Fetva Meclisi
Soru
Hocam Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi'nin ilmi seviyesi nedir? İlim için kendisinden istifade edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere sana kim önceki tefsiri ders olarak okuttu ise, bir ilim terbiyesi olarak o üstadının sana şu tefsirden devam edebilirsin demesi iyi olur. Evet, kendin de seçebilirsin ama uygun olan ondan tavsiye almandır. İkinci olarak da Arapça ve tefsir usulü açısından ne durumda olduğunu bilerek sana bir tavsiyede bulunmam gerekiyor. Netice olarak RUHU’L-MEÂNÎ bir ilim talebesinin kitaplığında temel tefsirlerden biridir. Şimdi onu kitaplığına koy, bugün olmasa da yarın muhakkak istifade edersin. Allah zihnini keskin, amelini makbul kılsın.
Senin en büyük hizmetin dinini iyi yaşaman, erimemen, taviz vermemen, sabretmendir. Sabreden ve taviz vermeyen bir mümin delikanlı olduğunda sen hizmetini yapmış olursun. Sen o zaman en iyi hocadan daha iyi bir hocasın biiznillah. Çünkü varlığın bir örnek olacak ve sen bereket getireceksin. Konuşmadan etki altına alacaksın. İnsanlar sana ne yapacaklarını sormaya başlayacaklar... O gün kazanacaksın ve kazandıracaksın. Tamam mı?
Her iki kitap ve yazarı ilim dünyamızın muteber isimlerdir. Belli bir seviyesi olan için daha faydalı olması normal bir durumdur.
Zikrettiğiniz isimler bu ümmetin içinde sivrilen kimselerdir. Onlar veya bir başkaları hakkında; onları mümin kabul ettiğimiz sürece zekatı onlara vermemizde bir sakınca yoktur. Elbette kendi akrabanız varsa ona veya sizinle yakın bağı olan kimselere vermeniz daha evla olandır.
Sizin ve bizim gibilerin bir mezhep seçmesi veya beğenmesi diye bir şey yoktur. İlim erbabı kimselerin mezhebi olur. Biz, kendilerinden din öğrendiğimiz ulemanın peşinden gideriz. Onlar hangi mezhepten ise biz de o mezhepten sayılırız. Eğer siz mesela Siirt’ten İstanbul’a taşındı iseniz, Şafii ulemanın bulunduğu bir yerden Hanefi ulemanın bulunduğu bir yere intikal etmiş olursunuz ki, bulunduğunuz yerde Hanefi ulemasından yararlanmak daha kolay olur. Siz de Hanefi gibi hareket edersiniz. Bunun hiçbir sakıncası olmaz. Ama manavdan meyve seçer gibi, ulemanın fetvalarından fetva seçmek pek makul değildir. Allah, rızası yolunda olmaya bizi muvaffak kılsın.
Kardeşim, şu anda kullanılan SELEFİLİK ifadesi ile SELEF sözcüğünü lütfen aynı tutmayınız. Güneşle mumu eşit tutmak gibi bir hata etmiş olursunuz. Selef kimdir size onu ifade edeyim, bakalım siz ne diyeceksiniz: Selef, bu ümmetin ilk üç neslinin adıdır. Sahabiler, tabiiler ve etbauttabiin ve onları çok yakın zamanda izleyen büyük müçtehit kadrosu. Bu üç nesle selef diyorsak eğer, din ve ahiret konusunda bunların ilmine değil denk yakın olan bir ilim bile olabilir mi? Lütfen siz buna cevap verin. Olabilir mi? Kur'an’ımızı hiç tartışılamayacak şekilde herkesten iyi bilen, Peygamber aleyhisselam ve ashabının sözlerini hatta nefeslerini daha iyi bilen, Arapçayı herkesten iyi bilen, İlim olarak nübüvvete yakın günlerin ilmini bilen bir neslin ilmi üstün değil de hangi ilim üstündür. Yalnız şunu da bilmelisiniz: Selefin ilminin üstün olması onların dışındakilerin ilminin kıymetli olmaması demek değildir. Başta mezhep müçtehitlerimiz olmak üzere Allah için ilim üreten bütün müçtehitlerimizin hatta âlimlerimizin ilmi değerlidir. Eğer biz seleften birinin ilmi ile sonraki kuşaklardan birinin ilmi arasında sıralama yapmak zorunda kalırsak o zaman selefin ilmini en üstün ilim olarak görürüz.
