Fetva Meclisi
Soru
Peygamberimizin vefat etmeden önceki son dakikalarını merak ediyorum, bir bilgi var mı o konuda?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İmanla ölen için rahmet kapıları açıktır. Sözünü ettiğiniz durumlar, imandan sonra işe yarayan fırsatlardır. Bu fırsatların tamamı da Allah'ın dilemesine kalmıştır. Bizimki sadece umuttur.
Selamünaleyküm. Evet, gayet ağır bir durum bu Mü'min için. Yalnız şerefli bir anne olduğunda kimsenin tereddüdü olmadığı gibi, Mü'min olduğuna dair de sahih bir bilgi de yoktur. Bu hususta bir yığın eser yazılmıştır ama hiç birisinde kalbi rahatlatan bir sonuç yoktur. En güzeli bu meseleleri Allah'a havale etmektir. Bir de biz, bu durumdan kendimize bir ders çıkarmalıyız.
Değerli kardeşim, Bizim de size bu konuda aktarabilecek net bir bilgimiz yoktur. Allah’a kalmış meseleler üzerinden bir sonuca varmak kesinlikle mümkün değildir. ‘Allah’a kalmış’ ile kastımız, bize sağlam yollarla açık bir bilginin ulaşmadığı konuları kastediyoruz. Rabbimiz dileseydi, bu konuda bir açıklamayı Peygamber aleyhisselamın lisanından bize tebliğ ettirirdi. Görüyoruz ki, böyle bir bilgi yoktur. Bu durumda bizim o bilgiye ulaşma çalışmamız daha fazla akıl yormamız, daha fazla fikir üretmemiz olacaktır. Fikir ürettikçe de bize bildirilmemiş bir konuşu bize göre yorumlamada ileri gideceğiz demektir. Bunun bize ne yararı olacak? Sözünü ettiğiniz mesele, kıyamet gününde bize sorulacak meseleler arasında var mıdır? Size tavsiyemiz şudur: Bize net olarak ulaşan konuları öğrenmeye daha çok vakit ayırın. Bu ve benzerlerini ise Allah’a havale edin.
Efendimiz aleyhisselamın ebeveyninin akıbeti ile alakalı net bir bilgimiz yoktur. Âlimlerimiz farklı görüşler üzerinde mütalaatalarda bulunmuşlardır. Kesin hükmü ise ancak Allah Teâlâ bilir. Bizim derste vurguladığımız nokta ise efendimiz aleyhisselam'ın mübarek gözünden yaş akıtan şeyler sadece müşriklerin eziyeti değildi. Böyle ağır bir yara da onu üzmüştü. Bu kadarını anlayabiliyoruz meselenin.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: - Hicretin 11. senesinde Rebiyülevvel ayının on ikinci Pazartesi günü sabahın ileri saatlerinde vefat etti. - Ashab-ı Kiram o gün o mübarek cenazeyi kaldırmadılar. Salı günü veya Çarşamba günü akşam cenaze defnedildi. Elimizdeki sahih bilgiler izlendiğinde yaklaşık olarak 48 saat bekletildi cenaze. Bu zaman diliminin, üç tam gün olmadığı kesindir. - Cenazenin defnedilmesinin geciktirilme nedeni şudur: a- İlk anda, Peygamber aleyhisselamın cenazesi yerine, onun dini ve devleti ile ilgilendiler. O anda ilk saatlerde Peygamber aleyhisselamın dinini ve siyasetini yürütecek kişiyi (Halifesini) seçmeselerdi, din o gün ağır bir darbe alır, mü'minler dağılabilirlerdi. İlk anda bunu önlediler. Başta Ebu Bekir radıyallahu anh olmak üzere bu hususta büyük bir tedbir almış oldular. b- Birinci ve ilk görev bittikten sonra cenazeye ve defne sıra gelmiş oldu. Mübarek bedenini yıkadılar. Yalnız mübarek cenaze, günlük hayatını sürdürdüğü odasında idi. O odada, on kişinin yan yana durması bile zor denecek kadar darlık vardı. Cenazeye ait yıkama ve defin de o odada yapılması gerekiyordu. O gün Ashab-ı Kiram, küçük gruplar halinde odaya gelip tek tek cenaze namazı kıldılar. Peygamber aleyhisselam efendimizin cenazesini bir imam kıldırmadı. O büyük şerefi sahiplenme konusunda öne çıkarılabilecek kimse görülmediğinden, bir imam olmadan tek tek kılındı namazı. Böylece yüzlerce kere cenazesi kılınmış oldu. Cenaze namazı uzun sürdüğü için de defin gecikti. En geç, Çarşamba günü akşamı cenaze defnedildi. Defnin gecikme nedeni budur. Ve rakam asla on yedi değildir. Çocuklar bile grup kurup huzurunda durdular ve cenaze kıldılar. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Selamünaleyküm. Allah annenizi mağfiret buyursun. Siz onun günahını tartışmayın. Size göre annenizdir. Aranızda da, kimse ile de onun geçmişini konuşmayın. Siz, annenizin hiçbir şeyi yokmuş gibi evlatlığınızı yapın. Onun için istiğfar edin. Şu anda bu fani alemde onun için yapılabilecek tek şey belki de sizin onun için istiğfar etmenizdir. En büyük günahlardan biri ile en büyük mağfireti olan Allah'ın kapısına gitti. Sizin istiğfarınız, duanız., sadakalarınız onun için tek kaynak olmaya devam edecektir. Evinizde ve çevrenizde onun bu durumunu hiç konuşmayın ki, sizin durumunuz çocuklarınıza karşı yıpranmasın. Anneniz o ağır günaha rağmen iman sahibi idiyse kurtulur inşaallah.
