Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi üç yaşındayım ve üniversite okumak istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda birkaç kez sınava girdim ama istediğim bölüm olmadı ve bu yıl bir daha denemeyi düşünüyorum. Bir yandan da aileme maddi ve manevi açıdan destek olmam gerekiyor. Ayrıca kimi zaman evliliğe ihtiyacım olduğunu hissettiğim için en geç iki yıl içinde de bu noktada adım atma düşüncesindeyim. Eğer üniversite olur da okursam aileme maddi açıdan destek olamayacağım ve evliliğimi ertelemiş olacağım. Nasıl bir yol izlemem gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
O kişinin ne yaptığını ve ayrıntısını bilemediğim için onun yaptığı hakkında bir yorum yapamam ama sizin yanlış olduğunu bildiğiniz bir şeyi yapana tavır koymanız ve bu tavrı ileriki hayatınız için bir dönüm noktası yapmanız doğru olandır. Aranızda bir idrak farkı varsa bu fark en azından sizin ona karşı karar verme aşamasını erteleme gibi bir sonucu getirmelidir. Yarın başınıza gelebilecek bir sıkıntıdan önce bugünden tedbir almanız bunu gerektirir.
Kendini çıkmazda görme yerine şöyle yap: Günlük yoğunluğunu ikiye katla. Daha çok kitap oku. Yazı yaz. Ders dinle. Araştırma yap. Sılayırahim yap. Nafile namaz kıl. Zikir yap… Bunlar seni belirttiğin hatalardan uzak durmaya sevk edecektir. Böylece de bile bile hatanın etrafında dönmemiş olacaksın.
Aleykümselam. Yapabileceğiniz en iyi şey sizin namınıza evli bir bayanın onunla görüşüp ilk bağlantıyı kurması olurdu ama sizin bunu engelleyecek bir gönül kaptırmanız olmuş. Gönül kaptırma ise sizin aleyhinize bir durumdur. Gerçekçi bir karar vermeniz zorlaşmaktadır. Yine de sizin adınıza bir bayan onu tanısın, sizin beklentilerinizi ona iletsin. Daha makul bir iş yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Evliliğin iki boyutu var. Biri, sizin eşinizle yaşamanız için gereken ekonomik miktar. Bir de sizin eşinizle yaşadığınızı çevrenize ispat etmek için harcamanız gereken miktar. İkisi arasındaki farkı incelediğinizde, birincisinin küçük bir imkânla gerçekleşebileceğini görürsünüz. Yapacağınız evlilik eğer, birincisi ise birkaç bursla bile bu sorunu çözersiniz. İkincisi ise zaten evliliğiniz gereği yoktur. Siz kendiniz için evlenmiyorsunuz demektir. Büyütmeyin korkutmayın. Okulu da bırakmanız gerekmiyor, insanların ne diyeceğini bırakın yeter.
Selamünaleyküm. Yaşınız geç kalmış denebilecek bir yaş değildir. Fitneye düşecek duruma gelmedikçe anne babanızın görüşleri ile hareket etmeniz daha doğru olur. Harama düşme tehlikeniz olunca bunu annenize iletir ve işi çabuklaştırırsınız. Maddi konuları dert etmeyin, onların çaresi bulunur.
