İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam selefin ilmi hep üstün tutuluyor, sanki gerisi ilim değilmiş gibi bir hava izliyorum. Selef kimdir, neden onların ilmi diğer müçtehitlerden üstün tutuluyor?

Cevap

Kardeşim, şu anda kullanılan SELEFİLİK ifadesi ile SELEF sözcüğünü lütfen aynı tutmayınız. Güneşle mumu eşit tutmak gibi bir hata etmiş olursunuz. Selef kimdir size onu ifade edeyim, bakalım siz ne diyeceksiniz: Selef, bu ümmetin ilk üç neslinin adıdır. Sahabiler, tabiiler ve etbauttabiin ve onları çok yakın zamanda izleyen büyük müçtehit kadrosu. Bu üç nesle selef diyorsak eğer, din ve ahiret konusunda bunların ilmine değil denk yakın olan bir ilim bile olabilir mi? Lütfen siz buna cevap verin. Olabilir mi? Kur'an’ımızı hiç tartışılamayacak şekilde herkesten iyi bilen, Peygamber aleyhisselam ve ashabının sözlerini hatta nefeslerini daha iyi bilen, Arapçayı herkesten iyi bilen, İlim olarak nübüvvete yakın günlerin ilmini bilen bir neslin ilmi üstün değil de hangi ilim üstündür. Yalnız şunu da bilmelisiniz: Selefin ilminin üstün olması onların dışındakilerin ilminin kıymetli olmaması demek değildir. Başta mezhep müçtehitlerimiz olmak üzere Allah için ilim üreten bütün müçtehitlerimizin hatta âlimlerimizin ilmi değerlidir. Eğer biz seleften birinin ilmi ile sonraki kuşaklardan birinin ilmi arasında sıralama yapmak zorunda kalırsak o zaman selefin ilmini en üstün ilim olarak görürüz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, Umumiyetle bu tür soruların bilgi edinmekten çok merak gidermek ve kafa karıştırmak gibi gerekçelerle sorulduğunu düşündüğümüzden cevaplamaktan imtina ediyoruz. Ehil bir hoca nezaretinde okunacak bir akide kitabı üzerinden bu konuların öğrenilmesinde büyük fayda vardır. Yine de sizin sorunuzun bir ilim maksadı taşıdığını umarak kısaca cevap yazıyorum. Temenni ederim maksat hasıl olur. Alıntı yaptığınız cevapta bir ifade dikkatinizden kaçmış olabilir. Cevapta, ‘Ümmetin uleması’nın ‘bir görüş’ etrafından ittifak sağlayamadığına özellikle işaret edilmekte idi. Bunu lütfen dikkate alınız. Aksi halde sonu tekfire varan büyük fitnelere kapı aralamış oluruz Allah muhafaza. Size sadece, cevabımı anlamanıza yardımcı olacağını düşündüğüm, İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh)’in Sahih-i Müslim Şerhi’nde 299.hadisi şerhederken belirttiği ayrıntıyı aktaracağım. Umarım sizin için İmam Nevevî yeterli olur: "Şunu bilmelisin: Sıfat hadisleri ve sıfat ayetleri konusunda ilim ehli iki görüştedir. Birinci görüş ki bu görüş SELEFİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN BELKİ DE TAMAMININ görüşüdür. Bu görüşe göre, onların anlamı üzerinde konuşulmaz. Onlara iman etmemiz gerekir. Onlarla alakalı olarak Allah Teala’nın şanına ve azametine uygun bir manaya iman ederiz. Kesin bir şekilde de Allah Teala’nın benzeri hiç bir şeyin olmadığına da iman ederiz. O, cisim olmaktan, intikalden, bir yönde bulunmaktan ve diğer yaratılmışlara ait özelliklerden münezzehtir. Bu görüş, kelam ilmi mensuplarından bir grubun görüşüdür de. Onlardan muhakkik bir bölümün tercihidir. En güzel görüş de bu görüştür. İkinci görüş ise KELAM İLMİ İLE MEŞGUL OLANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN görüşüdür. Bu görüşe göre de o tür hadisler ve ayetler zikredildikleri yerlere göre münasip bir anlam üzerinden tevil edilirler. Ancak o tevili Arapça, usul ve furu ilimlerine sahip, ilimde belli bir merhale kat etmişler yapabilirler." Değerli kardeşim, Nevevî gibi otorite bir ismin bu konularda iki farklı ekol olduğunu belirttiğini görüyorsunuz. Birinci ekolde, İmam Azam’dan başlayan onlarca büyük isim vardır. İkincisinde de bu ümmetin önder âlimleri vardır. Dolayısıyla bu ümmetin önder şahsiyetleri, bizim gibi sıradan Müslümanları ilgilendirmeyecek bir ilmi mesele üzerinde sonunda ittifak edilememiş münazaralar yürütmüşlerdir. Allah onlardan razı olsun. O cevapta özellikle belirttiğim gibi bizim gibilerin böyle derin meseleler yerine akıbetimizi düşünüyor olmamız daha doğru olur. Şu sorunun cevabını arayarak bir ömür yaşayalım: ‘Ben Allah’a yakınlıkta neredeyim?’ Rabbim bizi fitneye alet olmaktan muhafaza buyursun, rızasına ermeyi hepimize müyesser kılsın. Duanızı beklerim. Selamünaleyküm. ❓Soru: Bazı Müslümanlar, 'Allah her yerdedir' diyor bazıları da, 'Allah gökte, Arş'ın üzerindedir' diyor. Doğrusu hangisidir? ✅Cevap: Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. Bu konu asırlardan beri tartışılıyor ve ümmetin uleması ayrıntıları üzerinde ittifak sağlayamadı. Ama ben size daha pratik bir soru sorayım, hepimiz onu halledelim: Biz Allah’a yakınlıkta neredeyiz? Gerisini boş ver. Duanızı beklerim. ❓Soru: Muhterem hocam, Rabbimizin zaman ve mekandan münezzeh olması ile Mülk suresinin 16. ayetindeki “Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz?” ifadesini nasıl izah edeceğiz? Allah’ın gökte olması nasıl anlaşılmalıdır? Rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın. ✅Cevap: Allahu Teala, bütün mahlukatını kuşatmıştır. O’nun hükümranlığı altında olmayan bir şey olamaz. Bu âyetten anlaşılması gereken budur. Âyette çelişki gibi görülen duruma gelince, derin asırlardan beri Ümmet’in uleması arasında iki görüş vardır. Bu görüşlerin birincisi, bu tür âyet ve hadislerde anlaşılanı zorlamadan ve yönlendirmeden olduğu gibi kabul etmek gerekir şeklindeki görüştür. Bu görüşe göre, âyetten ne anlaşılıyorsa anlam odur. Yani Allah Teala semâdadır, Arş’a istiva etmiştir, keyfiyeti mechuldür, hiçbir yaratılana benzemez ve O’na cisim isnad edilemez. Semada olması da üstünlüğü ve kuşatmışlığı ifade eder. İkinci görüş ise, âyeti yorumlama yoluyla anlama görüşüdür. Bu görüşe göre de yine bu bir kuşatmış olma ve her şeye hükümran olma anlamındadır ancak bunun ötesinde âyet yukarıda olma veya gökte olma gibi bir anlam vermemektedir. Dikkat ederseniz iki görüşte de azamet ve üstünlük vardır. Daha ötesini karıştırmanın bize bir yararı yoktur. Allah’a emanet olunuz. ❓Soru: “Allah semadadır” demek yanlış mı, eğer yanlışsa bunu diyen mücessimeden mi oluyor? ✅Cevap: Bu mesele asırlardan beri ilim adamları arasında tartışılan bir meseledir. İki görüşü de hararetle savunanlar vardır. Bizim, avamdan kimseler olarak böyle meselelere girmemiz doğru değildir. Bize akide olarak öğretilen konular, Ümmet’in ulemasından ehli sünnet ekollerinden her birinin çizdiği çizgi, diğerinin çizgisinin batıl olmasını gerektirmeyecek bir doğru olarak alınabilir. Uygun olan budur. İlgili Videolar: Kendimi, İmam Maturidi'nin çizgisinde bir Müslüman olarak tarif ediyorum. Ümmetin itikat konusundaki ihtilafları ne zaman son bulacak (Tenzih - Teşbih - Tecsim İnancı Hk.) Akide Konularına Dalmanın Tehlikesi ve İtikadi Konularda Esaslı Duruş İlgili Fetvalar: Hocam, itikatta ihtilaf olur mu? Mü’min Kardeşlerim Şahit Olsun! İman Ettiğim Esası Söylüyorum.. Uçlara çekmeyeceğim, ortayı göstereceğim. Varsın eksikliğim bu olsun. Allah gökte midir? (Mülk suresi 16. ayet) Arş ve İstiva Konusu Ne Kadar Önemli ve Öncelikli İstiva Meselesinde Müteşâbih Ayetler Tevil Edilmeli mi? ‘Ben Allah’a Yakınlıkta Neredeyim?’ Bu soru bize bir ömür yeter! Hangisi doğru akide? Selef - Maturidi - Eşari

