Fetva Meclisi
Soru
Son zamanlarda Üstad Bediüzzaman'ın talebeleri Bediüzzaman’ı mehdi olarak görüp, bu konuyu rüyalarla, hadislerle ve ayetlerle desteklemeye çalışıyorlar. Bazen konu o kadar uzuyor ki iş tekfire kadar dayanıyor. Böyle bir şey var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
İslam, bizim en üst şemsiyemizdir. Hiçbir amaçla hiçbir kavram bizim için İslam kelimesinin ifade ettiğini etmez. Ne doğduğumuz topraklarımız ne de elinde iman öğrendiğimiz şeyhlerimizin, hocalarımızın meşrepleri! Mü'min olmamızın gereği budur. Maalesef, bu hakikati herkes dile getirdiği hâlde kimi mü'minler, bulundukları klikleri, grupları dinlerinden üstün tutma meyli göstermektedirler. Görünürde onlar da dinimiz esastır diyorlardır ama tatbikata geldiğinde din grubun gerisinde kalmaktadır. Bu hakikatin yanında önemli bir hakikat daha zikredilmelidir. Bilhassa halifesiz dönemlerde İslam, devlet himayesinden yoksun kaldığı için cemaatler adı verilen küçük birliktelikler eliyle ciddi mesafeler kat etmiştir. Bunu asla yok sayamayız. Anadolu'da, Mısır'da, Kafkasya'da bir küçük evde veya bir caminin arka bölümünde başlayan bir hareket büyük kitlelerin hidayetine vesile olacak çığırlar açabilmiştir. Bu da inkârı kabili mümkün olamayan bir gerçektir. Buna da şükretmeliyiz. Üçüncü bir hakikat de şudur: Kişilerin hatalarının kurumlara mal edilmesi makul değildir. Eğer kişilerin hatalarını kurumlara mal edeceksek o takdirde alkol tüketen bir mü'minin hatasını da İslam'a mal etmemiz gerekir; İslam ve alkol birleşmeyeceğine göre, bir kişinin hatasını muhakkak onun bağlı olduğu cemaate, gruba da mal etmemiz doğru olmaz. Eğer grubun ilkeleri arasında o kişinin hatasını benimseme varsa mesele kalmaz, elbette mal etme mecburiyetinde kalırız. Öyle değilse, zorlama yoluyla kişilerin hatalarını gruplara mal etmekle yanlış yapmış oluruz. Bizim itikadımızda masum bir kişidir, o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun dışında ne kişiler için ne de cemaatler için masumluktan söz edemeyiz. Durum böyle olunca da şu cemaat 'en doğrudur' tarzında bir iddia yerine 'şu cemaat doğruya en yakındır' demekle daha mü'min kişiliğine yakın bir beyanda bulunmuş oluruz. Eğer bir mü'min, bulunduğu beraberliği put görüyorsa o mü'min hakkı görmekte zorlanır. Bu bir aşırılıktır. Ashabı kiramdan daha değerli bir grup ne bulunmuştur ne de bulunacaktır. Ama onlar birbirlerini tenkit etmişler hatta hak uğruna birbirleri ile mücadele bile etmişlerdir. Salıp gitmekle tutup yapışmak arasında dengeli bir çizgide bulunmamız hayra uygun olan tutumdur. Bu meselede sözünü ettiğimiz tartışmanın daha ağırı bu hususun vaktimizi alacak şekilde bir cebelleşmeye götürmesidir. Hadisi şerifi biliyorsunuzdur. Münafığın alametlerinden biri de tartışmayı aşırıya kaçırmaktır. Eğer birbirimizi ikna edemeyeceğimize kani olursak asla tartışmamalıyız. Her tartışma saati hem ömürden bir saati boşa harcıyor hem de bizi yıpratıyor. Birbirimizle uğraşmaya vakit bulmamız iyi bir işaret değildir. Allah Teâlâ ayaklarımızı sabit kılsın.