aişe konusundaki diğer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimiz annemiz Aişe radıyallahu anhaya HÜMEYRA diye de hitap ettiği söylenmektedir. Hümeyra Türkçe ifadesiyle kızılcık gibi bir anlama gelmektedir. Kastedilen ise BEYAZ ifadesidir. Bu da o zamanki Araplar arasında kullanılan bir nevi mecazi ifadelerden biridir. Bu bir taltif ve şakalaşma, gönül alma ifadesi olarak kullanılmıştır.
a. Ebu Hureyre radıyallahu anh Ashab-ı Kiramdandır. Bütün sahabilerin faziletleri gibi o da faziletlerle dolu bir kimliğin sahibidir. O veya bu sebeple bir sahabi hakkında gelişigüzel konuşulması asla kabul edilemez. Bütün nesiller Müslümanlık izzetini ve Kur'an nimetini bir anlamda onlara borçludurlar. Bu gerçek göz ardı edilemez bir hakikattir. b. Sahabi Ebu Hureyre radıyallahu anh hakkındaki yersiz sözlerin kaynağı oryantalistler ve onların izinden giden bazı cahillerdir. c. Ebu Hureyre radıyallahu anh yaklaşık olarak dört yıl Peygamber aleyhisselam ile beraber bulunmuştur. Bu beraberlik basit bir beraberlikten çok daha ötesi olmuş ve adeta bir özel kalem gibi beraberlik gerçekleşmiştir. Bu beraberlik dönem dönem ortaya çıkan ayrılıklar çıktıktan sonra üç yıl kadardır. Kendisi de bunu üç yıl olarak söylemektedir. Bu üç yıl içinde her gün sadece beş cümle öğrenmiş olsa ve daha sonra bunları nakletse yaklaşık olarak beş bin civarında bir hadis külliyesi oluşacaktır. Ortadaki ona ait hadis sayısı da bu kadardır. d. Ebu Hureyre radıyallahu anh hadisi olarak kitaplarda bulunan beş bin civarındaki hadisin bir bölümü âlimlerin hadis olarak kabul etmedikleri mevzu ve zayıf hadislerden, bir bölümü de aynı hadisin ravisi farklı olduğu için tekrarlarından oluşmaktadır. Bundan da anlaşılacaktır ki ortada bir kişinin rivayet edemeyeceği kadar hadis söz konusu değildir. e. Bir başka husus da şudur: Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ettikleri hadislerin tamamını bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden duymamıştır. Bazı hadisleri, kendisinden önce Müslüman olan diğer sahabilerin birikiminden aktarmıştır. f. Ebu Hureyre radıyallahu anh adı anılırken, ileri derecede bir zekâyı, yoğun bir beraberlik, dua almış olması gibi yan sebepler de dikkate alınmalıdır. g. Sahabilerden Ömer ve Aişe radıyallahu anhumanın Ebu Hureyre’yi yalancılıkla veya hadis uydurma ile itham ettikleri de yoktur. Kendi aralarındaki yanlış ve hatalı bildiklerine ikaz vazifesi niteliğinde sorular sormuşlar, ikaz etmişlerdir. Bu da onların din ve hassasiyet anlayışlarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Allah ondan razı olsun. Bıraktığı mirasın bereketinden istifade etmeyi bize nasip etsin. Âmîn.
Allah sizden razı olsun, dikkatli dinlemişsiniz. Evet, ‘onu olduğu gibi şer zannetmeyin’ emri vardır ortada. Âyet geldi, Kur'an âyeti ile tertemiz olduğu anlaşıldı, ailesi güçlendi vb. pek çok hayır sayabiliriz. Asıl bilmemiz gereken ise bunlar değildir. Bizim başını ve sonunu bilmediğimiz bu olaylar dizisinde Allah Teâlâ’nın sakladığı hikmetlerdir asıl olan. O hikmetleri ancak, Allah’a ve hikmetlerine teslim olanlar kavrayabilirler. Sonra da rahat ederler. Özet olarak şunu söylememiz mümkündür: O olayı, o günkü sınırları ile kavramaya çalışmayın. Asırlar öncesinden asırlar sonrasına taşınacak büyük bir olayın parçası olarak görün.