Fetva Meclisi
Soru
Ablanın bir yakını 23 yaşında, lösemi. 500 Yasin-i Şerif niyetlenmişler. Bir kişi, bir Yasin-i Şerif okuyabilir. Etrafınızda okuyabilecekler var ise onlara da iletebilirsiniz. Hocam bu şekilde yapılan şeyler doğru mudur? Bunun yanında bir de selati tefriciye çekiliyor, bu da doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yapacağınız ilk iş, sizin de abla dediğiniz biri ile bulunmanızdır. Kendi kendinize çok iş yapabilirsiniz ama bereket görmezsiniz. Bu ümmet başa doğru zincir gibi ilerleyen bir ümmettir. Tek başına ya da üç kişi ile bir arada olmanın bereketi yoktur. İkinci olarak da, sonuç görmek için asla iş yapmayın. Allah rızasından başka hiçbir hedefiniz olmasın. Damla damla okyanuslar dolar merak etmeyin. Sabredin, çalışın, ecri Allah'tan bekleyin. İnsan saymayın iş sayın. Amelinizin kabul olması için çok dua edin. Biz de size dua ederiz. Allah önünüzü açık, amelinizi ihlâslı kılsın.
Selamünaleyküm. Boş bir avuntu bu, işiniz yok vaktiniz çoksa siz de katılın.
Bir kayıp geri gelmediği sürece aynen devam edebilen, zaman zaman köpüren duygularla bizi zorlayan durumlar yaşanabilir. Devamlı yokluk ve buhran olmayacak tabi ki lakin zaman zaman bu duygularla yüzleşiriz. Kimi kaybedersek kaybedelim hayatımız hiçbir zaman o varken gibi olmayacak ve bizler de hiçbir zaman kayıptan önceki biz olmayacağız. Bunun tamamı bir süreçtir. Tam bu sürecin içinden geçerken böyle hissetmeniz çok normal. Hele ki bazı yaslar toplumun onaylamadığı, yaşanmasına izin verilmediği yaslardır. Ablanızın yası sizi rahatsız ettiği için hemen kapatmak ve geçmek istemiş olabilir misiniz bir bakın. Hâl böyleyse, ablanızın hatalarına rağmen onun anısına ve yasına sahip çıkın. Onun kaybından önceki yaptıkları ve kayıp şekli yaralayıcı olsa da bununla yüzleşip tüm zorlayıcı duygulara rağmen kabul etmek daha rahatlatıcı olur. Bazen onun ölümüyle birlikte onunla ilgili hayallerimizi, umutlarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Anneniz ve siz birlikte bu umutları kaybetmiş olmanın da yasını yaşayabilirsiniz, bunlar da çok normal. Ablan sadece son süreçte yaptıklarından ibaret olmamalı, onunla yaşadığınız uzun ve anlamlı geçmişinize bakın ve onun değerli olan yönleriyle birlikte hatırlamaya çalışın. İnşaallah sizin dualarınız, niyetleriniz ve yaptıklarınız vesilesiyle Rabbim size ve ablanıza merhamet eder ve sizi güzel rızıklarla rızıklandırır. Tüm bunlardan sonra onlarca kez hayatınızı baştan sarmaya, düşünmeye, zor taraflarınızın üstesinden nasıl gelebileceğinize dair yüzleşme yaşamanız sizin inşaallah hayrınıza olan durumlar olacaktır. Tam burada uzun uzun secdeyi, düzenli zikirlerinizi devam ettirmeye çalışın. Eğer yoksa kendinize hayırlı uğraşlar edinebilirsiniz. Muhtemeldir ki kısa bir ömrümüz var, hem ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun gittikçe yavaşladığımız, yeteneklerimizin azaldığı daha az işlevsel olduğumuz zamanlara doğru gideceğiz. Ne kadar zorlarsak zorlayalım Allah'ın bize emanet verdiği bu beden yaşlanacak. Hâl böyleyken merkezinize çoğunlukla kayıplarınızı, sizi aşağı çeken duygularınızı almak yerine, onları hayatınıza uyarlayıp devam edebilmek, değerlerinize, niyet ve çabalarınıza göre uzun vadede size iyi gelecek işlerde bulunmayı önceleyebilirsiniz. İmanınız, inancınız sizi korur elbette. İman diyabetten de korur normalde. Müslümanlığım bana ölçülü olmayı, az yemeyi de hatırlatır. Buna rağmen diyabet hastası olabiliriz. Aynı iman bizi öfkeden koruyacak yolları gösterir, öğütlerde bulunur. Ama öfkem beni zorlayacak duruma geldiyse imanımla alakalı bir eksiklik var demek değildir. İnancımız bize problemden kaçmayı değil, problemle nasıl yaşayacağımızı, ehline danışmayı, şifa için yardım almayı da öğütler. Bu nedenle kardeşim, önce kendi iyiliğin için ihtiyaç alanlarını belirleyip ona göre yaşamaya niyet edebilirsin. Rabbim yardımcınız olsun, şifa her neredeyse size yaklaştırsın, en güzel şekilde hayırlı kapılar açsın.
Hiçbir şey okumana gerek yok. Merak etme kızım, nasibin seni bulacak. Evlenmeyi istemen ayıp değildir. Günah hiç değildir. Çocukça bir kararla evlenip geleceğini berbat edecek bir hata da yapmamalısın. Sabırlı ol. Kendini bu işe kilitleyerek gününü öldürme. Sen bu dönemde sus, taliplin gelince de dedenler veya bir başka aile büyüğü mahreminle bu durumu babanla görüşürsün. Mesela dayın veya amcanı ikna et, senin için böylesi daha hayırlı olacaktır biiznillah. Kendini Kur'an okumaya ver kızım. O seni rahatlatır.
