Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Furkan suresi 43.ayeti sormak istiyorum: "Nefsini kendine tanrı edeni gördün mü?"... Pek çok günaha bizi nefsimiz tahrik ediyor. Şimdi günah işlerken nefsimizi ortak mı koşuyoruz? Bu konuda hangi kitabı okumayı önerirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Ehlisünnet demek şudur: Bu ümmetin düşünce ve iman esaslarını, ümmetin kaynakları olan Kur'an, Sünnet ve sahabi merkezlerinden toplayıp bir potada ortak ilkeye dönüştürmek. Ehlisünnet'in günahlar ve tevbe konusundaki itidalli ilkesi geneli temsil eder. Bir sahabinin farklı kanaati bu ilkeyi bozmaz. Böyle bilmelisiniz.
Siz dinle, iffetle oynuyorsunuz. Helâk olacaksınız. Acilen tevbe edin.
Bunu dert etmeyin. Çözülebilir bir sorundur bu. Bir kere dinlemek de okumak gibi olabilir. Kaliteli dinlemeler aynı zamanda okumadır da. Kaliteli ve kalıcı şeyler dinleyin. Anladığınızı aynen anlatmak zorunda değilsiniz. İşini doğallığına bırakın. Zamanla bunu da aşarsınız. Bardağınız dolmadığı için taşmıyor. Dolunca o da taşar biiznillah. Evinizde muhakkak bir İLMİHAL kitabı bulunsun. Ama muhakkak bulunsun. Diyanet İşleri Başkanlığının bir ciltlik ilmihal kitabı vardır. Onu gayet rahat anlarsınız. Alın ve sayfa sayfa hızlı gitmeden okuyun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Tek cümle ile durum şudur: Bu konuyu terk et. En az iki yıl bu konuyu düşünme, konuşma, yazma. Malının tamamına yakını haram olanların verdiğini yememek, sofrasına oturmamak gerekir. Haram karışmış olanların verdiği ise yenebilir.
Bunun için bir kefaret gerekmez, irade zayıflığıdır bu. Genel olarak iradeni güçlendirebileceğin şeylere dikkat edeceksin.
Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Kur'an'ımızın her ayeti her namazda okunabilir. Hiçbir ayetin farklılığı yoktur.
Âyet ve hadislerin umumundan anlaşılan o dur ki, ‘mü'min çatısı’ insi ve cinni topladığı gibi aynı çatı ‘ins ve cin mü'min olduklarında kardeş olmalarına da çatılık etmektedir.
Böyle bir bilgiye sahip değiliz ama okumuş olma ihtimalini pek yüksek zannederiz.
Selamünaleyküm. Hepimizin dinimizin hizmetçileriyiz. Bildiğimizin hocalarıyız. Yapabildiğimizin mücahitleriyiz. Bunu hiç unutmayasın. İhlaslı olduğun, Haddini bildiğin, Fitneye sebep olmadığın, Bilgide ve bildirmede oburlaşmadığın, Sabırlı davrandığın, Kendi farz görevlerini ihmal etmediğin, Bir bilenle istişare ile hareket ettiğin sürece iyisin, güzel yapıyorsun, mücahitsin, muallimsin biiznillah. Devam et. Allah yardımcın olsun.
Özellikle din adına konuşanların sözlerinden anlaşılamayanı muhakkak sormalı ve izah etmesini istemeliyiz. Bunu unutmayınız. ‘Hadisler ibadet olarak okunamaz’ sözünün anlamı şudur: Namazda Kur’an ayetlerinden zamm-ı sure okunduğu gibi bir hadisi namazda okuyamayız. Çünkü hadisler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sözleridir. Ayet ise Allah’ın sözleridir. Ayetin ibadet olarak okunduğu yerde hadis onun yerine okunmaz. Bir başka örnek olarak da mesela, bir mümin babasının kabrinde Kur’an okur ama hadis okumaz. Bu manada hadisler Kur’an ile aynı değildir. Bu sözü edilen kural da doğrudur.
Şöyle bir soruma cevap ver: Maazallah sen kıpkızıl bir kafir olsa idin, Allah’ın kapısı sana açık olmayacak mı idi? Kim hatasından geri gelmek istedi de Allah Teâlâ onu kabul etmedi, kim? Önce bunu anla, zihnine kazı, ebediyyen unutma: Allah’ın kapısı açıktır, herkese açıktır. Elbette böyle büyük bir nimetin kadrini bilememek ve yılları boşa geçirmek zarardır ama asla bu durum işin sonu da değildir. Bugün Kur’an ile barışmaya ve onunla donanmış olmaya karar versen biiznillah kararında samimi olduğun sürece iyi yoldasın ve iyisin demektir. Bundan şüphe etmeyiz. Peki ne yapabilirsin? Sana örnek bir tablo çizeyim: - Önce beyninden umutsuzluğu sil. Ben dönersem hatamdan Rabbim beni kabul buyurur diye iman et. Önce beyin temizliği. Şeytanın saldırılarından korunmak, önce bu. - Kolay kolay Kur’an ezberi sıfır olmaz, erir incelir ama sıfır olmaz. Bu da şu demektir: yeniden ezbere döndüğünde olmaz bir şeyle karşılaşmayacaksın sen. Biraz uzun, biraz zor ama olabilir bir iş ile karşılaşacaksın biiznillah. - Bir hafız ve hafız yetiştirmiş hoca efendiye git. Senin durumunu bir iki gün içinde denesin, tespit etsin. Kayıbını ve takviyen için ne yapman gerektiğini ondan öğren. - Buna da imkanın olmazsa üç sahifelik surelerden birini yeniden ezberler gibi ezberlemeye çalış. Günde bir saat çalışarak bir haftada onu yani sureyi yanlışsız okuyabilirsen biiznillah iş kolay olacak demektir. Ondan sonra bana durumu yaz, yol planı yapalım. Şimdi zihnini temizle ve yola çık.