Fetva Meclisi
Soru
Avrupa’da ailesinden ayrı, okuyan bir gencim. Her ne kadar ailemin durumu iyi olsa da onların yükünü hafifletmek için okulumun yanında çalışmam gerektiğini düşünüyorum. Şu an internetten açık parfüm satışı yapıyorum ancak özellikle evli olan ve olmayan bayanlar parfümü yanlış amaç üzere kullanıyorlar, bunda benim de vebalim var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin yasal yaptığınız bir işin geçmişini karıştırmanız şart değildir.
Alkol ve alkollü ürünlerin kullanılması kadar satışına, taşınmasına aracı olmanın da vebal olduğunu biliyoruz. Parfümdeki alkolün, içki olarak tüketilen alkol gibi olmadığı bir hakikattir. Buna rağmen alkol ihtiva ettiği kesin olarak bilinen ürünlerin satışına aracı olmamak gerekir.
Dinen doktora gitmek zorundasınız. Gitmezseniz vebale kalırsınız.
Hanımlarımızın, hanımlıklarını yıpratacak işlerle meşgul olmalarını, kapitalist mantığın onları kullanmasını kabullenemeyiz. Zaruri bir ihtiyaç olmadıkça kadınlarımızın pazarlamacı olarak çalışmasının akılla kabul edilir yönü yoktur ki dinen olsun!
Bu denli bir inceleme doğru olmaz. Sizin ürettiğiniz nesne normalde helal bir nesne ise onu birilerinin nasıl kullanacağını incelemeniz gerekmez. Ona bakılırsa ekmek bile üretilmeyebilir.
Sizin tatlı bir dille ve samimi bir üslupla ikaz etmekten başka bir vazifeniz olmaz. Bir de babanız için dua edin. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu sorun oldukça yaygın olarak bu zamanda ortaya çıktı. Allah ümmetimizin akıbetini hayretsin. Biz veya başkası ne derse desin, bu durumdaki bir kızın durumu tam anlamı ile afettir. Bu afeti en hafif şekilde nasıl telafi edebileceğimize bakıyoruz. Zira bu durumdaki bir insanın çaresizlik hissetmesi daha beter sonuçlara sebep olabilir şeklinde bir endişe de vardır. Bir de Şeriat'ımız örtmeyi ve gizlemeyi esas almaktadır. Temel çıkış noktamız budur. Buna göre uygulamayı şu şekilde netleştirebiliriz: Bir kere böyle bir bayan, kiminle ya da hangi karakterde biri ile evleneceğini herhâlde düşünecektir. Titiz biri ile evlenmemeyi akıl etmesi gerekir. İkinci olarak da, bekâretini sorgulayan birine yalan söylemesi mümkün değildir. Söylemesi durumunda yalandan ötürü evliliği sıkıntıya girebilir. Samimi bir tevbe edip tevbesini koruyorsa yani Rabbi ile olan ilişkisini bari düzeltti ise geri kalan beşeri ilişkilerinde de muhtemel çareleri kullansın denebilir. Bütün bunlar elbette yaraya pansumandan başka bir şey değildir. Anlaşılıyor ki, böyle biri için adeta zehir çeşitlerinden bir zehir beğenmek gibi bir duruma çare üretmeye çalışıyoruz. Allah yardımcımız olsun.
