Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim kafamı kurcalayan bir mevzu var ki; etrafından aldığım türlü cevaplarla kafam iyice karışınca en doğrusunu sizden öğreneceğimi düşünerek size ulaşma gereği duydum. Hocam ben epilepsi (sara) hastasıyım. Ve yaklaşık 13 senedir bu sebepten ötürü oruç tutamıyorum çünkü doktorum kesinlikle yasaklamıştı bana. Hocam oruç tutamayacak birlikte bu zamana kadar ben bunun bedelini de ödeyemediği çünkü maddi durumum buna elverişli olmadı hiç. Şimdi ise eşimden ayrıldım 2 çocuğumla baba evinde yaşıyorum. Ve tek gelirim 3 ay da bir aldığım engelli maaşım. Oda 1100 TL. Bu durumda benim oruç bedelini ödemem gerekiyor mu? Bazı komşulara danıştım da, bana geçmiş borçlarımı da ödemem gerektiğini buna mecbur olduğumu söylüyorlar durumu izah ettiğimde ise bana mecbur kaldığında çocuğa bez alacak parayı buluyorsun buna da bulmalısın diyorlar ne yapacağımı bilemedim ve bu konu beni çok rahatsız etmeye başladı. Hocam ben bu ödemeyi nasıl yapmalıyım? Geçmiş yılların bedelini ödeyecek durumum olmasa da en azından taksit yapmam günah olur mu? Bu durumdan namazım zarar görür mü ne olur bana bu konuda yardım edin ne yapacağımı şaşırdım.
Cevap
Benzer fetvalar
İbadetle yükümlü olmak için akıl nimeti ile yaşıyor olmak gerekir. Aklı yok düzeydeki biri için bu durumu bütün Ramazan boyunca devam ediyorsa, ibadet sorumluluğu yoktur. Onun fidye vermesi de gerekmez. Alzheimer hastası sıfır akıl noktasına gelmiş ise oruç tutması da fidye vermesi de gerekmez.
Allah şifalar versin. Fidye vermek için iyileşme ümidi olmamak gerekir. Doktor bu konuda size bundan sonra oruç tutamayacağınıza dair kesin bir tanı koyduysa fidye verebilirsiniz. Aksi takdirde fidye verseniz de iyileştiğinizde oruçlarınızı tutmak zorundasınız.
Sizin hastalığınızla müptela olanların ilaç kullandıkları sürece orucu ertelemelerinin caiz olduğunu söylüyoruz. Fidye vermeniz için hastalığın kalıcı olması gerekir. Sizinki ise inşallah iyi olur bir hastalıktır. Artık iyileşme umudu kalmadığı zaman başka alternatifler düşünürsünüz. Şimdilik sadece erteleyin. Geçmiş olsun.
Eğer kendinize ait maddi imkânınız yoksa Hanefi mezhebini esas alarak yalnızca geçmiş günlerin kazasını tutun. Ama zenginseniz (babanızın veya annenizin zenginliğini kastetmiyorum) geçirdiğiniz Ramazan aylarını kaza ederken ayrıca her geciken yıl için de her güne ait bir müdd fidye (130 TL) vermeniz gerekir. Dokuz yıl önce yalnızca bir gün kazaya kalmış bir orucun bugün kaza edileceğini farz edersek "bir gün kaza, dokuz fidye" ödemeniz gerekir. Kalanını buna göre hesap edersiniz. İfade ettiğim üzere yapamazsanız bu konuda Hanefi mezhebini taklit ederek yalnızca tevbe ve kaza edebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Tutmadığınız günleri tek tek hesap edip not ediniz. Unutmamak için bu borcu ölene kadar ödeme niyetinizi sağlam tutunuz. Fırsat buldukça bir gün dahi olsa tutun. Şu an tutabilecek takatiniz yoksa takat bulduğunuz ilk anda tutunuz.
