Fetva Meclisi
Soru
Hocam dinimle ve imanımla ilgili şüpheler oluşuyor bende. Bir türlü “acaba” vesveselerini atamıyorum. Müslümanlığımda bir sıkıntı olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Şunu kesin bir bilgi olarak bilmelisiniz: İman denen şey bu mücadelenin ta kendisidir; hemen hemen herkes buna benzer bir süreç yaşar. Kimi bu süreçte erir gider kimi de güçlenerek iman yoluna devam eder. Israrla yolunuza devam edin. Bin şüphe sizi kuşatsa da onu yarın çıkın. Zihninizde kaldığı, dilinize ve elinize yansımadığı sürece hiç bir vesvese sizi yıldırmasın. Allah'a emanet olun.
Size öncelikle şunu söylemeliyim: Bu durum size ait bir sonuç değildir. Belki pek çok insan için olabilecekler arasında bir durumdur. Bunu da imanla ilgili kabul etmemek gerekir. Bir mide ağrısını nasıl kabul ediyorsak öyle kabul ederiz. Gelir ve geçer görmek gerekiyor. Sabırlı olun, yılmayın. Bu birinci tavsiyedir. İkinci olarak da muhakkak bir psikologla görüşün. Üçüncü olarak da gündeminizi biraz daha yoğunlaştırın. Kitaplar okuyun. Gezi yapın. Namazı cemaatle camide kılın. En az bir vakti muhakkak camide kılın. Faydasını siz de izleyeceksiniz. Dua etmeyi de unutmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Sizi rahatsız biri durumuna getirecek işlerden uzak kalmalısınız. Kimliğinize zarar verdiğine göre öyle konulara girmeyin. Siz de dininize başka yollarla hizmet edin, şeytan sizi yıpratmasın.
Aleykümselam. İman hususunda vesvese etmenize gerek yoktur. Herkesin aklında şöyle veya böyle bu sorular gelir gider. İmanın gereğidir bu. İman, bir kenara gizlenip kalmaz, sürekli hareket eder. Bu hareketlilik de bunu gerektirir. Takılıp kalmayın, imanınızı yükseltmeye devam edin.
Ortada yıkılmayı gerektirecek bir durum yoktur. Mevcut fırtına seni sallamış ise kendini kenara çekeceksin. İçindeki vesveseyi arttırma sebebi olacak konum ve işlerden uzak kal bir süre. Araştırma, inceleme, tartışma. Namaz ve Kur'an tilaveti ile yetin. Farklı alanlarda yor kendini. O konularda kitap okuma. Sen düzeltmeye çalıştıkça batabilirsin maazallah. Bu durum şu veya bu kişide herkeste görülebilir. Peşine takılan o bataklıkta batabilir. Sen yoluna devam et. Allah Teâlâ huzurunu ve afiyetini daim etsin.
Selamünaleyküm. Bundan ötürü küfre düşülmez, tekrar etmeyin.
cehennem konusundaki diğer fetvalar
Hangi kibrin ve hangi imanın cennet ya da cehennem nedeni olabileceğini beşerden birileri olarak biz kararlaştıramayız. Elimizde kibir ve iman ölçebilecek bir cihaz yoktur. Bu tür kararlar Allah’a kalmıştır. Bize düşen o tür sıkıntılardan uzak durmayı becermek ve onun için gayret etmektir.
Çocuklara kapasitelerinin üstünde eşya taşıtamayacağımız gibi bilgi de veremeyiz. Neyi ne kadar anlattığınızın ayrıntısını bilmediğimiz için şu kadarı fazla olmuş diyemeyeceğiz size. Bir fazlalık olduğu ise muhakkaktır. Bir de o çocuğa mahsus özel bir durum da bulunmuş olabilir; çocuk hassastır, ince duyguludur veya benzeri bir durum olabilir. Netice olarak dert etmeyin. O konuları bir süre konuşmayın. Çocuğu rahatlatacak konulara dalın. Cennetten, meleklerden, çocukların güzelliklerinden bolca konuşun. Yemek fazla tuzlu olunca ne yapıyorsanız burada da onu yapın, hafif şekerle yemeği biraz daha kaynatın, denge kurulur biiznillah. Endişe etmenize gerek yoktur.
Eğer sevgili ile kastınız nikâhlı eşiniz değilse Allah sizi affetsin. Mü'min insan nikâhlı olmayan birini öper mi, elinden tutar mı? Ramazan veya başka bir zaman adım adım ahirete gitmiyor muyuz, önümüz cennet veya cehennem değil mi? Aman dikkat et, aman tekrar ve tekrar düşün. Netice olarak nikâhlı bir eşi öpmek boşalma olmadıkça oruca zarar vermez.
Biz mü'min olarak bizim peygamberimiz olan Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme iman ettiğimiz gibi ondan önce Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere de iman etmek durumunda oluruz. Bu imanımız onların: Aynı Allah’a davet ettiklerini, hiçbirinde şirke taviz bulunmadığını, Davet edip yaşadıkları dinin aynı olduğunu, Davet ettikleri insanın aynı insan olduğunu, İnsanlara sundukları akıbet ihtimali olan cennet ve cehennem davetinin de aynı olduğunu, Sadece özel belli konulardaki hükümlerde bazı farklılıklar bulunduğunu kabul edip iman ederiz.
Bu konuda farklı görüşler var ve şu görüş kesindir diyemeyeceğimiz bilgilerdir onlar.
Hayvanlara zarar verildiğinde iki hak ortaya çıkar. Birincisi hayvanın sahibinin hakkıdır. İkincisi de hayvanı yaratan Allah’ın hakkıdır. Sahibinin hakkı bir yolla ödenebilir veya sahibi zaten kendisidir ya da ortada bir hayvandır denebilir ama kesinlikle zararı olmayan, helal bir şekilde istifade edilmek için öldürme niteliğinde olmayan öldürmeler caiz değildir. İnsan hayatı ve sağlığı hayvan hayatı ve sağlığından daha öncelikli olduğu için insana zarar veren hayvan öldürülebilir. Yalnız bu konudaki zarar verme muhtemel bir zarar veya bir korku ürünü olmamalıdır. Örnek olarak “ısırır muhakkak” diyerek köpek öldürülemez. Isıracağı belli olan ve ısırması önlenemeyen köpek için böyle bir ruhsat bulunur. Bu kuralların haricinde bir hayvan öldüren muhakkak tevbe etmelidir.