Bunun tefsirinde nazar kelimesi geçmediği için bize ‘‘düşmanın kini vurgulanmış nazarı anlatmıyor’’ dediler. Buna binaen “Allah’ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez (Teğabun Suresi)” ayetini örnek olarak gösterdiler. Ancak bizlere beraberinde okuyup korunmamız için de sureler indirildi. Yani hocam biz çıkış yolu bulamadık. Sizden 51 ve 52. ayetlerin tefsirini istiyorum ve nazar konusu tam olarak nasıldır? Bilgi rica ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Bacı, ne yaparsan yap ama asla Allah'ın rahmetinden, seni ve amellerini kabulünden şüphe etme, asla! Şöyle düşün: Şu anda sen yaşıyorsun. Yaşadığın da nefes almandan belli. Nefes dediğin neredeyse bir saniye kadar küçük bir şey. O küçücük nefesle yıllarca yaşadığın hayatın ölçülüyor. Bir tek nefesi yok edersen hayatın bitebilir. Ameller de böyledir: Küçüğü ve önemsizi olmaz. Nefes gibi... Devam et, yılmadan yıkılmadan devam et. Allah seni görüyor, melekleri şahit oluyor, meraklanma.
Nazarın mahiyeti ve keyfiyeti kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kimselerin bakışlarıyla olumsuz etkiler meydana getirebildikleri dinen de kabul edilmektedir. Bir hadis-i şerifte, “(Nazardan) Allah’a sığının, çünkü nazar (göz değmesi) haktır.” (İbn Mâce, Tıb, 32 [3508]) buyrulmaktadır. Resûlullah’ın (s.a.s.) nazar değmesine karşı Âyetü’l-kürsî ile İhlâs ve Muavvizeteyn (Felak, Nâs) sûrelerini okuduğu; ashâbına da bunları okumalarını tavsiye ettiği; göz değmesinden kurtulmak için ayrıca doğrudan Allah Teâlâ’ya (c.c.) yakardığı rivâyet edilmektedir. (bk. Buhârî, Tıb, 32-38 [5735-5742]; Tirmizî, Tıb, 16 [2058]; İbn Mâce, Tıb, 32-36 [3508-3525]; Kâmil Miras, Tecrîd Tercemesi, 12/90) Nazar konusunda Hz. Peygamber’in tavsiyelerini uyguladıktan sonra sonucu Yüce Allah’tan beklemek İslâm inancının gereğidir. Dinimizde nihai etkiyi Allah’tan başkasına atfeden tutum, davranış ve inanışlar yasaklanmıştır. Bu sebeple nazar boncuğu ve benzeri şeylerin, bunlardan medet ummak amacıyla boyuna veya herhangi bir yere takılması caiz değildir. Bu tür davranışlarda bulunanlar hakkında Resûlullah (s.a.s.), “Kim nazarlık takarsa Allah onun işini tamama erdirmesin.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/154 [17440])buyurmuştur. Diğer bir hadiste ise nazarlık takan ve nazarlığa koruyucu etki atfeden kimsenin Allah’a ortak koşmuş olacağı ifade edilmiştir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/156 [17458]) Nazardan korunmak için böyle hurafeleri terk edip Hz. Peygamber’in öğrettiği duaları yapmak gerekir. (bk. Buhârî, Tıb, 32-38 [5735-5742]; Tirmizî, Tıb, 16 [2058]; İbn Mâce, Tıb, 32-36 [3508-3525]; Kâmil Miras, Tecrîd Tercemesi, 12/90) Bu çerçevede Felak ve Nâs sûreleri yanında Hz. Peygamber’in (s.a.s.) torunlarına yaptığı şu dua da okunmalıdır: “Her türlü şeytan ve zehirli haşarattan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 10 [3371])
Bacım, size tavsiyem şudur: Eşinizle direkt siz bu konuları konuşmayın artık. O size karşı inatlaşma yoluna girmişe benziyor. Onu etkileyebilecek başka arkadaşları üzerinden, çevresi ile etkilemeye çalışın onu. Mesela namaz kıldığı caminin imamına söylemeye çalışın. Biraz uzun zaman alır ama böylesi sizin için daha güvenlidir. Bir zaman siz onunla bu konuları hiç konuşmayın. Daha sonra sözünüzün etkisini artırdığını göreceksiniz. Dua etmeyi de ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Tesettür, Allah'ın emirlerinden bir emirdir. Kimine namaz ağır gelir kimine de oruç. Size de tesettür ağır geliyor. Ağır geldiği için de her şeyi terk etmeniz gerekmez. Sırası gelince o da gerçekleşir. Sabırla ve sebatla yol almaya çalışın. 'Olmuyor' demeyin, 'henüz olmadı, olacak' deyin.
Allah Teâlâ yolunuzu aydınlık kılsın, beraberliğinize bereket versin. Âmîn. TOKİ evleri konusunda bizim kanaatimiz bu haliyle sıkıntılı olduğu şeklindedir. Bazı hoca efendiler ise caiz olacağını düşünüyorlar. Onların görüşü ile de hareket edilmesinde sakınca olmaz. Allah yardım etsin.
Öncelikli hedefin eşinin onların arasında erimemesi olmalıdır. Eşini sürekli takviye et. Aranızdaki ülfet yani muhabbet sürekli güçlensin. Birinci vazifen budur. Diğerleri ile de sosyal mesafeyi ve gerekliliği kurtaracak kadar girip çıkabilirsin. Sen onların dinini sevmedikçe o ayete dâhil olmazsın biiznillah. Allah yardımcın olsun.