Fetva Meclisi
Soru
Hocam geçen yıl size bir mail yazmıştım. Tesettürsüz memur bir kadın olduğumu, vicdanen rahatsız olmama rağmen bir türlü örtünemediğimi ve bu durumdan kurtulmam için sizden dua etmenizi istemiştim. Siz de bana bir kerede yapamadıklarımı zamana yayıp hergün bir adım atmamı söylemiştiniz. Çok şükür tavsiyenizin üzerinden altı ay gibi bir zaman geçtikten sonra duanızın ve sohbetlerinizin bereketi ile örtündüm. Tabi sadece mesele örtüyle de bitmiyor hâlâ çalışıyorum. Babam rahmetli oldu ve geride sadece eski bir ev ve annemin aldığı emekli maaşı kaldı. Hepsi de evli olan iki ablam ve bir abim var. Annemin vefat etmesi durumunda oturduğumuz eski evde bütün kardeşlerin payı var. Zaten ablamın bir tanesi ekmeğe muhtaç durumda, abim de şu an işsiz. İstifa edeyim diye düşünüyorum ama annemin vefat etmesi durumunda yine çalışmaktan başka çarem olmayacak. Şu an en azından devlet dairesinde rahat bir işte çalışıyorum. Normal şartlarda bu yaştan sonra pek mümkün değil ama sizin duanızın bereketine inanıyorum. Dua edin Allah karşıma kuru ekmek de getirse sen otur ben evime bakarım diyebilecek şahsiyetli birini çıkarsın. Hocam ben sizin, bir hocaya takılıp kalmayın tavsiyenize uyarak ilmine güvendiğim bir kaç hocanın sohbetlerini takip ediyorum. Evimde annemle akşamları sohbet dinleyerek değerlendiriyorum. Ancak dinlediğim hocaların sürekli birbirlerini eleştirmelerine dayanamıyorum. Birinin ak demesine ötekinin kara demesi kafamı allak bullak ediyor. Hele yeni tanıdığım bir tanesi kâbusum oldu. Oy kullanan, memur olan ve askere giden herkesi kâfir ilan ediyor. Bunu da ayetlere ve hadislere dayandırıyor. Hocam ben günahkârım ama kâfir değilim. Kendimden çok babamı ve ölen akrabalarımı düşünüyorum. Hadi diyorum biz hayattayız bu hatamızdan döndük tövbe ettik. Benim babam, çocuğum “Bankaya ve faize bulaşana kadar kanser olun daha iyi, kanser olursanız acı çeke çeke ölür hiç değilse sonunda Allah’ın rahmetine kavuşursunuz, faize bulaşırsanız da belki mal sahibi olur ama akıbetiniz cehennem olur.” diyecek kadar şuurlu bir Müslümandı. Hayatını hep namaz saatlerine göre ayarlayan, kazancında zerre haram karıştırmayan, haramdır diye bizi bile okutmayan babam sırf oy kullandı diye kâfir olarak mı öldü? Bu konudaki düşünceleriniz öğrenmek istiyorum. Ben istiyorum ki kimse lafı eğip bükmesin birini dinliyorsam ağzından doğrusu ne ise o çıksın. Ben Allah neye nasıl iman etmemi istiyorsa öyle iman ediyorum. Yapamadıklarımdan dolayı Allah'a sığınıyorum. Kafamı bu kadar karıştıran hocaları da Allah’a havale ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere bu durumu sizden başkasında olmayan bir sıkıntı olarak görmeyin. İman eden her mü'min insan, benzeri sıkıntılarla bu hayatı yaşar. Bunun alternatifi yoktur. Peygamberlerin hayatını dinlemiyor musunuz? Onların çektiklerine bakmamız gerekir. Biz, onların çektikleri yanında saray çocuğu gibiyiz. Önce bu bakışınız değişsin, kendinizi gereksiz yere helak etmeyin. İkinci olarak da, bedeninizin milim milim büyüdüğü gibi mü'min şahsiyetiniz de milim milim gelişecektir. Bir günde olgunlaşmayı beklemeyin. Sabırlı olun. Size düşen, yılmadan direnerek sabretmektir. Usanmayın, devam edin direnmeye. Ancak böyle yaparsanız şeytanı mağlup edebilirsiniz. Okumaya gelince de, bir ilmihal kitabı bulup onun abdest ve namaz bölümlerini didik didik edin. Defalarca okuyun. Hem bilginiz gelişsin hem de okuma zevkiniz. Namazlardan sonra dua etmeyi ihmal etmeyin. Son olarak da sizin dertlerinizden anlayacak bir arkadaş grubuna katılmanız iyi olur. Onu araştırın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Tahsiliniz tıp ve ek bıranşlarından biri değilse çalışmanız gerekmez. Çalışmayın, rızkınız Allah'ın teminatındadır. İffetten yana tarınız size kazandıracaktır. İnsanların ne dediğini önemsemeyin; bir de melekler bir şeyler diyor. Duyun onları. Fitne çağında Allah'ı arayan bir Meryem adayı olarak onların kayıtlarına geçin yeter. İş değil dünya sizin olur o zaman. Yılmayın, usanmayın. Allah sizinledir, melekler sizinledir. Allah kimi yalnız bıraktı da sizi bırakacak? Sakın kimin ne dediğine bakmayasınız. Cehennemden kurtuluş yeter. Anne babanızın da asla gönlünü kırmayın, onlarla pek nazik konuşun. Onların duası sizin için çok önemlidir. İçinize çeke çeke zikir yapın. Doya doya Kur'an okuyun. İfratı olmayan bir ders halkasına katılın. Mü'mine kardeşlerinizle hoş sohpet ortamları oluşturun. Dualarımız sizinledir. Fitne asrının mücahideleri olarak sizi bu Ümmet asırlardır bekliyordu. Siz Firavunlaşmış bir dünyanın Âsiyelerisiniz. Sizi defalarca tebrik ederim. Allah yardımcınız olsun. Bırakın dünü, geleceği gidin Allah'a.
