İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Orta halli 10 bin liraya da araba var, 100 bin liraya da. Orta hallice bir arabaya binmek varken lüks bir arabaya binmek zekatı gerektirir mi? Yine zengin olan için lüks arabaya binmeyi normal mi karşılamak lazım, milyarları olana sen daha ucuz taksiye bin demek mi doğru?

Cevap

Tirmizi'nin ve diğer muhaddislerin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Allah Teala'nın verdiği nimetin izini kulunun üzerinde görmekten razı olacağını bildirmektedir. Eğer Allah Teala, bir kuluna orta halli bir araç edinecek kadar nimet verdiyse onun üzerinde o nimet görülmelidir. Lüks bir araç edinecek kadar nimet verdiği kulu da lüks araç edinmelidir. Uygun olan budur. Şu ayrıntıyı da kaydetmemizde yarar olacaktır: Zekât ve benzeri hakların çıkarıldığı bir malı konuşuyoruz. Farz olan ödemeleri yapılmamış veya kul hakkı ile elde edilmiş mesela işçinin haklarından kısılarak kazanılmış bir malı gündem bile yapamayız. Bu bir. İkinci olarak da mubahlar, kulun dilediği gibi kullanabileceği alanlardır. Kul, mubahtan ötürü hesap vermez. Ama ölçüsü şaşırılmış bir mubah mubah olmaktan çıkar. Bugün Müslümanlar olarak içine düştüğümüz çıkmazların başında mubah azmanlığı gelmektedir. Hakkı verildikten ve azdırmadıktan sonra hiç bir nimet Müslüman'a çok değildir. Müslüman, lüks villada otursun ama evini dininin hizmetine açsın. Ensar evi yapsın onu. Evinde ilim halkaları kurulsun. Müslüman'ın yazlığı olsun, kışlığı olsun ama gittiği yeri şeriatı ile gitsin. En lüks araçlardan birine binsin binmesine de, o araçla cihad edebilsin, o aracı binsin; araç onu binmesin. Allah yardımcımız olsun, elimizi, ayağımızı korusun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Din, duygularımız üzerinden değil ölçülerimizin üzerinden yaşanır. Ölçülerimiz de haramlar/helaller şeklinde dizilmiştir. Allah Tela, zekâtını ve diğer mali görevlerini yerine getiren mü'min kuluna dünya nimetlerini bütün lükslüğü ve çekiciliği ile mübah kılmıştır. Yani helal tutmuştur. Duygusallıkla din yaşamak zordur. Evet, bir mü'min, daha mütevazı yaşamayı prensip edinebilir. Edinmesi de hoştur. Ama lüks nimetler kullanması uygun değildir, diyemeyiz. Dünyanın imtihan yeri olduğunu unutmayalım. Altı ölü dolu bir toprağın üstünde diriler olarak gezindiğimiz gibi, fukaranın ortasında da zenginler gezinecektir. Vardır bir hikmeti bu işlerin.

Hocam, Müslüman’ın meşru şartlar altında lüks arabaya ve villaya sahip olabilece
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maldaki Allah'ın hakkı olan zekât ve yakın akrabanın nafakası verildikten sonra Müslüman'ın zenginliğine bir sınır yoktur. Sınırsız denebilecek bir zenginlik mübahtır. Kaliteli ve lüks kullanmanın da zararı yoktur. Haram olan, bütün yönleri ile israftır. Zenginliğin getireceği mübahlarda boğulma tehlikesi ise ayrı bir sorundur. Zengin fakir herkes bir çeşit imtihana tabi tutulacaktır; herkes kendi imtihanını başarmaya çalışacaktır. Allah'a emanet olunuz.

Bir müslümanın, zengin olduğunda, üstüne vazife olan zekat, sadaka ve fitresini
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şunu bilmeliyiz: Fakirliğin bir imtihan olduğu kadar zenginlik de bir imtihandır. Sadece zekât vererek malla alakalı imtihanlar bitirilmiş olamaz. Elbette ortada bir imtihan vardır. Bu imtihanı kazanmakla zühd ile israf arasında bir denge çizgisi korunması gerekmektedir. Zühd takva için şarttır ama imanın şartlarından değildir. Sizin belirttiğiniz zafiyetimiz ise bir afetin öncü bilgileri olarak ne yazık ki hepimizi bir rengi ile kuşatmıştır. Toplu ret ile batıp gitme arasında itidali buluncaya kadar gayret edeceğiz. Rabbim muinimiz olsun.

Hocam, Allah nimetini kulunun üzerinde görmek ister diye bir hadis var. Siz de f
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. 1- İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vaz geçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüzbin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız. 2- Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır. Allah'a emanet olunuz.

Hocam, zekat konusunda sorularım olacak. 1- Ev araba gibi zorunlu ihtiyaçları k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.

