Fetva Meclisi
Soru
Risale-i Nur'a itibar etmeli ve ondan yararlanmalı mıyız? Özellikle, Sikkei Tasdiki Gaybi adlı kitapta ebced ve cifirle bir şeyler kanıtlanma yoluna gidilmiş, bu, Allah’ın ayetlerine karşı gelmek değil midir? Sürekli 'bir çay içelim' diyerek bizi Risale-i Nur sohbetlerine katılmaya çağırıyorlar. Birçoklarının söylediği, "Kur'an onlar için ikinci planda" sözü doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu ümmetin en zor zamanlarından birinde Allah’a iman davasına büyük hizmetler yapan, dini ve imanı uğruna hayatını zindanlarda geçirmekte sakınca görmeyen bir dava adamı olarak biliriz Said Nursi’yi. Allah ona rahmet etsin. Onu ve bütün çilekeş kullarını cennetlerine aldığında bizi de onlarla buluştursun. Böyle bilir böyle itiraf ederiz. Said Nursi rahmetullahi aleyhin ve eserlerinin etrafında ise şunu söylemeye mecburuz: - Onun iki büyük eseri vardır. Bu eserlerinin birincisi pratik hayatıdır. Eğilip bükülmeyen, kul olarak hata etse de hıyanet etmeyen, taviz vermeyen, zillete rıza göstermeyen kimliği ile bıraktığı pratikliği. Bu onun kitaplarından daha büyük bir eseridir. İkinci eseri de elimizdeki kitaplarıdır. - Bu kitaplardan oluşan eserlerini bir nevi ‘yeni Kur'an’ gibi görmek/göstermek isteyen cahilleri sadece aklı kıtlıkla itham edebiliriz. Onlar için söylenecek başka bir söz yoktur. Kur'an’a hizmet eden eserler düzeyinden onun yerine geçebilecek eserler gibi görülmesini kabul edemeyiz. Bu bir cahilliktir. Said Nursi rahmetullahi aleyhe ve davasına hıyanettir. - Aynı şekilde içi ayetlerle dolu eserleri çöpe atmayı da cahillik ve daha ötesinde bir delilik olarak görürüz. Bu da öyle bir davet adamına karşı terbiyesizliktir. Ondan da önce, içindeki yazılı ayetlere karşı terbiyesizliktir ki, o terbiyesizliğin ucunun nereye dayanabileceğini tahmin bile etmek istemeyiz. - Yine bu çerçeveden olarak, Said Nursi ve eserlerini ümmetin ortak değeri olarak değil de bir zümrenin inhisarında görmek de yanlıştır. Bilhassa yaptıkları,çalışmaları son zamanlarda bütün mü'minlerce reddedilmiş bulunan bir kişi ve fırka ile direk bağlantılı görmek yani ümmetin adamını bir grubun tekelinde görmek hayatı tanımamak olur. Eğer bu kadar kısır bir idrakle bakarsak meseleye çok geçmez, o grup Kur'an’da okurdu der ve ona da tahdit mi getiririz diye endişe edelim mi şimdi? Daha basiretli ve derin düşünmek zorundayız. Biz ümmetiz. Ümmet olarak bin bir rengi barındırıyoruz; çirkin ile güzeli, iyi ile kötüyü, hayırlı ile şerliyi, beyaz ile karayı bir arada tutuyoruz. Ümmetimizin içinde olup bitenlerle ümmetimize mal olmuş kıymetlerimizi karıştıramayız. Allah’tan korkalım. Ahireti düşünerek yapacağımızı yapalım.
Yavrum, bu ikisini bir arada pek az insan görebilmiştir. Böyle bir boş temenni ile vakit geçirme sen. Aksine şöyle yap: 1- Anne babanın önünde mükemmel bir evlat ol. 2- Din hususunda onlara tepeden öğüt veren durumda olma. Zamana yay, sabırlı ol. 3- Emelini beslediğin gayen uğrunda onların desteği ile değil kendi aşkınla ve heyecanınla yol almaya bak. Onlar da seninle olursa ne ala, olmazsa sen kazanırsın. 4- Netice olarak sen ve ailen iki ayrı grup olsanız da sen iki grubu da yürütmek zorundasın. İmtihan böyle bir şeydir güzel kardeşim. Allah yardımcın olsun.
Hayatını Allah'a adamış bir insan hakkında bizim söyleyecek ne sözümüz olabilir? Ancak hiçbir kitap Kur'an gibi hadis gibi okunmaz. Kur'an ve hadis haline getirilmiş kitaplar, esasen değerli olsalar da yanlış sonuçlara götürürler. Bir ilim membaı olarak okunacaksa güzel eserlerdir. Bu zamanın Kur'an'ı gibi -maazallah- görülecekse hiçbir şekilde yanaşılmamalıdır.