Kıymetli kardeşim en başta daima Allah'tan yardım dileyip O'nun uğrunda bu zorluklara göğüs gerdiğini hatırla. Allah'ın sana bu sıkıntılarına karşılık çok güzel mükâfatlar vereceğini hatırından çıkarma. Kur'an oku, zikir yap, namaz kıl, dua et... Faize veya başka bir harama asla bulaşmayın. Anne oğul arasındaki bir soğumanın sebebi siz olmayın. Kredi çekseniz bile sonuçta bu parayı siz vereceksiniz. Bunun yerine ufak ufak biriktirip her sene evin bir kısmını onarıp hazır olunca da oraya taşınmayı deneyebilirsiniz. Fakat huzuru bir haramla aramaktan mutlaka geri durun. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Güzel kardeşim tartışmalardan uzak kalmaya çalışarak en doğrusunu yapıyorsun. Buna rağmen ara ara yeniden benzeri şeylerle karşılaşma ihtimalin var. Bunu en baştan bilip kendini buna hazırlarsan daha rahat edersin inşallah. Bunların yanı sıra babanın sakin olduğu zamanlarda bazı meselelerde farklı düşündüğünüzü bazı meselelere farklı baktığınızı fakat bunun baba kız ilişkinize asla zarar vermemesi gerektiğini tatlı bir dille konuşuverin. Bu konuşma sırasında onu ne kadar çok sevdiğinizi, ona ne kadar minnettar olduğunuzu dile getirin. Akabinde de aranızdaki bu ilişkinin daima iyi gitmesini ve asla zarar görmemesini istediğinizi dile getirin. Onun da size yardımcı olmasını isteyin. Siz de bu konuda elinizden geleni yapın. İnşaallah durumunuz daha iyi olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kızım, Allah Teâlâ annene rahmeti ile muamelede bulunsun, günahlarını mağfiret etsin. Size de sabırlar versin. Bir kere şunu unutma: İlk günlerdeki pozisyonun böyledir senin, bir sene sonra bunları konuşmayacaksın. İnsanlar ilk acı anında o acıya ait izlerin ebedi kalacağını zannederler ama öyle olmaz. Öyle olacak olsaydı hayat devam edip bu günlere gelmezdi. Sana düşen sabır ve metanetle bugünleri geçirmesini bilmendir. A- Annen için sürekli dua et. Namazlarının ardından ve her fırsatta annene dua et. B- Annen için yapabileceğin en iyi şey, o gittiği yerlerde ona yeni dertler açmamaya çalışmandır. Sen onun yetiştirdiği bir çocuksun. İyi mümin olursan senin iyiliğinden ona bereket ulaşır. Sen arızalı olursan, senin arızan ona tesir edebilir. İyi mümin ol, bereketin onu bulsun. Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. Tesettürüne dikkat et. C- Annenin bir emaneti olarak kardeşlerine annelik yapmasını bil. Bu annene yapabileceğin en büyük iyiliklerden olur. D- Paran olduğu zaman annen adına küçük miktar da olsa sadakalar ver. Para veremeyeceksen bedeninle annen için sadakalar ver. Mesela ihtiyar bir kadının temizliğine annenin ruhu için yardım et. Bu da bir sadakadır. E- Anneni güzellikleri ile an, onun varsa hataları ve yanlışlarını unut, unuttur. Evet, ölüm haktır, yakındır bize. Boşuna esef etmek yerine ona hazırlanmak gerekir. Kendine bak. Kardeşlerini kurtar ve annenin de babanın da umudu ol. Allah annene rahmet etsin.