Hocam hesap gününde nefsimizin bize şahitlik edeceğini biliyoruz, bu hususta nef
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ, dünyadaki bütün nimetleri kullarına mubah kılmıştır. Mü'min olmak nimet mahrumu olmak değildir. Helal olan ve zararsız olan her şey mü'minin hakkıdır. Şu kadar ki mü'min, nimetleri kulluğunun ayak kayma sebepleri de yapmamalıdır. Allah’ın salih kulları, nimetleri kullanmanın bir seviyeden sonra gevşeklik nedeni olabileceğini hissetmişler ve var olan nimetlere bile bir tür sınır getirmişlerdir. Buna din literatüründe ZÜHD bunu yapana da ZAHİD denmektedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz zahidlerin başıdır. Elinin altında dünya nimetlerinin tamamı olabilecekken o, Rabbinin huzurunu seçmiştir. Yatak ve benzeri dinlenme araçları da neticede bir nimettir. En rahat yataklarda uyumak bir nimet kullanımıdır. Yasak olması -ibadete mani olmadıkça- söz konusu değildir. Meseleyi bu açıdan ele alabilirsiniz.

Hocam bir hadis okudum Abdullah b. Mes’ud r.a. rivayet etmiş. Rasullullah s.a.s

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Büyük büyük isimlerin etrafında mini mini işlerdir bunlar. İhlaslı ve yürekten bir Fatiha suresi ile dağlar yerinden oynar ama bu taktikler melekleri hareketlendirmez. Allah yardımcımız olsun. Elbette denize düşen köpüğe sarılır fakat işin ölçüsünü de kaçırmamak gerekiyor. Biz doğrusunu yapmaya çalışalım. İyi halde iken Yasin'e sarılalım ki, halimizi kaybedince Yasin işe yarasın. Selam ve dua ederim.

Ablanın bir yakını 23 yaşında, lösemi. 500 Yasin-i Şerif niyetlenmişler. Bir kiş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kasıt olmadıkça inşaallah namazda arıza olmaz. Allah kabul buyursun. Her halukarda namazı bozan ve namazın sıhhatini etkileyen meselelerle ilgili olarak aşağıdaki linkte yer alan 'Fıkıh Okumaları' başlığı altındaki 'Namaz' bölümlerinden istifade etmenizi tavsiye ederiz.: Fıkıh Okumaları

Cemaatle namaz kılarken, imamın sesli okuduğu bir namazda imam kıraatte hata yap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle kılınan bir namazda, imamla imama uyanın kıldığı namazların aynı olması gerekiyor. Siz yatsı namazına niyet ederken imamınız teravihe niyet etmiş. Buna göre aradaki niyet farkından dolayı sizin kıldığınız namaz olmamıştır. O namazı yeniden kılınız. Allah amellerimizi kabul buyursun.

Teravihe geciktim, 3. rekatında dahil oldum. Namaz 2 rekat kılınıyor. Ben önce y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Keffaret, başlanmış bir orucu kasten kesmeye verilen cezadır. Hiç niyet edilmemiş bir oruç için sadece o günün kazası tutulur. Ancak bu şu demek değildir: 'Oruca niyet etme, cezadan da kurtul!' Böyle bir düşünce ağır bir hatadır. Gerçekte ise durum şudur: Müslüman, başladığı bir orucu bozduğunda hata işlemiştir. Bu hatanın affolması için de altmış gün peş peşe oruç tutar. İnşaallah hatası da affolunur. Ama hiç oruca niyet etmeyenin yaptığı işin anlamı, Ramazanın azametini yok saymaktır ki, onun için altmış gün keffaret tutarak kurtulma emeli yoktur. O altmış gün oruç tutmaktan daha büyük istiğfarlar etmeli, kurumayan gözyaşları akıtmalıdır. Meselenin özeti budur. Allah Teala nefislerimize uymaktan hepimizi muhafaza buyursun.

Ramazanda o güne niyet etmeyip o günkü orucu tutmamanın hükmü kazayı mı gerektir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

En doğrusu ve en kurtarıcısı, namazın borcundan kurtulmaktır. Üç kerahet vakti dışında nerede ve ne zaman olursa olsun, bir vakit, bir günlük gibi ayrıntılara girmeden kaza etmek ve kurtulmak gerekir. İlla bir günlük diye bir engelimiz yoktur. Fırsat buldukça ardı ardına bir günlük, bir haftalık da kılabileceği gibi bir vakit de kılabilir. Önemli olan şudur: İnsan kaç vakit sabah namazı, kaç vakit öğlen namazı borcu olduğunu hesaplayıp o borçlardan sayı olarak kurtulmaya çalışmalıdır. Tabii, sünnet namazların kaza edilmediğini biliyoruz.

Namaza başlamadan önceki namaz borçlarını ödemeye niyet edenler, yatsı namazında
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sattığınız bir daireyi satın alanın parasının kaynağını araştırmanız gerekmez. Meseleyi takva açısında ele alacak olursanız o başka. Allah'a emanet olunuz.

Banka kredisiyle daire alınmayacağını biliyoruz, bizim yaşantımıza hem ortam hem

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.