İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Peygamberimizin eşi Ayşe’yi başka isimle çağırdığı söyleniyor. Nedir diğer ismi ve neden başka isimle çağırıyordu?

Cevap

Peygamber aleyhisselam efendimiz annemiz Aişe radıyallahu anhaya HÜMEYRA diye de hitap ettiği söylenmektedir. Hümeyra Türkçe ifadesiyle kızılcık gibi bir anlama gelmektedir. Kastedilen ise BEYAZ ifadesidir. Bu da o zamanki Araplar arasında kullanılan bir nevi mecazi ifadelerden biridir. Bu bir taltif ve şakalaşma, gönül alma ifadesi olarak kullanılmıştır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizin sevmediği عاصية/günahkâr anlamında olan isimdir. آسية ise aynı isim değildir. Türkçe ’de ikisi de aynı yazıldığı için böyle anlaşılıyor.

Hocam, sitenizde peygamberimizin sevmediği isimleri yazmışsınız benim adım Asiye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Peygamberlerden birinin adının sıradan bir insan gibi anılmasının abes olacağı her mü'minin bilebileceği bir meseledir. Muhakkak bir saygı ifadesi kullanılmalıdır ki, onların imanımızla alakalı bir isim olduklarını beyan etmiş olalım. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Nasıl saygı göstereceğimizi biz belirlersek o saygı olmayabilir de. Ulemamızın izlediği yol ne ise biz de onu izlemeliyiz. HAZRET ifadesi, bu ümmetin ilk neslinin kullandığı bir ifade değildir. Bilhassa Arap olmayan halkların kültürleri içinde oturmuş bir kavramdır. Kelime olarak sakıncalı bir kelime değildir şüphesiz. Ne var ki, bu kelime SAYIN; MUHTEREM gibi anlamlar için kullanılırken bariz bir hataya neden olmaktadır. Allah Teâlâ, peygamberlerden biri, sahabelerden biri, meşayıhtan herhangi biri için kullanılırken bu isimlerin her birini eşit duruma getirmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün müdür? Yaygındır diye bir hatayı neden sürdürelim? Allah ve Mevlana kelimeleri için eşit anlam ifade eden bir kavram kullanılabilir mi? Siz de takdir edersiniz ki, ulemamızın edebine uygun olanı kullanmak daha makuldür. Allah için Teâlâ, Peygamber aleyhisselam efendimiz için aleyhisselam veya sallallahu aleyhi ve sellem, diğer peygamberler için aleyhisselam, sahabeden biri için radıyallahu anh, onlardan sonrakiler için de rahmetullahi aleyh kullanmak edebe en uygun olandır. Bunların hepsi için ismin başına bir HAZRET takmanın ne kadar kalbi rahat ettireceğini ise buyurun siz düşünün. Allah’a emanet olunuz.

Selamunaleykum hocam. Programlarınız çok güzel. Yalnız, ben peygamberler hakkınd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizler kıyamet günü babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. O hâlde isimlerinizi güzel yapın.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 69) Bu hadise göre eski isminiz ve yeni eklediğiniz isim, mahşerde Allah katında bilinen isimlerinizdir. Eğer eklettiğiniz “Azra” ismi ile anılmayı istiyorsanız, Allah katında da bu isimle tanınacağınızı ümit edebiliriz. Özetle, siz dünyada hangi ismi taşıyorsanız, mahşerde de o isimle çağrılmanız mümkündür. Ancak Allah celle celâlühü kullarını isimlerinden çok imanları, amelleri ve niyetleriyle değerlendirecektir. Sizin eklettiğiniz “Azra” ismi, “dokunulmamış, temiz, iffetli” anlamına gelir. Güzel bir isimdir. Ancak görebildiğim kadarıyla bu ismin, Azrâil ismiyle dil yönünden bir bağlantısı yoktur.

Hocam ismimin anlamı "boşluk" olduğu için, mahkeme kararıyla ismime "Azra" ismin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zannederim bu isim ASİYE isminden esinlenilerek kullanılıyor. Asya ile ASİYE arasında çok büyük farklar vardır. Kadın âleminin en büyük iki isminden biri ASİYE ismidir. Asiye olması umudu ve duası ile çocuğuna Asiye adını vermenizi tavsiye ederim.

Hocam Allah nasip ederse çok yakın bir zamanda bir kız çocuğumuz olacak. Ben ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu isimde bir sakınca yoktur. Yavrunuz mübarek olsun.

Kızımıza YÜSRA ismini koymak uygun mu? Araştırdık, Kur'an da Leyl, A'la, İnşirah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, bu anlamı ifade eden hadis vardır ama bu hadis Peygamber aleyhisselama ait olduğunu bildiğimiz sahih hadislerden değildir. Âlimlerden buna mevzu yani Peygamber aleyhisselam adına uydurulmuş söz diyenler vardır.