Mü’min olmak zorluğa katlanmak demektir. Gerekiyorsa yalnız ve tek kalmaya da razı olacağız. Nazik olun, Hakkı söyleyin, Tek kalmayı mağlubiyet değil peygamberlerin yolu bilin, Zamana yaymayı iyi kullanın, Tartışmayın sadece tebliğ edin ve susun, Yavrunuzu o ortamdan uzak tutmasını bilin, Hala yerine mü’min bacı bulmaya çalışın, Kızınızı kitap okur yapın, kendiniz de kitapla beslenin.. Sabredin. Sabredin. Sabredin ve kazanın.
Aleykümselam. Bir olgunlaşma süreci yaşıyorsunuz. Kendinizi yetiştirmeye daha fazla önem vermelisiniz. Bir tür vesvesedir yaptığınız sizin. İyi ders çalışın. Haramlardan korunun. İbadetleri aksatmayın. Erkek/kadın ilişkilerinde dikkat edin. Örnek gördüğünüz alimleri izleyin, çalışmalarını takip edin. İstişarelerde bulunun. Nasihat dinleyin. Anne babanızın duasını önemseyin. Fasit bir arkadaş çevreniz olmasın. Ve sabredin. Hepsi bu kadar.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir kasıt olmadıkça inşaallah namazda arıza olmaz. Allah kabul buyursun. Her halukarda namazı bozan ve namazın sıhhatini etkileyen meselelerle ilgili olarak aşağıdaki linkte yer alan 'Fıkıh Okumaları' başlığı altındaki 'Namaz' bölümlerinden istifade etmenizi tavsiye ederiz.: Fıkıh Okumaları
Tirmizi'nin ve diğer muhaddislerin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Allah Teala'nın verdiği nimetin izini kulunun üzerinde görmekten razı olacağını bildirmektedir. Eğer Allah Teala, bir kuluna orta halli bir araç edinecek kadar nimet verdiyse onun üzerinde o nimet görülmelidir. Lüks bir araç edinecek kadar nimet verdiği kulu da lüks araç edinmelidir. Uygun olan budur. Şu ayrıntıyı da kaydetmemizde yarar olacaktır: Zekât ve benzeri hakların çıkarıldığı bir malı konuşuyoruz. Farz olan ödemeleri yapılmamış veya kul hakkı ile elde edilmiş mesela işçinin haklarından kısılarak kazanılmış bir malı gündem bile yapamayız. Bu bir. İkinci olarak da mubahlar, kulun dilediği gibi kullanabileceği alanlardır. Kul, mubahtan ötürü hesap vermez. Ama ölçüsü şaşırılmış bir mubah mubah olmaktan çıkar. Bugün Müslümanlar olarak içine düştüğümüz çıkmazların başında mubah azmanlığı gelmektedir. Hakkı verildikten ve azdırmadıktan sonra hiç bir nimet Müslüman'a çok değildir. Müslüman, lüks villada otursun ama evini dininin hizmetine açsın. Ensar evi yapsın onu. Evinde ilim halkaları kurulsun. Müslüman'ın yazlığı olsun, kışlığı olsun ama gittiği yeri şeriatı ile gitsin. En lüks araçlardan birine binsin binmesine de, o araçla cihad edebilsin, o aracı binsin; araç onu binmesin. Allah yardımcımız olsun, elimizi, ayağımızı korusun.
En doğrusu ve en kurtarıcısı, namazın borcundan kurtulmaktır. Üç kerahet vakti dışında nerede ve ne zaman olursa olsun, bir vakit, bir günlük gibi ayrıntılara girmeden kaza etmek ve kurtulmak gerekir. İlla bir günlük diye bir engelimiz yoktur. Fırsat buldukça ardı ardına bir günlük, bir haftalık da kılabileceği gibi bir vakit de kılabilir. Önemli olan şudur: İnsan kaç vakit sabah namazı, kaç vakit öğlen namazı borcu olduğunu hesaplayıp o borçlardan sayı olarak kurtulmaya çalışmalıdır. Tabii, sünnet namazların kaza edilmediğini biliyoruz.
Cemaatle kılınan bir namazda, imamla imama uyanın kıldığı namazların aynı olması gerekiyor. Siz yatsı namazına niyet ederken imamınız teravihe niyet etmiş. Buna göre aradaki niyet farkından dolayı sizin kıldığınız namaz olmamıştır. O namazı yeniden kılınız. Allah amellerimizi kabul buyursun.
Keffaret, başlanmış bir orucu kasten kesmeye verilen cezadır. Hiç niyet edilmemiş bir oruç için sadece o günün kazası tutulur. Ancak bu şu demek değildir: 'Oruca niyet etme, cezadan da kurtul!' Böyle bir düşünce ağır bir hatadır. Gerçekte ise durum şudur: Müslüman, başladığı bir orucu bozduğunda hata işlemiştir. Bu hatanın affolması için de altmış gün peş peşe oruç tutar. İnşaallah hatası da affolunur. Ama hiç oruca niyet etmeyenin yaptığı işin anlamı, Ramazanın azametini yok saymaktır ki, onun için altmış gün keffaret tutarak kurtulma emeli yoktur. O altmış gün oruç tutmaktan daha büyük istiğfarlar etmeli, kurumayan gözyaşları akıtmalıdır. Meselenin özeti budur. Allah Teala nefislerimize uymaktan hepimizi muhafaza buyursun.
Sattığınız bir daireyi satın alanın parasının kaynağını araştırmanız gerekmez. Meseleyi takva açısında ele alacak olursanız o başka. Allah'a emanet olunuz.