Fetva Meclisi
Soru
Hocam pazartesi ve perşembe günleri oruç tutuyorum. Şevval orucuna niyetlenirken direkt Şevval’e mi yoksa sünnet orucuna mı niyetlenerek tutmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Şevval orucu sünnettir. Ramazan ayından kalan oruç ise farzdır. Farz mı sünnet mi diye sorulduğunda kesinlikle önce farz demek durumundayız. Eğer farzlarla beraber sünnetleri de tutabileceksek ya da gelecek ayda farzları tutacağından endişesi olmayan biri isek Şevval orucunu öne alabiliriz. Hayır sadece beş altı gün oruç tutabilecek kadar sıkışık isek (mesela yaklaşan ileri hamilelik veya benzeri bir durum varsa) farzlara niyet ederek oruç tutarız. Bazı âlimler farzlarla beraber Şevval orucuna da niyet etmenin mümkün olduğunu söylemişlerdir.
Sadece pazartesiyi tutabilirsiniz. Sadece perşembeyi tutabilirsiniz. Günlük hayatınızı aksatacak ve asıl farzlarda pasif duruma getirecek kadar sizi etkileyecekse hiç tutmamanız daha iyi olur.
Bir taşla iki kuş mantığı gibi bir mantıkla ŞEVVAL ve RAMAZAN kazasını birleştirmek tercih edilen bir görüş değildir. Oruç tutmaya zorlananlar kaza oruçlarını tutmalıdırlar. İmkanı olanlar ise önce ŞEVVAL orucunun ardından da KAZA ORUCUNU tutmalıdırlar.
Selamünaleyküm. İlla oruç tutacak olana gün aşırı tavsiye edilmiştir. Ama en ideal oruç Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin orucudur. O da pazartesi Perşembe gibi aralıklarla oruç tutmuştur.
Nafile bir orucu tutmaya karar vermek/niyet etmek hemen onu farz duruma getirmez. Gece kalkıp yese idiniz ve o anda niyet etse idiniz sonra da bozsa idiniz o günü kaza etmeniz gerekirdi. Bu durumda siz düşünmüş ama düşündüğünüzden vazgeçmiş durumdasınız. Bir ceza gerekmez. Adak adamış olsa idiniz onu yapmanız vacip olacaktı.
Kaza orucu olan öncelikle o kazayı tutmalıdır. Sonra da nafile oruçları tutar. Bazı âlimler, Şevval orucuna niyet edilirken kazaya da niyet edilmesinin ikisine de geçerli olacağını söylemişlerse de fukahanın genel kanaati iki niyetin birleşmeyeceği şeklindedir.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Ne olursa olsun, ne kadar zaman geçerse geçsin namazı hayatın bil. Bırak sıksın seni. Kılmasan bile namaza inanan biri olarak yaşa. Bir gün tam kılacağını düşün. Ve muhakkak bir psikoloğa gitmelisin. Bu takıntıdan kurtulacağın yolu danış.
Böyle bir söz espri maksatlı olarak bile söylenemez. Mürşidimiz Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Elbette bir âlimin veya salih kimsenin yönlendirmesi her mü'min için faydalıdır ama "kabul olmaz" sözü abartıdır ve kasıttır. Sünnete uygun, bir ilmihal kitabından yararlanarak yaptığınız işler için bunu kimse söyleyemez.
O günü kaza edin. Tevbe ve istiğfar edin. İbadeti ciddiye almamak büyük bir tehlike sinyali olabilir. Allah hepimizi muhafaza buyursun.
Kendisine kurban vacip olan bir mü'min kurbanını evinin bahçesinde kendisi keser, bir mezbahanede kestirir, köyünde keser/kestirir… Bunların hiçbirinde sakınca yoktur. Kurbanını ülkesindeki muhtaçlara ulaştırmak üzere bir vakfa devreder, bunda da hiçbir sakınca yoktur. Yurt dışında bir yere gönderir, kurban açısından bunda da bir sakınca yoktur. Bu seçenekler arasında herkes tercihini kendi şartları ve gözlemleri doğrultusunda yapabilir. Yurt dışında fiyat açısından menfaat olması, muhtaçların oralarda daha yoğun olması gibi etkenler kabul edilebilir. Kurban muhakkak yurt dışındaki kardeşlerimize gönderilmelidir şeklindeki bir anlayış ise doğru değildir hatta yerinde de değildir. Kurban ibadetine sadece yardım konusu gözüyle bakamayız. Bu bir ibadettir. Bir nevi yıllık vergi gibi anlaşılması mübarek bir sünneti zaman içinde eritebilir. Bu bir ibadettir, evlerimizde bu ibadetin yılda bir de olsa izi görülmelidir. Bunu aile bireylerimiz açısından bir eğitim konusu olarak da görmemiz gerekir. Evet, yurt dışına gönderilmesi için acil ve mücbir sebepler oluşabilir ama aynı sebepler ülkemizde de olabilir. Zamanı ve ortamı kollayarak bu konuda karar verilmelidir.
Bu arada namaz kaçırmayacağınız hangisi ise onu yapın. Uyuyor olmanızın oruca bir sakıncası yoktur.
Okul veya başka bir neden, bu dünyada namazı kazaya bırakma gerekçesi olmamalıdır. Namaz hayatımızdır. Bunu böyle bileceğiz. Kazaya kalan namazlarınızı bu durumda iseniz yaklaşık olarak tespit edebilirsiniz. Mesela seksen öğlen namazı gibi diyebilir ve ona göre kaza edebilirsiniz.