Fetva Meclisi
Soru
Ayette geçen müminler ancak kardeştir vurgusu,mümin cinleride kapsıyor mu yoksa ayrı ayrı insan-insan ve cin-cin olarak ayrılıyor mu. Yani mümin insan ve mümin cin manevi olarak kardeş sayılır mı? Yahut mümin insan, mümin insan ile-mümin cin, mümin cin ile mi kardeştir?
Cevap
Benzer fetvalar
Müminler birbirlerinin kardeşleridirler. Her mümin diğer müminin aynası gibi olmak zorundadır. Şu kadar ki, kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir hata işlemekten kaçınmak gerekir. Yaşa başa, birikime dikkat ederek ve tatlı dilli konuşarak iş yapmak gerekiyor.
Bizim imanımız şu şekildedir: 1- Yeryüzünde iki kitle vardır. Biri Allah'a ve peygambere, imanın diğer esaslarına iman ederek MÜ'MİN olanlar. Diğeri de bir nedenle iman etmeyerek diğer kitleyi oluşturanlar. 2- Bu iki kitle birbirinden ayrıdırlar. Ancak bu ayrılık imanda ve yaşam tarzındadır. Mü'min olanla olmayan aynı dünyada, aynı ortamda aynı sosyal zeminde yaşarlar. İman farkı düşmanlığı gerektirmez. Aynı hayat standartlarını aynı devletin çatısı altında yaşayabilirler. Mü'min olmayanlar, mü'min olanlara karşı bir kin ve savaş içinde olmadıkları sürece onlara karşı bir kötü niyet beslememiz gerekmez, caiz de olmaz. 3- Cihadımız yani dinimizi savunmamız, dinimizi yok sayan ve kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 4- İman etmeyerek ikinci cepheyi oluşturanlara karşı sosyal gerçekler nedeniyle sessiz kalmamız kötülük yapmama, iyi geçinme düzeyindedir. Peygamberimi ve kitabımı sevmeyene gönlümde yer açamam. Hakkına hukukuna dikkat ederim, hakkımı ezdirmem o kadar. Allah'a emanet olunuz.
ان كنتم مؤمنين ifadesi “mü'min iseniz” olarak tercüme edilebilir. Ayetlerde ve hadislerde bir şey emrediliyorsa “onu yapın” anlamını tekit eder. Bir yasaklama varsa “onu yapmayın” anlamını tekit eder. Bu ifade yani “mü'min iseniz” sözü, kişinin kalbine hitap ettiğinde bir kabullenmeme meyli söz konusu oluyorsa “o zaman sen kâfirsin” şeklinde sonuç verir. Böyle değilse yani kabullenmeme meyli oluşmuyorsa o zaman imanın gereğinden uzak kalma anlamına gelir.
Dua bir ibadettir. Her ibadet gibi dua ibadetinde de ne kadar ihlas varsa o kadar kabule yakın olur. Mü’min birinin mü'min kardeşine onun haberi olmadan gizli bir şekilde arkasından yaptığı duada ihlas ihtimali daha yüksektir. Bu nedenle de kabul olma ihtimali alenen yapılana göre daha yüksek olmaktadır. Yoksa her iki dua da neticede duadır.
Müslüman, akidesini esas alarak yaşayan insandır. En hassas noktalarda bile akidesinden taviz vermeyen yani haramlar ve helaller ölçüsünü kullanarak yaşayan insandır. Böyle bir mü'min, şu veya bu cemaatin içinde olmasa da Allah'ın istediği gibi yaşadığı için cennete girecektir biiznillah. Ama şu cemaatin içinde bulunan hatta o cemaatin bel kemiği olan biri haramlar karşısında eziliyorsa, Allah'ın farzlarında gevşek kalıyorsa o mü'min, Allah'ın huzuruna eksik çıkacaktır. Bu şuna benzer: Bir kavanozun üzerindeki etikette baldır yazdığı halde kapağını açtığınızda içini boş ya da balı tüketilmiş olarak görüyorsanız, o kavanozun üzerinde bal yazmasının bir anlamı olmayacaktır. Mü'min de elbette bir yer ve beraberlik belgesi ispat edecektir ama esas olan Allah'ın emirlerini ve yasaklarını dikkate alarak yaşamaktır.