Hocam Peygamber Efendimiz hadisinde, Askalân’ı kastederek “iki gelinden biri” de

aişe konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz annemiz Aişe radıyallahu anhanın odasında, onun dizi üstünde mübarek başı bulunuyorken vefat etti. Dolayısıyla en net bilgi annemiz üzerindendir. O da son anları olarak şu bilgiyi vermiştir: “Dişlerini misvakladı. Gözlerini tavana çevirdi, dudakları hareket etmeye başladı. Eğilip dinledim. Şöyle diyordu: “Peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber… Allah’ım, beni mağfiret et, bana rahmet et, beni REFİK-İ A’LÂ’YA yücelt, Allah’ım, refik-i a’lâ.” Bu son sözü üç kere tekrar etti. Elini saldı ve refik-i a’lâya yüceldi.”

Peygamberimizin vefat etmeden önceki son dakikalarını merak ediyorum, bir bilgi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

a. Ebu Hureyre radıyallahu anh Ashab-ı Kiramdandır. Bütün sahabilerin faziletleri gibi o da faziletlerle dolu bir kimliğin sahibidir. O veya bu sebeple bir sahabi hakkında gelişigüzel konuşulması asla kabul edilemez. Bütün nesiller Müslümanlık izzetini ve Kur'an nimetini bir anlamda onlara borçludurlar. Bu gerçek göz ardı edilemez bir hakikattir. b. Sahabi Ebu Hureyre radıyallahu anh hakkındaki yersiz sözlerin kaynağı oryantalistler ve onların izinden giden bazı cahillerdir. c. Ebu Hureyre radıyallahu anh yaklaşık olarak dört yıl Peygamber aleyhisselam ile beraber bulunmuştur. Bu beraberlik basit bir beraberlikten çok daha ötesi olmuş ve adeta bir özel kalem gibi beraberlik gerçekleşmiştir. Bu beraberlik dönem dönem ortaya çıkan ayrılıklar çıktıktan sonra üç yıl kadardır. Kendisi de bunu üç yıl olarak söylemektedir. Bu üç yıl içinde her gün sadece beş cümle öğrenmiş olsa ve daha sonra bunları nakletse yaklaşık olarak beş bin civarında bir hadis külliyesi oluşacaktır. Ortadaki ona ait hadis sayısı da bu kadardır. d. Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisi olarak kitaplarda bulunan beş bin civarındaki hadisin bir bölümü âlimlerin hadis olarak kabul etmedikleri mevzu ve zayıf hadislerden, bir bölümü de aynı hadisin ravisi farklı olduğu için tekrarlarından oluşmaktadır. Bundan da anlaşılacaktır ki ortada bir kişinin rivayet edemeyeceği kadar hadis söz konusu değildir. e. Bir başka husus da şudur: Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ettikleri hadislerin tamamını bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duymamıştır. Bazı hadisleri, kendisinden önce Müslüman olan diğer sahabilerin birikiminden aktarmıştır. f. Ebu Hureyre radıyallahu anh adı anılırken, ileri derecede bir zekâyı, yoğun bir beraberlik, dua almış olması gibi yan sebepler de dikkate alınmalıdır. g. Sahabilerden Ömer ve Aişe radıyallahu anhumanın Ebu Hureyre’yi yalancılıkla veya hadis uydurma ile itham ettikleri de yoktur. Kendi aralarındaki yanlış ve hatalı bildiklerine ikaz vazifesi niteliğinde sorular sormuşlar, ikaz etmişlerdir. Bu da onların din ve hassasiyet anlayışlarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Allah ondan razı olsun. Bıraktığı mirasın bereketinden istifade etmeyi bize nasip etsin. Âmîn.

Hocam, hadisleri en çok rivayet eden isim olarak Ebu Hureyre biliniyor. Bu kadar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sizden razı olsun, dikkatli dinlemişsiniz. Evet, ‘onu olduğu gibi şer zannetmeyin’ emri vardır ortada. Âyet geldi, Kur'an âyeti ile tertemiz olduğu anlaşıldı, ailesi güçlendi vb. pek çok hayır sayabiliriz. Asıl bilmemiz gereken ise bunlar değildir. Bizim başını ve sonunu bilmediğimiz bu olaylar dizisinde Allah Teâlâ’nın sakladığı hikmetlerdir asıl olan. O hikmetleri ancak, Allah’a ve hikmetlerine teslim olanlar kavrayabilirler. Sonra da rahat ederler. Özet olarak şunu söylememiz mümkündür: O olayı, o günkü sınırları ile kavramaya çalışmayın. Asırlar öncesinden asırlar sonrasına taşınacak büyük bir olayın parçası olarak görün.

Hocam, sizin Allah’ın yardımı hayal değil sohbetinizi yaparken bir şey kafama ta

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.