Selamünaleyküm.Allah, sizi kendine davet ediyor, size kulluk lezzeti sunuyor; büyük bir ikram içindesiniz. Ne mutlu size!Kesinlikle örtünün. Bir kere o dönem inşaallah geçti. Ayrıca, göreceksiniz Allah sizi sınayacak ama yalnız bırakmayacak. Kalbiniz huzurlu olduktan sonra hangi eziyet sizi ezebilir? Eşiniz de siz de mutluluğu damarlarınıza kadar hissedeceksiniz. Endişelenmeyin, azimle devam edin yolunuza. Eşiniz de güzel bir medeni tavır göstermiş. Rızık derdiniz olmasın. Sizi tebrik ederim, Allah Teâlâ size cennet yolunu kolay kılsın.
asker konusundaki diğer fetvalar
Allah işinizi kolay etsin. Sizi razı olacağı işlerle muvaffak kılsın. Zulmetmekten, zulüm görmekten korusun sizi. Şunu söylemeliyiz: Dağda eğitim veya faaliyet içindeki bir askerin orucu gerçekten zordur. Bunu esas olarak kabul ederiz ama zordur diye oruç tutmamayı da genelleştiremeyiz. Oruca niyetli olsun kardeşlerimiz. Yoğun faaliyet günlerinde uzun operasyon zamanlarında tutmayabilirler. Faaliyet esnasında ağırlaşanlar oruçlarını açabilirler. Tutamadıkları veya bozdukları oruçlar için sadece kaza tutarlar. Kışlada kaldıkları günlerde ise oruçlarını tutsunlar. Asker diye oruç tutmama durumu genelleşmesin. Böyle olursa biiznillah sıkıntı olmaz, melekler de onların yardımında olur. Allah’a emanet olunuz. Hepinize selamlar göndeririz.
Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun, batıla karşı yardımcınız olsun. Hakkı tutan kaldıran mümin olmayı size kolay kılsın. Bir Müslüman için “namaz kılmamaya/ertelemeye ruhsat” hiç bir zaman olamaz. Dolayısıyla “o belirttiğiniz durumlarda namazı erteleyin” gibi bir fetva olamaz. Sizin durumunuzdaki bir müminin şu şekilde bir uygulama yapması mümkündür: 1- Namazı vaktinde normal zamanlarda olduğu gibi eda etmeye kararlı olun. 2- Bir darlık söz konusu olduğunda sünnetlerini bırakarak sadece farzı kılın. 3- Namazı ilk vaktinden son vaktine kadar erteleme ile uygun bir vakitte kılmaya fırsat bulamazsanız öyle bir durumda öğleyi ikindi ile sadece farzlarını birleştirerek kılabilirsiniz. Akşamı da yatsı ile birleştirerek kılabilirsiniz. Bu da şu demektir: Gün içinde öğleye vakit bulamayacağınız bir durumda ikindi vaktinin son anı olan akşam namazı vaktine kadar ikisini birlikte kılmanız mümkündür. Buna cem etme diyoruz. Aynı şey akşam ve yatsı için de yapılabilir. Ya da sıkışık durumlarda önceden vakit ayarlama imkânı varsa ikindiyi öğlenin vaktine, yatsıyı da akşamın vaktine çekebilirsiniz. Bu da caiz olur sizin için. Yeter ki namazsız bir gününüz olmasın. Sabah namazı için ise böyle bir uygulama yoktur. Yalnız bu uygulama sadece sizin gibi olağan dışı olayların baskısı altında olanlar için getirilmiş bir ruhsattır. Her şeye rağmen bunu da yapma fırsatınız olmaz ise siz niyetinizi namazı kılmaya hazırlıklı tutun. Silah bırakıp kıbleye yönelemezseniz Allah Ğafûrdur. Allah yardımcınız olsun.
Allah yardımcın olsun, işini kolay etsin. Telefon nedeniyle namazı bozarsan tekrar yeniden kılarsın. Sünnetleri öyle bir durumda kılman gerekmez. Farzları kıl yeter.
Mübarek bir düşünceye sahipsin. Yapacağın görev namaz ibadetini yerine getirirken ruhsat/geçici izin/esneklik verebilir. Ama namazları düşürmez. Kendinde tüm şartlarda namaz kılma iradesi ve kararlılığını görüyorsan arzuladığın bu işe yönelmen daha doğrudur. İşini ibadet olarak da görmelisin. Ancak namazlarını kılma konusunda (velev ki aksatma olsun) kendinde bir kararlılık görmezsen ibadetlerini yapabileceğin farklı bir alana yönelmeni tavsiye ederim. Allah'a secde edemeyeceğimiz ortamlarda biz yokuz.
Verdiğiniz bilgi çerçevesinde, çalıştığınız bankanın sizlerden kesinti yaparak ticaretle iştigal eden şirketlere emek-sermaye şeklinde aktarması ve size kârını verdiğinde elde edilen bu kazanç helaldir. Fakat bankanız kesinti yapılan bu parayı faizde çalıştırıyorsa bu fazlalık faiz olup enflasyon farkının dışındaki miktarı fakir birisine vermelisiniz. Bankanın sizden yaptığı kesintiyi nasıl değerlendirdiğine dair bir bilginiz yoksa bunu banka yetkililerinden öğrenebilirsiniz. Ona göre de hareket edersiniz.
Müzik sınırlarınız askeri marşlarla kalırsa sorun olmaz. Ama bu sınırları korumakta endişe ederseniz şüpheliden sakınmak vazifenizdir. Allah en doğru kararı vermeyi nasip etsin.