Selamünaleyküm muhterem hocam. Allah (celle celalühü)’nin sıfatları hususunda ‘A
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Herkesin âlim olmasını beklemek cahillikten başka bir şey değildir. Herkes, yaratıldığı alanı doldurmalıdır. Fıkıh için yaratılan da fıkhın hakkını versin. Fizik için yaratılan da fiziğin içini doldursun. Şu kadar ki bir ilim, diğerinin alternatifi görülmemelidir. Bizim açımızdan ilimler olmaz sadece ilim olur. Fıkıh ve fizik bizim ilmimizdir. Matematik ile tefsir birbirinin yabancıları veya rakipleri değildir. Böyle bir kavga zaten yoktur. Bunu varmış gibi gösterenler bu ümmetin düşmanları ya da bu ümmetin âlimi olmayı hak etmeden âlim gibi görünenlerdir.

Selamünaleyküm muhterem hocam. İslamiyet ve bilim arasındaki bağlantı kafamı kar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.

Hocam bu zamanda eserleri ve kendileri meşhur olmuş çoğu âlim Şafi mezhebine men
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şunu kesin bir kural olarak biliniz: Peygamberler dışında masum/günah işlemez kimse yoktur, olamaz. Bu kurala âlimler, şeyhler bütün mü'minler dahildir. Âlim de insandır. Âlim de bu hayatın içinde yaşamaktadır. Âlim ile cahil arasındaki fark, âlimin dinin hakikatini daha iyi biliyor olmasındadır. Elbette âlim, bu bilginin farkı olarak hesabı daha ağır durumdadır ama neticede o da nefis taşımaktadır, o da şeytana muhataptır. Âlimi de cennet veya cehennem akıbetine doğru yürüyen bir kul görmek gerekiyor. İlminin derinliği kadar imtihanı da ağır olacaktır. Bir başka sorun da bizim gibilerin dışarıdan bakarak her bilgi sahibini ‘âlim’ yerine koyuyor olmamızdır. Esasen âlimler de kendi içinde sınıflandırılmalıdırlar. Dünyalık alanda uzmanlaşmış ama ahiret hayatını yok gibi tutmuş birine âlim diyor olabiliriz. Şeriat bilgisine sahip ama takvadan nasipsiz biri de bize göre âlim sayılabilir. Dünyalık menfaatler önünde büzülen birinin bilgisine biz ilim deriz ama onun Allah katında bir değeri olmadığını unuturuz. Bütün bunların ötesinde âlim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dinine vekil olmuş insandır. Dünyalığa tenezzül etmeyen, konuştuklarının adamı, ahiret korkusu ile yaşayan kimse âlim odur. Bizim gibi dışarıdan bakanların hangisi daha iyi âlimdir sorusuna cevap bulması elbette zordur. Âlimlerin kendi içinde bir imtihanı olacağı gibi bizim de ‘hangisi âlim?’ sorusuna cevapta samimi olma imtihanımız olacaktır. Bizim dilimizi konuştuğu, yöremizden olduğu, bizim siyasi idrakimize yakın olduğu, ekonomik menfaatimize zarar vermediği gibi sebeplerle yanında durduğumuz âlim başka, ondan öğrendiğimiz her şeyin bizi biraz daha Allah’a yaklaştığı âlim arayışımız başkadır. Özet olarak diyebiliriz ki, Müslümanlar olarak bizim imtihanlarımızdan biri de âlimlerle imtihanımızdır. Varlıkları bir imtihan, yoklukları başka bir imtihan olarak onlar bizimle biz onlarla imtihan durumundayız.