İmanî hayat, yaratılışımızda var olan ya da sonradan bize bulaşan yanlışlarla mücadele etmenin adıdır. Sizdeki o yanlışlar başkalarında da vardır ya da değişik şekilleri vardır. Önemli olan onlara esir olmadan yaşamaktır. Kazanırken de onlarla mücadele ettiğimiz için kazanıyoruz. Ahlâki zafiyetlerle mücadele için: a- Çevrenizi temiz tutmalısınız. Eğer yalandan uzak kalmak istiyorsanız mesela, açık yalan konuşanlarla bağınız olmayacak. b- Atmak istediğinizin yerine önce almak istediğinizi getirin ki, gelen iyi, gitmesi gereken kötüyü atsın. Mesela üzerinizdeki cimriliği atmak için cömertlik denemeleri yapmaya çalışın. c- Özellikle ashabı kiram başta olmak üzere Allah'a dostluk açısından bizden daha yakın olanların hayatlarından bölümleri öğrenin. Bilhassa ashabın hayatında büyük dersler vardır. d- Riyazü's Salihin isimli kitabı evinizde periyodik bir sistemle ders olarak okuyun, sürekli tekrarlayın. Bir antibiyotik gibi sizi mikroplardan arındırdığını göreceksiniz. e- İhya-ı Ulumuddin isimli kitaptan sözünü ettiğiniz sıkıntıları anlatan bölümleri okuyun. f- Kesinlikle yılmayın. Mücadeleye devam edin. Şeytan sizi, başaramayacağınız konusunda bıktırmaya çalışacaktır. Direnin. Rabbinizin cemaline kavuşana kadar mücadeleye hazır olun. Bin kere çökseniz bile bin birinci kıyama hazır bir yürek taşıyın. Allah Teala sizin de bizim de yardımcımız olsun.
Risale-i Nur külliyatı, iman eksenli bir külliyattır. Fiiliyattan gelerek kaleme alınmış eserlerden oluşmaktadır. Okunmamasını söylemek asla doğru olmaz, tam anlamıyla abes olur. Ama onları tek kaynak olarak görüp okumak da yanlıştır. Kur'an ve hadislerin dışında hiçbir kitap 'tek kitap' değildir. Kütüphanemizde bulunması ve anlayışının okunması yararlı bir kitap olarak görürüz. Ne yerer ne de abartırız.
Kur'an’ımızın hiçbir ayeti bu asırdaki hiç kimseyi muayyen bir kişi olarak asla göstermez. Bunu iddia etmek akılsızlıktır. Kur'an’ımız bütün mü'minlerin kitabıdır. Kimin o kitapta işaret edilen kişi olduğunu sadece Allah Teâlâ bilir. Böyle bir iddiada bulunmak, öyle biri olmamanın en belirgin işaretidir. Bunu yapan istiğfar etmesi gereken bir hata yapmaktadır. Ümmetin büyümesinden mutlu olanlar bu ümmet adına iş yapıyor demektir. Gerisi için sadece Allah ıslah etsin diye dua ederiz.
bediüzzaman konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ciddi olalım; Kur'an'ımız Abdullah'ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.
Selamünaleyküm. Hastalık nedeniyle evlilik geciktirilebilir ama rızık nedeniyle evlilik geciktirmek akidemiz açısından asla doğru değildir. Rızkı Allah veriyor. Evlen, bereketin artsın.
Hayatını dinine adadı. Zindanları evi gibi kullandı. Tehditlere güldü geçti. Mal biriktirmedi. Kişiliği müessirdi. Bu yüzden onunla bir mecliste bulunan, ondan bir daha kopmadı. İnandığı gibi yaşadı. Mahkemelere çıktığında cüreti dillere destan oldu. O, Allah'a itimat etti. Allah da onu yalnız bırakmadı. Çağını ve ülkesini aştı. Konuştuğu dili aştı. Kitapları uluslararası bir kültür haline geldi. Himmetin ve ileriyi görmenin en yakın örneklerinden biri olarak kaldı hafızalarda. Allah ondan razı olsun.
Boş, zamansız, gereksiz, alakasız, uçsuz bucaksız, seviyesiz, sonuçsuz, dipsiz, maksatsız, ciddiyetsiz, anlamsız, renksiz, yersiz, köksüz, nursuz, Said Nursi'siz bir tartışmadır.