Önce şunu bilelim: Anne ve babanın buruk karşıladığı bir evlilik soğuktur, ruhsuzdur; suyu kesik bir evde yaşamak gibidir. Ne edip edip onların tebessümü ile çıkın yola. Belli ki onlar, size karşı mali destek açısından eziklik hissediyorlar. Bu durumda eş adayınız devreye girmelidir. O devreye giriş de şöyle olacaktır: Evlenmeye bakışımız, iffet mücadelesinde bir adım olarak görülüyorsa debdebe yerine samimi bir ortamda, mütevazı bir evde hayata başlansın. Fırsatlar oluştukça yuva modernleşsin. Eğer mesele gönül muhabbeti ise samanlığı seyran yapmak gerekiyor. Hayır, eş adayınız bu konularda taviz veremeyecekse yani suntalar sizden değerli ise ne benim ne de aklın söyleyebileceği bir söz yoktur. Kısaca bu iş, ailenizden çok eş adayınızda çözülür. Eş adayınızın 'kadınlık ve annelikten' önemli göreceği herhangi bir iş sizin için ziyandır. Bu konuda ciddi taahhütler almalısınız. Hanım kardeşlerimiz, meslek sahibi olmayı fazla abartıyorlar. Hâlbuki tıp ve benzeri alanlar dışında kadınlar sadece kapitalizme destek oluyor, işçi maaşlarının düşük kalmasına neden oluyorlar. Bu konuları, aile reislerinin de katılacağı ortamlarda defalarca konuşun. Çok vaat ediliyor, hiçbiri tutulmuyor. Sonra da yıllara yayılan bir sıkıntı çekiliyor. Ne olursa olsun evliliğin vakti geldiğine inanıyorsanız, o bir namaz vakti gibidir. Sakın onu geciktirmeyin. Borca girin, gecikmeye girmeyin. Allah'tan size muvaffakiyetler temenni ederim. Siz bu Ümmet'in umudusunuz; yeni bereketli nesli siz yetiştireceksiniz. Allah'tan korkulan, iman heyecanı ile uçuşan evlerde siz onurlu bir geleceğin temellerini atacaksınız. Sakın yılmayın, eğilmeyin. Şeytanın binbir hilesi varsa sizin de Allah gibi bir Rabbiniz var. O'na dayanın devam edin. O size bir kader yazdı ise, hiçbir zorluk O'nun kaderini bozamaz. Yılmayın, üzülmeyin. Ebeveyninizi aşmayın, onların hayallerini bozmayın. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Nasıl bir nikâhı hangi niyetle icra ettiğinizi bilemediğimiz için size olumsuz bir şey söyleyemeyiz ama bu yaptığınızın ileride üzüleceğiniz bir iş olacağını söyleyebiliriz. Bunun adına çocukluk da diyebilirsiniz. Ailelerinizden gizli yaptığınız bir işte bereket olmaz.
Boşanma her zaman en son düşünülmelidir. Bu meselede babanızla yüz yüze konuşabilecek bir aile büyüğü bulmalısınız. Evlatları olarak sizin çözüm getirmeniz çok zordur. Sadece kendinizi yıpratırsınız ve babanızı biraz daha itersiniz. İkinci kişi ile medeni bir şekilde konuşmanız da yarar getirebilir.
Nikâhınız düşmedi ise de düşürün siz ve omuzunuzu rahatlatın. Mihri de verebileceğiniz taksitlerle verin. Onun adına bir bankaya da yatırabilirsiniz. Geçmiş olsun.
Madem dönüş yaptın, sabrı da bilmen gerekir. Dine dönüş yapmak sadece kıyafet düzeltmek değildir. Sabır gibi ahlâk güzelliklerine de sahip olman gerekir. Sabırlı ol. Kimse ile cedelleşme. Onların, senin güzel tavırların sayesinde senin gibi dönüş yapacakları günü bekle. Sabırlı ol, sabırlı!
Eşinizin tutumu hatalı, buna itiraz edilemez. Sizin de birilerinin dediğine aldıran anlayışınız yanlıştır. Kendi kendinize işinizi zorlaştırıyorsunuz. Bu sıkıntıyı boşanma konusu yapacak düzeye gelmeniz gayet düşündürücü bir durumdur. Tekrar düşünün bu psikolojiyi lütfen. Kendinizi toparlayın sonra da eşinize durum değerlendirmesi yapmasını tembihleyin. Şeytana yardım etmenin manası olmasa gerek. Allah yardımcınız olsun.
Eşiniz ve yavrularınızdan başka dert edebileceğiniz insan anne veya babanız olabilir. Gerisi sizi sevsin veya sevmesin, siz kendi hayatınıza bakın. Esasen onlardaki bu sıkıntı sizde de abartı şeklinde var. Sorunu biliyorsunuz, çözümü biliyorsunuz, sonucu biliyorsunuz. Bu durumda anlaşılıyor ki asıl sıkıntı sizdedir. Kendinize gelin ve işinize bakın, eşinize bakın, çocuklarınıza bakın.