alim konusundaki diğer fetvalar
Mümin belanın peşinde koşmaz, belaya yatırım yapmaz. Âlim insanlar bile, o tür bilgilerle yollarını sapıtmış olabiliyorlar. Sizin bir kere onlarla vakit geçirdiğiniz için istiğfar etmeniz gerekir. İkinci olarak da Kur'an okumak, ilmihal öğrenmek gibi önceliklerinize yönelmelisiniz. Hocanın böyle yoğun bir dönemde öyle konulara ayıracak vakti yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Biz dinimize tabiyiz; dinimiz önemlidir. Mezhep ise bizim dinimizi yaşarken ki okulumuzun adıdır. Bir mezhebe bağlı olmak, bizim dernek seçer gibi seçerek girdiğimiz bir sistem demek olmaz. Dinimizi öğrendiğimiz yöntemin adı mezheptir. Bugüne kadar bu ümmetin “haktır” dediği mezheplerden biri üzerinde olanın, başka bir yerden görüş ithal etmesini gerektirecek bir daralma hiçbir mezhepte yoktur. Umumen tıkanılan noktaları âlimler zaten açmaktadırlar. Siz de, tabi olduğunuz âlimlerin size tavsiyelerine uyarak dininizi yaşamalısınız. Hiçbir âlime tabi değilseniz bu daha riskli bir sonuç getirir. Allah korkusu ile yaşayan bir âlim sizin önderiniz ise zaten sorun kalmamış demektir. Allah’a emanet olunuz.
Temiz bir kâğıda yazılması ve tıbben sakıncalı olmayacak bir uygulama için yapılmasında sakınca yoktur. Kadim âlimlerimiz arasında bunu caiz görenler olmuştur.
Allah Teâlâ ona rahmet etsin. Vehbe Zühayli hocamız âlim bir zattı. İstikrarlı ve seviyeli eserler yazdı. Eserleri okunmalıdır ama belli bir seviyenin altına hitap etmiyor olabilir. Mesela en az bir ilahiyat düzeyi gerekebilir. O açıdan dikkat ederek okumanızı tavsiye ederiz.
İmam Beyhakî rahmetullahi aleyh hicri 458’de vefat etmiş büyük bir hadis âlimidir. Sünen-i Kübra, Marifetü’s-Sünen, Şuabu’l-İman, Delailü’n-Nübüvve gibi çok değerli hadis kitaplarının müellifidir. Aynı zamanda da fakih ve usul âlimidir. Eserleri kimi zaman zayıf hatta mevzu hadisleri de ihtiva etmektedir. Bu nedenle Buhari gibi âlimler düzeyinde görülmemiştir. Zaten Beyhakî’nin eserleri belli bir ilim seviyesi olanlara hitap edebilecek eserlerdir. Allah Teâlâ ona rahmet etsin.
İbni Useymin; Allah ona rahmet etsin tam anlamıyla âlim bir insandı. Eserleri ve yaşantısı ile iyi işler ve izler bırakıp gitti. Hanbeli mezhebi içinde hareket eden ve fıkıh bilgisi öne çıkan bir âlimdi. Yalnız İbni Useymin, belli bir ilim seviyesi olanlara hitap edecek düzeyde biridir. En azından iyi Arapça bilmesi gerekir ondan istifade edecek olanın. Bu seviyenin altındakiler ise farklı bir isim ve farklı bir ekol peşinde olan gençlik heyecanı ile hareket edenlerden olur genellikle. Eş adayınızın bu ikisinden hangi tarafa meylettiğine bakarak karar verebilirsiniz.