Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim büyük oğlumuz şu an altı yaşında. Ona cenneti cehennemi şeytanı anlatıyorum. Geçen gün “Anne ben dünyadan çok korkuyorum, ya şeytan beni kandırırsa ve cehenneme gidersem. Ben dünyada olmak istemiyorum.” demişti. Ben de Allah'a dua et Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bizden nasıl yaşamamızı istediyse bunları okuyup öğren büyüyünce Allah bizi inşallah cennetine alacak diyorum. Elbet daha çok güzellikleri anlatıyorum ama o bazen cehennem ve şeytanda çok takılı kalıyor. Bazı arkadaşlar ve hatta camideki hoca da korkacağı için şeytan ve cehennem için henüz erken olduğunu söylüyorlar. Ben de acaba çok mu erken anlattım diye düşünüyorum. Aslında böyle korkmasından da memnun değilim diyemem ama tereddütte kaldım. Acaba Efendimizin bu yönde çocuklara karşı bir yaş tavsiyesi var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Fazla detaya girmeden konuyu üstünden anlatmakla iyi etmişsiniz. Çocuğun bu tür şeyleri merak etmesi normal. "Uzaklara gitti." "Allah yanına aldı." gibi cevaplar çocuğun kafasını karıştırabilir. İnsanın gömüldükten sonra başka bir âleme gittiğini yine detaya girmeden, onun kabul edebileceği şekilde anlatabilirsiniz. Bu biraz da sizin iletişim ve ilişki şeklinize ve çocuğunuzun durumuna ve tarzına göre değişir. Ama sakin olun, siz de telaş yapmayın ki çocuk da telaş yapmasın. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Allah Teâlâ'dan size sabırlar dilerim. Eşinizle ilişkilerinizde sıkıntınız varsa bu sizin, hem eşinizle ilişkinizden ötürü hem de çektiğiniz sıkıntıdan ötürü iki sevap kaynağına sahip olduğunuzu gösterir. Yavrularınıza sarılın ve onlarla teselli bulun. Eşinizi de zaman içinde eritmeye hazır olun. Bir zaman sonra sizin beklediğinizden daha iyi olabileceğini asla unutmayın. Duanın gücünü bilin, duayı hiç eksik etmeyin. Yavrularınızın etkilenmemesine dikkat edin. Bir de şunu size tavsiye etmeliyim: Madem ki, eşinizin tavırlarını anladınız, onunla hiç tartışmayın. Tartışma başlayacağı zaman susun. Tepki vermeyin. Kısa bir zaman sonra sizi bu sessizliğinizin tartışmanızdan kat kat daha tesirli olduğunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.
Bir: Buna alışacaksın, hiç merak etme. Belki de bugünlere gülüp geçeceksin de. İnşaallah. İki: Cennet ucuz değil. Bunlar da cennetin fiyatına dâhildir biiznillah. Üç: Eşinle özel beraberliklerine ağırlık ver, bir tür derdini onunla dağıt. Allah yardımcın olsun.
Allah yardımcınız olsun. Mübarek bir iş yapacaksınız. Bu öğretim esnasında pedagojik olarak dikkat edilecek hususlarda size yazmak istemiyorum. Onu almışsınızdır. Size sadece iki şey tavsiye edeceğim: a. Önünüzdeki her öğrenciyi ‘en iyi mü'min/insan olma adayı’ olarak görün. Şu veya bu vasfından dolayı onları hor görmeyin. En iyi mü'min/insan olacak ve sizin elinizle olacak. Siz de bunun ecrini Allah’tan göreceksiniz. Sizin için hayatî bir fırsattır bu. Böyle görmeye çalışın. Din öğretim ve eğitiminin önemsizi, ayrıntısı yoktur. Bir kelime ile cennet kazanılabilir, cehennemde kalınılabilir. Bugün sizden bir kelime öğrenen çocuk yarın cennet delikanlısı olabilir o kelime ile. Öğrettiğiniz şeye az çok mantığı ile bakmayın. Dinin bir kelimesi mantığı ile bakın. Yavrular dinlemiyor gibi görünseler de, toprağa düşmüş bir dane gibi yıllar sonra o filizlenebilir biiznillah. Siz Mus’ab olmaya bakın. Sizi Peygamber aleyhisselam gönderdi gibi bakın. Samimi olun, küsüp alınmayın. Sabırlı olun acele etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin, işinizi kolay kılsın. Bir kere, asla yarınlara bugünden endişelenmeyin; her doğan güneş yeni bir gün ve her yeni gün yeni bir umuttur. Bir ilaç keşfedilebilir, doktorların tespiti yanılabilir. Yarının endişesini bugünden taşımaya kalkarsanız şeytan sizi kolay sömürür. Yaratan Allah, hayat veren Allah’tır. Siz kulluğunuzun gereklerini yapmaya bakın. Ve şunu da unutmayınız: O çocuk, siz kadere itiraz etmediğiniz sürece sizin cennet umudunuzdur. Onun sayesinde kazandığınız sevaplar herhangi bir nafileden kazandığınızdan daha az değildir. Yarın Allah’ın lütfu ile cennette bulunduğunuzda kendinizi o yavrunun size makine gibi sevaplar biriktirdiğini görecek ve asıl mutluluğu orada yaşayacaksınız, orada… Sabredin ve kazanın. Allah yardımcınız olsun.
