Fetva Meclisi
Soru
Ben 8 senedir İtalya’nın kuzeyinde yaşamaktayım. Dindar ve de modern bir insanim. Dini görevlerimi eksiksiz yerine getirmeye çalışmaktayım ve de ayni zamanda tasavvuf ile de içiceyim. 35 yasındayım. Bu zamana kadar doğru bir insanı bulamadım evlilik kısmet olmadı. Ancak burada katolik bir kız ile tanıştım ve de birbirimize güzel duygular hissettik. Kendisi kağıt üstünde Katolik ama uygulaması yok ve de sizinde bildiğiniz gibi Avrupalılarda evli olmak pekte umurlarında değil ve de şartta değil hatta korkutucu bir şey. Ben hiç olmazsa ki benim için en önemlisi dini nikah; bu konuyu onunla konuştum çünkü Allah’ın izni olmadan böyle bir şey yapmam mümkün değil, zina en çok korktuğum günah, çünkü etrafımda pek çok örneklerini gördüm. En sonunda kızı ikna ettim. Diyanet sayfanızda okuduklarım kadarıyla ve de internetten araştırdıklarımla birlikte; yaşadığım yerde cami yok ve de Türk nüfus az, bu nedenle ya 150 km ötedeki şehre gidip orada bir organizasyondan yardim alabilirim yada eğer doğru ise 2 şahidin huzurunda nikahı kendimde uygulayabilirim. Bu konuda sizden bilgi rica edecektim. Birde mehir konusunda eğer yanlış değilse minimum miktar 5 gr altın yani yaklaşık 500 lira sanırım. Bu konuda bana yardımcı olursanız çok sevinirim Allah razı olsun saygılar…
Cevap
Benzer fetvalar
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Selamünaleyküm. Ağır bir yanlışa düşmüşsünüz. Kesinlikle nikâhınız tek şahitli olduğu için fasit bir nikahtır. Bilmemenizden ötürü zina adını veremeyiz bu sonuca. Aranıza mesafe koymakla acil olarak yapılması gerekeni yapmışsınız. Hemen iki şahit bulup aynı mehirle sıfırdan yeniden başlayacaksınız. Geçmiş için de Allah'ın mağfiretine sığınacaksınız. Çok istiğfar edin, tövbeler edin. Hemen nikahınızı yapın, hemen.
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Selamünaleyküm. Şunu kesinlikle bilmelisiniz: Bütün tuzaklar buna benzer tuzaklardır. Sevgi, aşk sözleri herkesin ağzından böyle çıkar. Ömür boyu olmak da büyük bir iddiadır ama onu da herkes kullanır. Bir iki yıllığına bekâretini feda edecek bir kız yoktur ki erkekler ona vaatte bulunsun! Size tavsiyem kesinlikle ebeveyninizin izni olmayan bir işi yapmamanızdır. Eğer evlilik sizin için farz durumuna geldiyse o zaman gidin her şeye rağmen evlenmek istediğinizi beyan edin. Hem hayatî değerde görüyorsunuz hem de risk almak istemiyorsunuz, bu nasıl anlaşılacak? Evlilik aleni olmalıdır. Kaçak başlayan işte bereket olmaz. Allah'a emanet olunuz.
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
Selamünaleyküm. Eğer iki şahidin huzurunda mehri konuşulmuş bir şekilde nikâhlandı iseniz siz evli durumdasınız. Böyle değilse mesela şahitler yoksa siz evli değilsiniz. Boş sözünüz de boş bir söz durumundadır. Nikâhın var olduğunu kabul edersek, üç hakkın ikisini bitirmiş bulunuyorsunuz ki bu en iyimser ihtimaldir. Üç bağından ikisi kopmuş bir evlilik sürdüreceksiniz. Sizce yürür mü? İyi düşünüp karar verin.
dindar konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ne yapmalısın biliyor musun? Sana Allah Teâlâ'nın çıkaracağı imtihanlar arasından seçme hakkın olmadığını bilmelisin. Senin imtihanın da böyledir. Filistinli kaçıp buraya gelebilir mi? Sen de buradan kaçıp oraya gidemezsin. Herkes kaderindeki imtihan ile imtihan olacak. Bak yanlış düşünüyorsun; Senin en yakınların olanların cehennemlik olduğunu sen bile söylediğin hâlde onları, cehenneme aday olarak bırakıp nere gideceksin? Olduğun yerde kal; kurtul ve kurtar. Daha iyisini yapmış olursun. Yıkılma hemen, sabırlı ol, zamana yaymasını bil. Çok dua et. Geçmişe bak; peygamberlere bak, Allah dostlarına bak. Kendi kısır döngüne bakıp durma. Allah yardımcın ola.
Selamünaleyküm, asla kabul etmeyin. Bile bile kuyunuzu kazmayın. Size böyle bir baskı yapmaya hakları yoktur.