Evet, onları bir takvime bağlayarak yeniden tutmalısınız. Hepsini ayna zamanda tutmanız gerekmez, geniş bir takvime de yayabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Aziz kardeşim, sizi bir gerçekle yüzleştirmekte fayda mülahaza ediyorum. O gerçek de şudur: Allah'a kul olmanın önündeki engelleri ya da imtihanları Siyonizm ve alkol gibi sınırlı şeylerle düşünürsek olacağı budur. Kul olmanın, imanın hakkını vermenin önünde alkolden daha uyuşturucu engeller vardır/olacaktır da. Alkol beyin uyuşması yapıyor, alkolden daha uyuşturucu ve etkisi beyne, kalbe aynı anda sirayet eden sıkıntılara hazır olmamız gerekiyor. Dikkat ediniz, bu saydığınız şeyler birinci derecede imanı etkileyen hususlardır. Birinci derecede iman etmiş olmak veya olmamak denebilecek şeyleri çok rahat yazabiliyorsunuz, sorabiliyorsunuz, irdeleyebiliyorsunuz. Bu nedenle de huzursuzsunuz. Huzursuzluğunuzun temel nedenini de siz abartıp büyütüyorsunuz. Sizin şahsınız açısından belki değil ama böyle bir sorgulamayı Allah'a iman eden birinin bu kadar rahat yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size iki soru sorayım, bu iki sorunun cevabından ikimiz de makul bir noktaya gelmeye çalışalım. Sorularımın birincisi: Ümmetimizin şu zamandaki hâlini nasıl değerlendiriyorsunuz? Müslümanca bir kenara insanca bir hayattan söz edebilir misiniz? Aklı başında her hangi bir insanın kabul edebileceği bir hayat var mıdır ortada? Sorularımın ikincisi: Bu gündeme getirdiğiniz konuların hangisi bir Müslümanın imanı, ibadeti, ahlâkı veya maddi kazancı ile alakalı düzeltme, ıslah etme bakımından direk gündeme gelebilecek bir konudur? Ya da bu ümmetin mevcut sorunları arasında bunların hangisi çözüm için gereklidir, hangisi hangi sorunun nedenidir? İnsaf sahibi biri görecektir ki, bunlarla meşgul olmak akılla izah edilebilecek bir nedene dayanmamaktadır. Meşgul olmaya mecbur olduğumuz nice meseleler arasında bunlara yer bulmak anlamsız değil mi? Aç birinin tırnak makası araması ne anlama gelirse bunlar da o anlama gelebilir. Bir başka husus da şudur: Öğrenmenin ve öğrendiklerinle amel etmenin bir öncelik ve önem sırası olmalı değil midir? Mesela namazın öncelikliği ile haccın öncelikliği aynı olabilir mi? Bu açıdan bakmaya çalışın; kaç numaralı mesele ile alakadar oluyorsunuz acaba? Nesiller ne durumda, siyaset ne durumda, ekonomi; faiz, haramlar, kumar ne durumda..? İffet ne durumda? Aziz kardeşim, yeniden bir gündem belirlemek zorundayız. Bu gündemi de ümmetimizin üzerinden hesapları olan düşmanlarımızın planlamasına izin veremeyiz. Bizden olduğu hâlde kişisel ihtiraslarını dinimizin konuları ile tatmine çalışanların planlamasına da izin veremeyiz. Mucize ve benzeri konular bizim imanımızın içindeki konulardır. Bunları biz bize konuşuruz elbette ama kâfirlerin konuşmasına izin veremeyiz, konuşurlarsa dinlemeyiz. Birilerinin -velev ki bizimle beraber namaz kılanlardan olsun- 'sonra ne olacak?' sorusuna ikna edici bir cevap vermedikçe de bunları konuşmasına izin veremeyiz. Konuşursa da onun hakkında dikkatli olmayı yeğleriz. Umarım bakışımızı izah edebilmişizdir. Allah'a emanet olunuz.
Bu soruyu baştaki tüyleri tıraş ederken de sormak gerekir. Diğer tüylerin temizliğinde de. Ben tıp öğrencisi değilim ama Sünnet olmanın benzeri belki on soru daha sorabilirim. Hiçbirine de 'kulluk gereği' dışında bir cevap veremem, verilemez de. Sadece şu cevabı verebiliriz: İlahi terbiye demek olan din terbiyesine giren insan ile o terbiye sisteminin dışında kalan insan belli olsun diye. Allah'a emanet ol.
Kına ibadetle alakalı değildir. Sevip sevmemek de kişiseldir. Annenizi üzmeden sevmediğinizi söyleyebilirsiniz ama bir vesveseye de dönüştürmeyin.
Mehir miktarını tespitte kadın tam hak sahibidir. İstediğinin dışında kimse onu ikinci bir değere zorlayamaz. Erkeğin ise pazarlık etme hakkı vardır. Neticede pazarlık sonucu olarak nikâh akdi esnasında ne üzere anlaştı iseler geçerli olan odur. Daha sonra erkekten artırmasını veya erkeğin kadından indirmesini istemesi ise bir rica olabilir. Her iki taraf da diğerini akdin içinde zikredilenin dışında bir şeye zorlayamaz.