Kur'an’da ‘Allah’tan hakkıyla âlim kulları korkar’ dendiği halde neden kafir düz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.

Selamünaleyküm değerli hocam.Hocam, ben imam hatibim. Hem kendimin okuyup hem de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Benzer bir soruya daha önce verdiğimiz cevabı size tekrar yazmak istiyorum. Meselemiz, dinimize hizmet etmek midir yoksa dinimizden hizmet görmek midir? Bunu tespit etmeliyiz. Ne yazık ki bu konuda kalbimiz huzurlu değildir. Ashabı kiramdan başka mükemmel denebilecek örneğimiz neredeyse yoktur. Siz mümkün olduğunca ashabı kiramı okuyun, inceleyin, değerlendirim. Allah yardımcınız olsun. Size önceki bir cevabımızı tekrarlıyoruz: 'İslam’ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü’minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile vakit israf etmeyen, Kur’an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur’an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.'

Kendilerini Müslüman ve Ehl-i Sünnet olarak adlandıran bazı hocalardan hatta ken

Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'minlerin itikatta tabi oldukları ekollerle alakalı olarak kati bir tasnif yapmak mümkün değildir diyebiliriz. Sathi bir tasnif yapabiliriz. O tasnif de şöyle olabilir diye zannederiz: Umumen iki gruba ayrılır: İlk çekirdek nesil olan Ashab-ı Kiram’ı esas alan ekoller. Bunlara EHL-İ SÜNNET adını veririz. Bunlar da kendi içlerinde Eş’ariler, Maturidiler ve Selefiler olmak üzere üç gruba ayrılabilir. Dört mezhebin umumiyeti bu grup içindedir. Ehl-i Sünnet dışında kalan farklı gruplar. Bunlar başta Şiiler olmak üzere pek çok isimle anılabilirler.

Hocam dört mezhep imamı da selefi idi, itikatta Eş’ari ve Maturidilik onlardan s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaratılış şekilleri ile bu dünyada melekleri ancak peygamberler görebilirler. Peygamber aleyhisselam efendimiz Cebrail aleyhisselamı farklı zamanlarda asıl şekli ile gördü. Sıradan insanların görmesi mümkün değildir. Sadece belli kavimlere azap indirdiklerinde o azaba muhatap olanlar onları görmüş olabilirler. Bu kuraldan sadece ilk insan Âdem aleyhisselam istisnadır. O melekleri yaratılış şekilleri ile cennette gördü. Ashab-ı Kiram melekleri asıl şekilleri dışındaki farklı şekillerde çokça gördüler. Bu görme de genellikle belli bir insana benzedikleri durumlarla oldu.