Şunu bilesiniz: Siz yaratılmadan önce kaderiniz yazıldı. Eğer Allah size eş yazmadı ise kâinatta bir eş bulmanız mümkün değildir. Eğer Allah size bir eş yazdı ise dağlar birleşir ve siz o eşe kavuşursunuz. Şeytan sizi gereksiz yere yıpratıyor. Ne çevrenize bakın ne de içiniz sizi kemirsin. Rabbinize yönelin. İbadet yapın, çok Kur'an okuyun. Göreceksiniz, Rabbinizin sizi sizden çok daha iyi düşündüğünü anlayacaksınız. Yaşınız henüz çocuk denebilecek bir yaştır. Nereden ürettiniz bu düşünceleri. İnsanların ne dediğine bakmayın kızım. Bir başka husus da bu düşünceleri derinleştirirseniz bu sefer şeytan size haram olan işleri mubah gibi göstermeye yeltenir ve sizi iki yönden helak eder maazallah. Çok dikkatli olun, basiretli davranın. Allah yardımcınız olsun.
cehennem konusundaki diğer fetvalar
Hangi kibrin ve hangi imanın cennet ya da cehennem nedeni olabileceğini beşerden birileri olarak biz kararlaştıramayız. Elimizde kibir ve iman ölçebilecek bir cihaz yoktur. Bu tür kararlar Allah’a kalmıştır. Bize düşen o tür sıkıntılardan uzak durmayı becermek ve onun için gayret etmektir.
Bu konuda farklı görüşler var ve şu görüş kesindir diyemeyeceğimiz bilgilerdir onlar.
İman şüphe götürmez. Yalnız tehlikeli olan şüphe, insanın içinden geçen vesveseler değildir. İyi bir mü'minin içinden de vesvese geçebilir. Kimi zaman “acaba?” dediği olabilir ama bunu imanı zedelenmiş duruma getirecek düzeye taşımaz. O vesveseyi konuşup dillendirmez, birileri ile tartışmaz. Gelip geçen bir rüzgâr gibi gider o şüpheleri. Eğer söz konusu şüphe, günlük hayatına etki edecek düzeye gelirse veya konuşarak şu ve şu işlerden şüphe ediyorum derse imanı gider maazallah. Zira iman, şüphe kabul etmez. Özellikle Allah’a iman, melekler, peygamberler, öldükten sonra dirilme, kitaplar ve Kur'an, cennet, cehennem gibi temel iman esaslarından şüphe edenin imanı gider.
O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.
Yaşadığınız vesveseler, imanınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Aksine, bu tür düşüncelerden korkmanız ve rahatsız olmanız, kalbinizde iman olduğunu ve Allah’a yakın olma arzusu taşıdığınızı gösterir. Vesvese şeytanın bir oyunudur ve sizi korkutarak Allah’tan uzaklaştırmaya çalışır. Bunun için aşağıdaki tavsiyelere dikkat edebilirsiniz: Vesvese gelince dikkatinizi dağıtın: Vesveselerle zihinsel bir mücadeleye girmeyin. Dikkatinizi başka bir konuya çevirin veya zikirle meşgul olun. Şeytandan Allah’a sığının. Vesvese geldiğinde “Eûzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm” deyin. Kendinize karşı merhametli olun: Allah, kasıtsız hatalarımızdan ve bilmeden yaptıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutmaz. 🔸Yanlış bilgi veya bilgisizlikle haramı helal ya da helali haram sanmanız, Allah katında bir küfür değil, hata olarak değerlendirilir. Çünkü bir şeyin kasıtlı ve bilinçli olarak inkâr edilmesi küfre götürür. Bilmeden hata yapmak ise affedilebilir. 🔸Cennet ve cehennem ebedidir. Ancak sizin bu konuda yanlış bir bilgiye inanmanız, bilmeden yapıldığı için küfre düşmenize neden olmaz. Bu konudaki korkunuz yersizdir. Samimi bir şekilde “Ya Rabbi, bilmeden hata yaptım, beni bağışla” dediğinizde Allah sizi affeder. 🔸Yaşadığınız vesvese ve korkuların yoğunluğu sizi ümitsizliğe düşürmüş olabilir. Ancak intihar asla bir çözüm değildir ve büyük bir günahtır. 🔸Bu süreçte bir manevi rehberden, psikolojik danışmandan veya güvendiğiniz bir hocadan yardım almayı düşünün. Son olarak Allah sizin çabalarınızı görüyor ve samimi pişmanlığınızı kabul ediyor. Bu vesveseler sizin imanın tadını aradığınızın bir göstergesidir. Sabırlı olun, dua edin ve asla ümitsizliğe kapılmayın.