Fetva Meclisi
Soru
İşlediği günahlar ve kötülükler yüzünden malından, servetinden, makam ve rütbesinden olanların pişmanlığı tövbe mi sayılacak? Asla... Biz bu günahlarla maddi kayba uğramışsak ve bunun Rabbimizden gelen bir ikaz olduğunu düşünsek, Rabbimizin bizi bir nevi dünyada imtihan ettiğini aklımıza getirsek bu pişmanlık sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Büyük günahlardan tevbe edilmesi gerekir. Tevbe, geçmişe pişman olmak ve tekrar yapmamaya ahdetmektir. Tevbe yapılmaması durumunda ya da tevbe kabul edilmemesi hâlinde günahlar ahirete kalmış demektir. Ahirete kalan günahlar da Allah Teâlâ'nın dilemesine göre muamele görür. Ya mağfiret buyurur ya da kulun hak ettiği azabı çekmek üzere cehenneme atılmasını emreder. Allah Teâlâ hepimizi cehenneminden muhafaza buyursun.
Elbette kişiden kişiye günahın ağırlığı da değişir ama aynı ağırlık, o ağırlığa karşılık olacak bir tevbe ile biiznillah kalkar. Kul, günah işledikten sonra hemen tevbeye sarılmalıdır. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve o pişmanlığı doğrulayacak eylemler demektir. İşlenmiş günaha sevk eden ortam ve sebepleri kaldırmak, kötülüğün yerine iyi işleri yerleştirmek, çokça istiğfar etmek, ibadete ağırlık vermek, çok Kur'an okumak bu doğrulayıcılardandır. Yarın ve daha sonra ne olacağına ise takılmamak gerekir. İnsan en çirkin günahı işledikten sonra bile en iyi kullardan olabilir. Bu kapı tevbesini koruyan ve kendisini yenileyen herkes için geçerlidir. Herkes için!
Selamünaleyküm. Ömrümüzün sonuna kadar her gün on defa da böyle olsa yine tevbeye devam edeceğiz; gidecek başka kapımız mı var?
Bu tespit bazı durumlar için doğru olabilir ama özel bir eğlenme kastı gibi kasıt olmadıkça tevbeyi öyle veya böyle gerçekleştirmek en doğrusudur.
İnsanların birbirlerinin ayıpları ile uğraşmamaları gerekir, herkes kendi ayıbı ile ilgilenmelidir. Bu nedenle de hadisi şerifte, ayıpladığı kişinin durumu başına gelmeden ölmez anlamında bir ikaz vardır. Buna rağmen şu kesin kuralı bilmek şarttır: Tevbesi olmayan bir günah asla yoktur. Yeter ki tevbe samimi olsun, hatanın tekrarı olmasın. Eğer bu ayıplamadan bir kul hakkı oluştu ise o takdirde de hak sahibi ile helalleşmek gerekir elbette.
Tevbenin kabulü ile alakalı böyle bir zanda bulunamayız. Şartlarına uygun bir tevbe irdelenmemelidir. Bu hatırlama ise bir vicdan muhasebesi ve yeni günahlara karşı ikaz olarak anlaşılsa dahi isabetli olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sigortayı haram gören görüşe göre kazancınızda risk vardır elbette. Daha helal bir meslek için araştırsanız iyi olur.
Kesinlikle mehir kadının hakkıdır. Ama bu hakkını babasına veya başka birine harcanmak üzere bağışlamasında ya da vekalet vermesinde bir sakınca yoktur. Babanın veya eşin o mal üzerinde bir tasarrufu ise asla yoktur.
Önüne geçip namaz kıldırmayı kast ediyorsanız bu caiz değildir.
Ahiret daha önemlidir. Tercih hatası yapmayın. Kim ne derse desin. Siz şahsiyetinizi koruyun. Öyle diyeceklerin yanında 'keşke biz de dinimize sahip çıksak!' diyerek sizi imrenecekler de olmaz mı?
- Yaptığınız iş ne denli büyük ve ağır olursa olsun asla Allah’ın mağfiretinden daha büyük olamaz. Şeytan sizi umutsuz komasın; bu da onun ikinci tuzağı olur. - Kesinlikle ama kesinlikle size ait bir suçu ikinci bir insana anlatmayın. Ne kadar bileni az olursa o kadar kurtuluşu kolay olur. - Kötülük yapmış olmanız iyi biri ve iyiliklere sebep biri olmanıza asla mani değildir. Ömer bin Hattab radıyallahu anhtan daha ilginç bir örnek var mı? Hatta geçirdiğiniz badire sizi, başkalarından daha iyi bir duruma geçirebilir. Yeter ki siz, ciddi olun. Sarsılıp kendinize gelmenizden başka yapacak bir şey yok. Her şeyi gömün, yola devam edin. Gerekiyorsa o beldeyi terk etmeye hazır olun. İyi haberlerinizi bekleyeceğiz.
Et ve tavuk konusunda tereddüt etmekte çok haklıdırlar. Maalesef bu konuda yapabileceğimiz bir şey yok gibi durmaktadır. Ya da çok uğraşmak zorundayız. Deniz balığı en temizi durumundadır. Firmaları yazılı, sözlü bir şekilde dini hassasiyetlere uymaları konusunda ikaz etmeliyiz.