Fetva Meclisi
Soru
Hocam evveliyetle Selamun Aleykum. Hayırlı Ramazanlar. Nureddin hocam ben 15 yaşında bir gencim. Ramazanın ilk 6 günü sabah ezanı bitene kadar su içtim. Daha sonradan öğrendim ki yaptığım bu hareket kazaya sebebiyet veriyor. Sizce benim tuttuğum oruçlar kabul olur mu? Yoksa kaza mı yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Bir kere, şimdi öğrendiği hakikate sarılsın. Her orucunu da böyle tuttu ise bu bilgi hatasından kaynaklandığı için keffaret gerekmemektedir. Normalde kaza etmesi yani o oruçları yeniden tutması tercih edilir. Ara ara tutarak da olsa o oruçları tutmaya çalışsın. İstiğfar da etsin, Allah rahîmdir.
Vakit çıktıktan sonra vakit daha girmedi zannıyla yeme-içme kazayı gerektirir.
Aleykümselam. Ramazan ayından sonra bir gün kaza etsin. İhtilaflı durumlarda ihtiyatlı olanı tercih etmek gerekmektedir. Mesela şevval oruçlarından birini buna da niyet ederek tutsun.
Selamünaleyküm. O günü kaza edin yeter ama öyle bir hata için yoğun istiğfar edin.
Selamünaleyküm. Ramazan ayı dışındaki oruçlar bozulduğunda oruç gitmiş olur. Onun yerine başka bir gün oruç tutulur. Yapacak bir şey yok.
Selamünaleyküm. Prensip olarak öbür ramazandan önce bitirmek iyidir ama orucun öbür yılda kabul olmaması gibi bir durum yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sabah namazı, takvimlerdeki imsak/güneş çizgisi arasında kılınır. Bu şu demektir: takvimin İMSAK olarak belirlediği dakikadan itibaren sabah namazı kılınabilir. GÜNEŞ olarak belirlediği anda da vakit biter, sabah namazı kılınamaz. Bu iki vakit arası sabah namazının vaktidir. Genellikle sabah namazı son yarım saatinde kılındığı için normal zamanlarda ezan da son bir saatinde okunmaktadır. Halbuki namazın vakti imsak anıyla beraber başlamaktadır. Ramazan ayına mahsus bir uygulama olarak ezan imsak anında okunmaktadır. Bu da oruç vaktinin başladığını ilan etme görevi görmektedir. Bir yandan oruç vaktinin başladığı duyurulurken bir yandan da sabah namazının vaktinin girdiği bildirilmiş olmaktadır. Dolayısıyla ramazanlardaki imsakta okunan ezanla beraber sabah namazının kılınmasında bir sakınca yoktur.
Sabah ezanı okunduktan yani takvimdeki İMSAK vakti girdikten sonra bilerek yemek veya içmek o günü kaza etmeyi gerektirir.
Bugünkü günlük program tarzında Medine’de bir Ramazan günü şeklinde elimizde bir bilgi yoktur. Genel ilkeler olarak ise şunları zikredebiliriz: a- Ramazan dünyadan kopup dağa çekilme ayı değildir. Aksine Ramazan ayı içinde şehir dışında yapılmış Bedir ve Mekke fethi gibi cihad eylemleri bile vardır. Dünyadan kopmak yerine ahiretin payını yoğunlaştırmaktan söz edilebilir. b- Ramazana mahsus olarak; -Daha çok Kur'an okuma, -Son on günde itikâf, -Teravih ve gecenin ihyası, -Daha fazla sadaka, -Aça ve yemek sorunu olana iftar vermeden söz edebiliriz. Bunun dışında özellikle birinci neslin farklılığı olarak zikredebileceğimiz bir ayrıntı yoktur.
İtikâf sayesinde ibadet ve kulluğun daha derinlemesine idrak edilme imkânı bulunur. Kadir Gecesini idrak etme imkânı daha yüksektir. Başlı başına bir ibadet olan “mescitte bekleme” sünnetine alışılır. Günlük malayani alışkanlıklardan ve fasit çevreden emin olunan bir on gün yaşanmış olur. Dış etkilerden uzak bir Kur’an tilaveti belki de hatmi imkânı olur. Gece ibadeti ve nasûh bir tevbe için daha nezih bir ortamda bulunulmuş olur. Kalbin tedavisi yönünde bir tezkiye ve ıslah dönemi geçirilmiş olur. İtikâf beş vakit namaz kılınan bir mescitte, yılın her gününde yapılabilir bir ibadettir. Bir saatlik, bir günlük olabilir. Ancak, Ramazan ayında sözü edilen itikâf, son on gün içinde bir iftar vaktinden diğer iftar vaktine kadar mescitte bekleme ibadetidir. İtikâf, mescitte beklemek olarak tarif edilebilir. Ancak bu bekleme içi doldurulması gereken bir beklemedir. Dış meşgalelerden uzak bir ortamda, ölümü, ahireti tefekkür edip, ileriki dönem için muhasebe yapma fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Kalabalıklar hâlinde yapılan bir itikâf bu hazzı vermiyorsa, o kalabalıktan da kaçınmak evladır.
İ’tikâf nafile bir ibadettir. Nafile ibadetlerde temel ilkelerden biri de evli bir bayanın eşinin rızası ile o ibadeti yapmasının gerekliliğidir. Siz de ya ikna edin ya da girmeyin i’tikâfa.
Böyle bir bilgi kitaplarımızda vardır. Bunun ilk kaynağı da İbni Sa’d’ın TABAKAT adlı eseridir. Bu bilgi, sahih bir bilgi olarak önümüzde değildir. Öyle olması da muhtemeldir ama elimizdeki bilgi kati değildir. Allah ondan razı olsun, o tür büyük kararların adamı idi.