Fetva Meclisi
Soru
Hocam oruç borcu olan kişi Ramazan ayı orucundan tam istifade edemiyor mu? Ahmed bin Hanbel’in müsnedindeki hadisi söylüyorlar kaynak olarak. Sizin Ramazan Risalesi kitabınızdan okumalar yaptık elhamdülillah içimizde heyecan oluştu arkadaşlarla. Ramazanın ne olduğunu öğrendik bir kaç yıldır. Bizi bilgilendirir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Prensip olarak öbür ramazandan önce bitirmek iyidir ama orucun öbür yılda kabul olmaması gibi bir durum yoktur.
Bir bayanın bilmesi gereken en önemli din konularından birisi olarak bunu bilmiyor olması ağır bir hata olmuştur. Bu geçmiş hata için tevbe ve istiğfar etmelidir. Ezanların duyulduğu bir yerde bu kadar önemli bir konuyu bilmemesi, sormaması hatadır. Ne kadar yılda ne kadar oruç bu şekilde kazaya kalmış ise onları O GÜNLERİN SAYISI KADAR kaza edecek. İlave bir oruç gerekmez.
'Bir gün eksik' deyimi doğru değildir. 'Bir gün eksik olduğunu söyleyenler var' diyebilirsiniz. İnşaallah Ramazan orucumuzda eksiklik yoktur. Rabbim kabul buyursun.
Tutulmayan oruçlar borçtur, mutlaka tamamlanmalıdır. Orucun kazasının geciktirilmesinden dolayı fidye verilmesi ise mezhebe göre değişir. Hanefî’ye göre şart değildir.
Selamünaleyküm. Kefaret, sadece Ramazan ayı günlerinde oruç bozan içindir. Ramazan Ayı dışında hangi oruç olursa olsun böyle bir ceza yoktur. O bozulan günü kaza etmek yeterlidir. İstiğfar etmeyi de unutmamak gerekir.
Bir rakam çıkarmaya çalışın. Her Ramazan'ı otuz gün kabul ederek, buluğ çağından itibaren orucunu tutmadığınız günlerin sayısını bulun. O sayıyı da yavaş yavaş kaza ederek azaltın. Eğer hiçbir rakam tespit edemiyorsanız, buluğ çağından sonraki yılların toplamından orucunu tutmadığınız yılları çıkarıp onu kaza edersiniz. Allah'a emanet olun.
amin konusundaki diğer fetvalar
Ne besmele ne de âmin sözcüğü duanın kabul olmasına mani değildir. Bu sebeple vesveseye yol açmayın.
Estağfurullah! Gayet yersiz bir söz olmuş bu.
Âmin “kabul et Allah’ım” anlamında bir duadır. İnşaallah ise “Allah dilerse” anlamındadır. Buna göre de “Allah dilerse, kabul et” demek gibi bir garip ifade oluşur. Din açısından sakıncası olmasa bile dil zevki bakımından devrik bir ifade olacağını zannederiz.
“Âmin” Allah kabul etsin anlamında bir duadır. “İnşaallah” ise “Allah isterse” anlamında bir sözdür. İkisi bir arada “Allah isterse Allah kabul etsin” gibi bir mana oluşturur. Gerekli olmadığı gibi örneği de yoktur.
Aleykümselam. Siz, doğru bildiğinizi yapın, başkalarının nasıl yaptığı ile ilgilenmeyin. Bu dünya böyledir, herkes bir çeşit imtihan olacak. Üzülmenize gerek yoktur. Allah'a emanet ederiz sizi.
Selamünaleyküm. Sübhaneke dediğiniz duanın adı İSTİFTAH'tır. Onun okunması yeterlidir. Besmeleye gerek yoktur. İmam seslice Fatiha okuduğunda amin denmesi Sünnet'tir. İmamın okuduğunu duymayan ise âmin demez.