Fetva Meclisi
Soru
Hocam dört mezhep imamı da selefi idi, itikatta Eş’ari ve Maturidilik onlardan sonra gelişti. Şu anki Hanefi mezhebine mensup olanlara Maturidi, Şafii olanlara Eş’ari deniyor. Peki, günümüz Maliki ve Hanbeli mezhebine mensup olanların itikadı nedir? Eğer onlar da mezhep imamları gibi selefi iseler bunu günümüze kadar sistematik olarak getiren hangi imama tabi bulunuyorlar?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Benzer bir soruya daha önce verdiğimiz cevabı size tekrar yazmak istiyorum. Meselemiz, dinimize hizmet etmek midir yoksa dinimizden hizmet görmek midir? Bunu tespit etmeliyiz. Ne yazık ki bu konuda kalbimiz huzurlu değildir. Ashabı kiramdan başka mükemmel denebilecek örneğimiz neredeyse yoktur. Siz mümkün olduğunca ashabı kiramı okuyun, inceleyin, değerlendirim. Allah yardımcınız olsun. Size önceki bir cevabımızı tekrarlıyoruz: 'İslam’ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü’minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile vakit israf etmeyen, Kur’an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur’an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.'
Bu saydığınız şeyleri yapan, İslam dışı bir şey yapmış olmaz. En az sizin kadar o da İslam’a ait olanı yapmıştır. Onların aşırılığı, bu yaptıklarını “tek doğru gerisini batıl” görmeleri olur. Sizin yanlışınız da onlara “Müslüman olmayan birine bakar gibi” bakıyor olmanız olur. Onlar bildiğini yapsın, siz, biz bildiğimizi yapalım. Allah Teâlâ ise kim daha iyi iş yaptı ise kim ihlaslı yaptı ise onu kabul edecek. Değerlendirmeyi Allah’a bıraksak hiçbir sıkıntı olmaz.
Selamünaleyküm. Sevgili Musa, Sünnet'ler bu şeklide anılmaz. Okuyan bir gençsin, bak ne diyorsun: 'Şafii mezhebine göre de yapmış'! Kim kimin mezhebine göre yapmış! Ne garip değil mi? Bu meselelere dalma sakın, daha heyecanlı ve daha ihlâslı bir şekilde âlim olmak için uğraş. Sana dualar ederiz. Allah zihnini açık, amelini makbul etsin.
İki mü'minin dini üzerinden tartışması, büyük ihtimalle şeytanı hoşnut edecektir. Onun için dinimiz üzerinden tartışma yapmamayı ilke edinelim. Ne sizin onu ne de onun sizi ikna edemeyeceği bellidir; sadece birbirinizi üzecek, kul hakkına tecavüz edeceksiniz. Eğer siz, doğru yolda olduğunuza inanıyorsanız, yolunuza devam edin. O da doğru yolda olduğuna inanıyorsa yoluna devam etsin. Önemli olan Allah Teala'nın rızasına ermemiz değil midir? Kardeşimizin söyledikleri yanlış şeyler değildir. Ama uygulama imkânı olan şeyler de değildir. O düşüncede olan kardeşlerimiz, mezhepleri kaldırıp kendi anlayışlarını tatbik ederken kendilerini bir mezhep yerine koymaktadırlar. Bakın ne diyor: 'Öyle de olur ama böylesi daha iyi.' İşte mezhep de o demektir zaten. Kardeşimizin ahirette mezhepten sormazlar dediği yüzde yüz doğrudur. Mezhepten sormazlar ama mezhebin içeriği sorulacak şeydir. Kısaca şunu söyleyebiliriz: Bu tartışma aylarca sürse gelebileceğiniz bir nokta yoktur. Boşuna vakit israf etmiş olursunuz. Kardeşliği zedelemeyin, yolunuza devam edin. Allah'ın bize emrettiği çok daha yoğun ve aktif bir şekilde yapmamız gereken görevlerimiz vardır. Onlara yönelelim.
Kardeşim, şu anda kullanılan SELEFİLİK ifadesi ile SELEF sözcüğünü lütfen aynı tutmayınız. Güneşle mumu eşit tutmak gibi bir hata etmiş olursunuz. Selef kimdir size onu ifade edeyim, bakalım siz ne diyeceksiniz: Selef, bu ümmetin ilk üç neslinin adıdır. Sahabiler, tabiiler ve etbauttabiin ve onları çok yakın zamanda izleyen büyük müçtehit kadrosu. Bu üç nesle selef diyorsak eğer, din ve ahiret konusunda bunların ilmine değil denk yakın olan bir ilim bile olabilir mi? Lütfen siz buna cevap verin. Olabilir mi? Kur'an’ımızı hiç tartışılamayacak şekilde herkesten iyi bilen, Peygamber aleyhisselam ve ashabının sözlerini hatta nefeslerini daha iyi bilen, Arapçayı herkesten iyi bilen, İlim olarak nübüvvete yakın günlerin ilmini bilen bir neslin ilmi üstün değil de hangi ilim üstündür. Yalnız şunu da bilmelisiniz: Selefin ilminin üstün olması onların dışındakilerin ilminin kıymetli olmaması demek değildir. Başta mezhep müçtehitlerimiz olmak üzere Allah için ilim üreten bütün müçtehitlerimizin hatta âlimlerimizin ilmi değerlidir. Eğer biz seleften birinin ilmi ile sonraki kuşaklardan birinin ilmi arasında sıralama yapmak zorunda kalırsak o zaman selefin ilmini en üstün ilim olarak görürüz.