Selamünaleyküm. Said Nursî rahmetullahi aleyh, kendi nevine mahsus kalemi olan biridir. Ona ait üslubu tanımayan için yabancı bir alan oluşmuş olabilir. Beyan ettiğiniz ifadeyi zannederim sizden duysa sizi şiddetle reddederdi. Derdi ahiret olan bir insan o şekilde müstekbir bir mantık sahibi olmaz. Ona intisab ettiğini iddia eden bazıları onun hakkında abartılı ifadeler kullanmaktadırlar. Korkmasalar ‘kul değildi’ bile derler. Öyleleri ne onun talebesi ne de Said Nursî’nin derdini anlamış kimselerdir. Evet, sözünü ettiğiniz ifade tarzı bunaltıcıdır ama ben şahsen o ifadeleri Said Nursî’nin genel kalemi içinde görüyor ve endişe edilecek seviyede görmüyorum. Ben onun eserlerini okurken de bana o sizin hissettiklerinizi hissettirmiyor. Aksine onun kalemindeki iman heyecanını şevkle seyrediyorum. Allah ona ve bize rahmet etsin.
Oldukça ağır bir durumdur bu. Namazı gereksiz gördüğü için kılmama tavsiyesi yapan içi söz bitmiştir. Mecazi bir anlamda söz söylemek istiyorsa onu ikaz etmekte yarar olur. Eşi açısından da inşaallah bir sorun olmaz. Mehdilik iddiası da öncelikli olarak psikiyatrik bir durumdur.
Hiçbir abartı kabul edilir değildir. Aslında haklarında konuşulan zatlar da böyle bir tutumdan memnun olmazlar. Yapılan olduğu gibi yanlıştır. Biz, kimin ne olduğuna karar verme makamında mıyız? Herkes dinine hizmet için ve nefsini ateşten korumak için çalışmalıdır. Şahısların konu edildiği ve abartıldığı meclislerde bulunmamak gerekir. Allah işimizi kolay ede.
Selamünaleyküm. Ciddi olalım; Kur'an'ımız Abdullah'ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.
BEDİUZZAMAN ismi Said Nursi’nin dışında da kullanılmıştır. Evet, bu isim Allah Teâlâ’nın isimlerindendir ama onun orijinali el-Bedî’ şeklindedir. Bu nedenle kullanılmasında sakınca olan isimlerden değildir.
bediüzzaman konusundaki diğer fetvalar
Hayatını dinine adadı. Zindanları evi gibi kullandı. Tehditlere güldü geçti. Mal biriktirmedi. Kişiliği müessirdi. Bu yüzden onunla bir mecliste bulunan, ondan bir daha kopmadı. İnandığı gibi yaşadı. Mahkemelere çıktığında cüreti dillere destan oldu. O, Allah'a itimat etti. Allah da onu yalnız bırakmadı. Çağını ve ülkesini aştı. Konuştuğu dili aştı. Kitapları uluslararası bir kültür haline geldi. Himmetin ve ileriyi görmenin en yakın örneklerinden biri olarak kaldı hafızalarda. Allah ondan razı olsun.
Selamünaleyküm. Hastalık nedeniyle evlilik geciktirilebilir ama rızık nedeniyle evlilik geciktirmek akidemiz açısından asla doğru değildir. Rızkı Allah veriyor. Evlen, bereketin artsın.
Hayatını Allah'a adamış bir insan hakkında bizim söyleyecek ne sözümüz olabilir? Ancak hiçbir kitap Kur'an gibi hadis gibi okunmaz. Kur'an ve hadis haline getirilmiş kitaplar, esasen değerli olsalar da yanlış sonuçlara götürürler. Bir ilim membaı olarak okunacaksa güzel eserlerdir. Bu zamanın Kur'an'ı gibi -maazallah- görülecekse hiçbir şekilde yanaşılmamalıdır.
Ebedi bir kanun olarak şunu biliniz: KUR’AN’DAN BAŞKA HİÇBİR KİTABIN YÜZDE YÜZ DOĞRULUĞU YOKTUR. Her kitap yanlışlar barındırabilir. Zira masum insan yoktur. Kalbinize itminan vermeyen bir toplantıya katılmayın. Katılmadığınız toplantının sahiplerini de itham etmeyin. Mü’minlerden olan herkes bizdendir, biz onlardanız. Kimin hizmeti sizi daha çok imanda teşvik ediyorsa onlarla beraber olun. Allah Teala rızasına göre yaşamaya hepimizi muvaffak kılsın.