Fetva Meclisi
Soru
Hocam oruçluyken sevgilimi yanaktan öpmem orucumu bozar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Karşıdakinden tükürük almak şeklinde olmayan bir dudak öpüşmesi, boşalma nedeni olmadıkça orucu bozmaz. Yine de Ramazan büyüklüğünü kendinize hissettirmeniz gerekir. Böyle şeyleri iftar sonrasına erteleyin.
Müslüman gencin nikâhsız sevgilisi olmaz. Bu yaptığın şey, Ramazan ayına ve oruca karşı büyük bir saygısızlık idi. Bunun için tevbe etmen gerekir. Ve o günün orucunu da kaza et.
Nikâhlı olmadığınız sevgili ile sadece el ele tutuşmanız orucu bozmaz ama mü'min kimliğinizi perişan edebilir. Orucunuzdan önce imanınızı ve ahlâkınızı muhafaza etmeye bakmalısınız.
Hayır, bu söz doğru değildir. Öpmek kendi başına yasak değildir. Yasak/haram olan öpme vardır. Mesela oruçlu birinin kendine hâkim olamayacağını bile bile eşini öpmesi sonucu sıvı geldiği için orucunu bozması caiz olmaz. Namahrem (öz akraba olmayan yabancı) bir kadına temas etmek, öpmek haramdır. Takva bir âlimin, adil bir devlet adamının, anne babanın, salih insanların ellerinin öpülmesinde sakınca yoktur.
Allah Teâlâ hepimizi hataya düşmekten muhafaza buyursun. Âmin. Böyle bir hassasiyet göstermeniz inşallah imanınızın aktif olmasındandır, bu da tebrik edilecek bir durumdur. Eğer iki organın birleşmesi demek olan cinsel ilişki oluşmadı ve boşalma gerçekleşmedi ise yapılması gereken bir şey yoktur. Diğer saydıklarınız bir cezayı gerektirmez.
Elle oynadıktan sonra nasıl istemeden boşalma olacak? Elle oynayarak boşalanın orucu bozulur. O günü Ramazan’dan sonra kaza etmesi gerekir.
cehennem konusundaki diğer fetvalar
Biz mü'min olarak bizim peygamberimiz olan Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme iman ettiğimiz gibi ondan önce Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere de iman etmek durumunda oluruz. Bu imanımız onların: Aynı Allah’a davet ettiklerini, hiçbirinde şirke taviz bulunmadığını, Davet edip yaşadıkları dinin aynı olduğunu, Davet ettikleri insanın aynı insan olduğunu, İnsanlara sundukları akıbet ihtimali olan cennet ve cehennem davetinin de aynı olduğunu, Sadece özel belli konulardaki hükümlerde bazı farklılıklar bulunduğunu kabul edip iman ederiz.
Hayvanlara zarar verildiğinde iki hak ortaya çıkar. Birincisi hayvanın sahibinin hakkıdır. İkincisi de hayvanı yaratan Allah’ın hakkıdır. Sahibinin hakkı bir yolla ödenebilir veya sahibi zaten kendisidir ya da ortada bir hayvandır denebilir ama kesinlikle zararı olmayan, helal bir şekilde istifade edilmek için öldürme niteliğinde olmayan öldürmeler caiz değildir. İnsan hayatı ve sağlığı hayvan hayatı ve sağlığından daha öncelikli olduğu için insana zarar veren hayvan öldürülebilir. Yalnız bu konudaki zarar verme muhtemel bir zarar veya bir korku ürünü olmamalıdır. Örnek olarak “ısırır muhakkak” diyerek köpek öldürülemez. Isıracağı belli olan ve ısırması önlenemeyen köpek için böyle bir ruhsat bulunur. Bu kuralların haricinde bir hayvan öldüren muhakkak tevbe etmelidir.
Sırat, cehennemin üstünde kurulu bir köprüdür. Sırat’tan geçileceği bilgisi Kur'an, Sünnet ve icma ile sabittir. Sırat hesaptan sonra olacaktır. Mü'min hesaptan sonra cennet ehli olduğunu anlayacak ama ateşten kurtulup kurtulmayacağını Sırat’tan geçtikten sonra anlayacak. Herkesin onun üzerinden geçmesi farklı olacak. Bu farklılık da günahları ile alakalı olacak. Sırat’ın geçilmesi kurtuluşun tam garantisi olacaktır. Allah’tan başkasına ibadet eden kâfirler Sırat’a gelmeden cehennemin kapılarından ateşe alınacaklar.
Bugün ne yapabileceğimizi düşünelim, ateşten korunmaya bakalım. İmanla ölen herkes er veya geç cennete girecektir. Yeter ki işlenen günahlar sonunda imanı da alıp götürmesin. Ama bu götürme ciddi bir tehlikedir! Genel kural böyledir.
İman şüphe götürmez. Yalnız tehlikeli olan şüphe, insanın içinden geçen vesveseler değildir. İyi bir mü'minin içinden de vesvese geçebilir. Kimi zaman “acaba?” dediği olabilir ama bunu imanı zedelenmiş duruma getirecek düzeye taşımaz. O vesveseyi konuşup dillendirmez, birileri ile tartışmaz. Gelip geçen bir rüzgâr gibi gider o şüpheleri. Eğer söz konusu şüphe, günlük hayatına etki edecek düzeye gelirse veya konuşarak şu ve şu işlerden şüphe ediyorum derse imanı gider maazallah. Zira iman, şüphe kabul etmez. Özellikle Allah’a iman, melekler, peygamberler, öldükten sonra dirilme, kitaplar ve Kur'an, cennet, cehennem gibi temel iman esaslarından şüphe edenin imanı gider.
Müslüman bir kadının kocası ile yaşadığı evde kocası ve çocuklarından başkasının olmamasını istemesi hakkıdır. Özellikle de nikâhtan önce bu şart koşulmuşsa erkeğin buna itiraz etmeye hakkı yoktur. Yaşadığımız ortam bir İslam Ortamı olsa idi, böyle bir kadının mahkemeye müracaat etmesinde ve neticede bu yüzden nikahı feshettirmesine gidilebilirdi. Dolayısıyla sizin anlattığınız durumda cehennemle tehdit edilebilir bir durum yoktur. Yine de siz, aile huzurunuzu önde tutun, sabredin. Allah yardımcınız olsun.