Kadınların kendi aralarında namaz kılarken birinin imam olmasında sakınca yoktur. İmamlık yapmaya ehliyetli biri imam olabilir ve namaz kılabilirsiniz. Hanefi mezhebinde böyle bir imamlık tavsiye edilmemiş, kerih görülmüştür ama namazın sıhhatine engeli yoktur. Orada mü'minler arasındaki beraberliği teyit etmek, namaz heyecanını canlı tutmak için beraber kılmanızda sakınca olmaz.
Ashabı Kiram konusundaki diğer fetvalar
Yaratılış şekilleri ile bu dünyada melekleri ancak peygamberler görebilirler. Peygamber aleyhisselam efendimiz Cebrail aleyhisselamı farklı zamanlarda asıl şekli ile gördü. Sıradan insanların görmesi mümkün değildir. Sadece belli kavimlere azap indirdiklerinde o azaba muhatap olanlar onları görmüş olabilirler. Bu kuraldan sadece ilk insan Âdem aleyhisselam istisnadır. O melekleri yaratılış şekilleri ile cennette gördü. Ashab-ı Kiram melekleri asıl şekilleri dışındaki farklı şekillerde çokça gördüler. Bu görme de genellikle belli bir insana benzedikleri durumlarla oldu.
Ashab-ı Kiramı sevmek, onları savunmak dini zorunluluklarımızdan biridir. Elimizdeki Kur'an’ımızı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini onlardan aldık. Onlara uzatılan diller sonuç olarak Kur'an ve sünnete uzanmış gibi olabilir. İslam dininin en net uygulandığı asır onların asrıdır. Onlar tartışılırsa İslam’ın uygulanışı da tartışılır. Bu da dinimizi çürütmek isteyenlerin işine yarar. Bunu ancak hakikatleri bilmeyen bir cahil yapabilir. Bu nedenle onlara bilinçli bir şekilde sövmek, hakaret etmek bazı âlimlerin beyanı ile dinden çıkmak olarak görülmüştür. Ashab-ı Kiramı abartmadan, kul olduklarını masum sayılamayacaklarını unutmadan müdafaa etmek gerekir. Bu ölçüye göre onları müdafaa etmemiz dini bir zorunluluktur.
• İmanda ölçün Ashab-ı Kiram olsun. • Günahlarından tevbe et, istiğfarı unutma. • İbadetlerinden taviz verme, özellikle de namazdan. • Samimi ve sürekli duaların olsun. • Kur'an oku, Kur'an dinle, Kur'an düşün, Kur'an öğren, Kur'an yaşa. • Zikri ihmal etme. Namazlardan sonra, yolda yürürken, balkonda çay içerken, durakta beklerken zikret. Dilinle zikret, kalbinle zikret. Zikret. • Zamanı çok iyi değerlendir. Zamanı israf etme. Dakikaları saat gibi gör. • Kendini sürekli test et. Salih insan olduğunu bildiğin birine sun kendini, onun ikazlarını dikkate al. • Nafile ibadetlere önem ver. Hangi nafile ibadeti daha iyi yapabiliyorsan ona yoğunlaş. • Kalbini kirlerden uzak tut: Kibir, kin, nefret, sinirlenme, riya, münafıklık…
Bu ümmetin uleması, fukahası ve bütün ileri gelenleri ashabı kiramın kendi aralarında bir fazilet farkı bulunduğuna inanmaktadır. Birkaç ilmi olmayan kimsenin sözüne itibar edecek değiliz. - Bedir mücahitleri en üstündür. - Onların bir üstü cennetle müjdelenen ilk on kişidir. - Onların bir üstü raşid halifelerdir. - Onların da bir üstü ilk iki halifedir. - Onların sıralaması da Ebubekir sonra da Ömer şeklindedir. Sonra Osman gelir ardında da Ali. Allah hepsinden razı olsun.
En büyük veliler (yani evliya) Ashab-ı Kiramdır. Allah onlardan razı olsun. Kıyamete kadar hiç kimse onların seviyesine gelemeyecektir. Buna rağmen onlardan da ağır hatalar çıkmıştır. Ama o hatalar onların helak olma nedeni olmamıştır. Çünkü hata ile beraber hemen tevbeyi devreye soktular. Allah da onların tevbesindeki samimiyeti gördü. Geçmişlerinde ve ileriki dönemlerinde de hasenatları ardı ardına birikince o işledikleri büyük hataları silinmiş oldu. Evet, onlarda hasenat ve hatalar karşılaştırıldığında hatalar neredeyse yok denebilecek kadar azdı ama yok değildi. Bu gerçek Kur'an’da bile izlenebilir. Hadislerde söz konusu ağır günahları nasıl işledikleri ve nasıl muhteşem tevbelerle Rablerine koştukları örnekleri sık sık görülür. Veli olmak masum olmak değildir. Veli olmak, günahtan olanca gayreti ile kaçınmaktır. Günah işlenirse hemen tevbe ile onu temizlemektir. Günah işlemeye ve tevbenin kabul olmamasına karşı hassas olmaktır. Günahları gelenekleştirmemektir. Esasen veli olan da olmayan da böyle yaşamalıdır. Mü'mince hayat budur. İnsan olarak yaratılmış olmamız ve kulluk mücadelemiz bunu gerektirmektedir.