Yazdıklarından anladığım bu borç, okul için kardeşinin çektiği krediden doğmuş ve esasen sana ait bir borçtur. Ailen bu borcu üstlenmiyorsa senin ödemen doğru olur. Ayrıca evliliğinden önce doğduğu için kocan bu borçtan sorumlu değildir. Evlilikle birlikte borç otomatik olarak eşe geçmez. Kocan bu borcu ödemek zorunda olmadığı gibi, bu konuda gönülsüz davranması da onun açısından doğal karşılanabilir. Eşin, evliliğe borçsuz biriyle başladığını sanırken yüksek miktarda bir borç ve onun getirdiği gerilimle karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durum, erkek için güven ve sorumluluk açısından sarsıcı olabilir. Bu yüzden, eşinle bu meseleyi sakin bir dille konuşman, onu borcun muhatabı yapmadığını belirtmen, onunla açık iletişim kurman bu krizi hafifletebilir. Kardeşinle düşmanlık ortamı oluşmuş olsa da en doğrusu bir aile büyüğü veya güvenilir bir dinî/aklıselim kişi aracılığıyla sulh ve uzlaşma yoluna gitmektir. Sulh, dinen tavsiye edilen bir yoldur ve kinleri dindirebilir, düşmanlığı azaltabilir. Kardeşinle yalnız görüşme. Aile ortamında veya üçüncü bir kişi eşliğinde konuşmak daha güvenlidir. Gücün yettiği ölçüde evden ya da dışarıdan bir iş yaparak ödeme planı oluşturabilirsin. Hiçbir şey yapmadan sadece dua etmek değil, fiilî gayret de göstermelisin. Ödemek üzere niyetlenmen, bunu yazıya dökmen ve küçük küçük birikim yapman bile Allah katında kıymetlidir. “Kim insanların malını alma niyetiyle borçlanırsa, Allah onun borcunu ödemesine yardım eder.” (Buhârî) Özetle, bu borç senin borcundur ve sorumluluğun altındadır. Kardeşinle sulh/uzlaşma yoluna gitmek en doğru yoldur. Kocan bu borçtan sorumlu değildir ama anlayış göstermesi beklenebilir. Şiddete karşı korunman gerekir. Ama aynı zamanda ödemeye niyetli olduğunu da yazılı/sözlü bir şekilde ortaya koyman barışı kolaylaştırır. Kardeşin haksızlık etmiş olabilir ama sen kendi ahlakınla, adaletinle davranmaya devam et. Allah’ım! Bu kulun kalbinden yükünü hafiflet, sıkıntılarını ferahlığa çevir, düşmanlıkları dostluğa dönüştür. Onu rızana uygun adımlar atmaya muvaffak kıl. Borcunu helal yoldan ödeyebileceği kapılar aç, iffetini, haysiyetini ve huzurunu muhafaza eyle. Kalbine sabır, bedenine kuvvet, hayatına bereket ver. Kendisini yalnız hissettiğinde seninle olduğunu hissettirsin ona. Hakkı bilenlerden, adaleti gözetenlerden ve mağdur değil izzetli olanlardan eyle. Ya Rabbi, onu sevenleriyle hayırda birleştir, kırılan her yönünü Sen tamir eyle. Âmin.
epilepsi konusundaki diğer fetvalar
Epilepsi hastası hastalığı anında yaptığı veya sebep olduğu şeyden ötürü günaha girmez. Çünkü sorumluluk akıl iledir. O esnada aklını kullanamayacağına göre günaha da girmez. Böyle bir hastalığı olanın araç kullanması ancak doktorun ‘bu araç kullanamayacak düzeyde değildir’ raporu ile caiz olur. Kardeşiniz böyle bir rapora sahip değildi ise araç kullanmakla hata etmiştir. Hata ile de ölüme sebep olmuştur. Hata ile ölüme sebep olan ARALIKSIZ İKİ AY oruç tutar. Öldürülen tarafa da diyet öder. Bu diyeti sigorta ödüyorsa kabul olur. Akrabaları da toplanıp ödeyebilirler. Bu hatayı işlediği için de tevbe etmelidir.
Epilepsi hastası olduğun için oruç konusunda doktorların görüşü senin için belirleyici. Bir doktorun “asla tutmamalısın” demesi, diğerinin de “risk devam ediyor ama deneyebilirsin” demesi aslında ortak bir noktaya çıkıyor: Oruç senin için hâlâ tıbben riskli. İslam'da sağlık, korunması gereken en temel değerlerden biridir ve oruç, kişiye zarar verecekse farz olmaktan çıkar. Böyle bir durumda tutmamak dinen caizdir. Senin gibi ciddi risk taşıyan bir hastalıkta, tutarsan sevap olur diye düşünmek güzel ama zarar görme ihtimali varsa oruçtan sorumlu olmazsın. Sadece her gün için bir fidye verirsin. Bu, Allah katında bir eksiklik değil, aksine, kulluğun bilinçli bir göstergesidir. Senin niyetin Allah rızası, hastalığın ise bir mazerettir. Şifa dilerim, Allah sağlıkla ibadet eden kullarından eylesin seni.