Meleklerin bu dünyada görülmeleri mümkün müdür? Melekleri gördüğünü söyleyene in
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ashab-ı Kiramı sevmek, onları savunmak dini zorunluluklarımızdan biridir. Elimizdeki Kur'an’ımızı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini onlardan aldık. Onlara uzatılan diller sonuç olarak Kur'an ve sünnete uzanmış gibi olabilir. İslam dininin en net uygulandığı asır onların asrıdır. Onlar tartışılırsa İslam’ın uygulanışı da tartışılır. Bu da dinimizi çürütmek isteyenlerin işine yarar. Bunu ancak hakikatleri bilmeyen bir cahil yapabilir. Bu nedenle onlara bilinçli bir şekilde sövmek, hakaret etmek bazı âlimlerin beyanı ile dinden çıkmak olarak görülmüştür. Ashab-ı Kiramı abartmadan, kul olduklarını masum sayılamayacaklarını unutmadan müdafaa etmek gerekir. Bu ölçüye göre onları müdafaa etmemiz dini bir zorunluluktur.

Hocam, bazı insanlar sahabelere hakaret ediyor ya da hepsini aynı seviyede değer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

• İmanda ölçün Ashab-ı Kiram olsun. • Günahlarından tevbe et, istiğfarı unutma. • İbadetlerinden taviz verme, özellikle de namazdan. • Samimi ve sürekli duaların olsun. • Kur'an oku, Kur'an dinle, Kur'an düşün, Kur'an öğren, Kur'an yaşa. • Zikri ihmal etme. Namazlardan sonra, yolda yürürken, balkonda çay içerken, durakta beklerken zikret. Dilinle zikret, kalbinle zikret. Zikret. • Zamanı çok iyi değerlendir. Zamanı israf etme. Dakikaları saat gibi gör. • Kendini sürekli test et. Salih insan olduğunu bildiğin birine sun kendini, onun ikazlarını dikkate al. • Nafile ibadetlere önem ver. Hangi nafile ibadeti daha iyi yapabiliyorsan ona yoğunlaş. • Kalbini kirlerden uzak tut: Kibir, kin, nefret, sinirlenme, riya, münafıklık…

Hocam imanımı kuvvetlendirmek için neler yapabilirim?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin uleması, fukahası ve bütün ileri gelenleri ashabı kiramın kendi aralarında bir fazilet farkı bulunduğuna inanmaktadır. Birkaç ilmi olmayan kimsenin sözüne itibar edecek değiliz. - Bedir mücahitleri en üstündür. - Onların bir üstü cennetle müjdelenen ilk on kişidir. - Onların bir üstü raşid halifelerdir. - Onların da bir üstü ilk iki halifedir. - Onların sıralaması da Ebubekir sonra da Ömer şeklindedir. Sonra Osman gelir ardında da Ali. Allah hepsinden razı olsun.

Hocam, sahabilerin hepsini seviyoruz doğrusu ama onların aralarında biri diğerin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

En büyük veliler (yani evliya) Ashab-ı Kiramdır. Allah onlardan razı olsun. Kıyamete kadar hiç kimse onların seviyesine gelemeyecektir. Buna rağmen onlardan da ağır hatalar çıkmıştır. Ama o hatalar onların helak olma nedeni olmamıştır. Çünkü hata ile beraber hemen tevbeyi devreye soktular. Allah da onların tevbesindeki samimiyeti gördü. Geçmişlerinde ve ileriki dönemlerinde de hasenatları ardı ardına birikince o işledikleri büyük hataları silinmiş oldu. Evet, onlarda hasenat ve hatalar karşılaştırıldığında hatalar neredeyse yok denebilecek kadar azdı ama yok değildi. Bu gerçek Kur'an’da bile izlenebilir. Hadislerde söz konusu ağır günahları nasıl işledikleri ve nasıl muhteşem tevbelerle Rablerine koştukları örnekleri sık sık görülür. Veli olmak masum olmak değildir. Veli olmak, günahtan olanca gayreti ile kaçınmaktır. Günah işlenirse hemen tevbe ile onu temizlemektir. Günah işlemeye ve tevbenin kabul olmamasına karşı hassas olmaktır. Günahları gelenekleştirmemektir. Esasen veli olan da olmayan da böyle yaşamalıdır. Mü'mince hayat budur. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve kulluk mücadelemiz bunu gerektirmektedir.

Evliyalar arasında büyük günah işleyen olmuş mudur?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.