Buradaki açıklık sadece başın açılması gibi bir durum ise onun erkeklerin ortasında açık olmak gibi görmeyiz. Derin avretin açılması ya da örtülü gibi olduğu halde açık hükmünde olması durumunda ise bu da caiz değildir. Hangi durum olursa olsun mümin kadın vakarını korumalıdır. Kadınlar arasında çarşaf giymesi gerekmiyor olsa da saçılması da risk taşır.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir bilgiye sahip değiliz ama okumuş olma ihtimalini pek yüksek zannederiz.
Selamünaleyküm. Hepimizin dinimizin hizmetçileriyiz. Bildiğimizin hocalarıyız. Yapabildiğimizin mücahitleriyiz. Bunu hiç unutmayasın. İhlaslı olduğun, Haddini bildiğin, Fitneye sebep olmadığın, Bilgide ve bildirmede oburlaşmadığın, Sabırlı davrandığın, Kendi farz görevlerini ihmal etmediğin, Bir bilenle istişare ile hareket ettiğin sürece iyisin, güzel yapıyorsun, mücahitsin, muallimsin biiznillah. Devam et. Allah yardımcın olsun.
Özellikle din adına konuşanların sözlerinden anlaşılamayanı muhakkak sormalı ve izah etmesini istemeliyiz. Bunu unutmayınız. ‘Hadisler ibadet olarak okunamaz’ sözünün anlamı şudur: Namazda Kur’an ayetlerinden zamm-ı sure okunduğu gibi bir hadisi namazda okuyamayız. Çünkü hadisler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sözleridir. Ayet ise Allah’ın sözleridir. Ayetin ibadet olarak okunduğu yerde hadis onun yerine okunmaz. Bir başka örnek olarak da mesela, bir mümin babasının kabrinde Kur’an okur ama hadis okumaz. Bu manada hadisler Kur’an ile aynı değildir. Bu sözü edilen kural da doğrudur.
Şöyle bir soruma cevap ver: Maazallah sen kıpkızıl bir kafir olsa idin, Allah’ın kapısı sana açık olmayacak mı idi? Kim hatasından geri gelmek istedi de Allah Teâlâ onu kabul etmedi, kim? Önce bunu anla, zihnine kazı, ebediyyen unutma: Allah’ın kapısı açıktır, herkese açıktır. Elbette böyle büyük bir nimetin kadrini bilememek ve yılları boşa geçirmek zarardır ama asla bu durum işin sonu da değildir. Bugün Kur’an ile barışmaya ve onunla donanmış olmaya karar versen biiznillah kararında samimi olduğun sürece iyi yoldasın ve iyisin demektir. Bundan şüphe etmeyiz. Peki ne yapabilirsin? Sana örnek bir tablo çizeyim: - Önce beyninden umutsuzluğu sil. Ben dönersem hatamdan Rabbim beni kabul buyurur diye iman et. Önce beyin temizliği. Şeytanın saldırılarından korunmak, önce bu. - Kolay kolay Kur’an ezberi sıfır olmaz, erir incelir ama sıfır olmaz. Bu da şu demektir: yeniden ezbere döndüğünde olmaz bir şeyle karşılaşmayacaksın sen. Biraz uzun, biraz zor ama olabilir bir iş ile karşılaşacaksın biiznillah. - Bir hafız ve hafız yetiştirmiş hoca efendiye git. Senin durumunu bir iki gün içinde denesin, tespit etsin. Kayıbını ve takviyen için ne yapman gerektiğini ondan öğren. - Buna da imkanın olmazsa üç sahifelik surelerden birini yeniden ezberler gibi ezberlemeye çalış. Günde bir saat çalışarak bir haftada onu yani sureyi yanlışsız okuyabilirsen biiznillah iş kolay olacak demektir. Ondan sonra bana durumu yaz, yol planı yapalım. Şimdi zihnini temizle ve yola çık.
O ayette belirtilen ve dikkat etmemiz gereken incelik şudur: Her insanın nefsi ve arzuları ona hoş gelir, zaman zaman da nefsinin arzularına uyar ama bu uymayı ilahlaştırma düzeyine getirmek akıbet açısından tehlikeli bir durumdur. Bunu, haramı helal görmek, Allah’ın emirlerini basite almak şeklinde mesela anlayabiliriz. Nefis ve terbiyesi, nefsin ilahlaştırılması gibi konularda en güzel kitap İhya-u ulumuddin adlı kitaptır. İlgili bölümü okuyarak istifade edebilirsiniz.
Namaz içinde Türkçe veya başka bir dille bir şey konuşmak yoktur. Sadece âyet ve hadislerde geçen dualar/zikirler okunur.