Fetva Meclisi
Soru
Hocam çok yakın bir akrabam diyor ki, kişinin bir şeyhi olsa ve bu kişi çok zor durumda kalsa diyelim aslan saldıracak. Yapacak hiçbir şeyi kalmasa himmet şeyhim dese şeyhi onu kurtarır. Şeyhim demeden Peygamberimizden istese, himmet ya Resûlullah dese Peygamberimiz yardım etmez. Aynı şeyi Allah için de söylüyor. Sen kimsin, ne cüretle istersin, şeyhi aracı koyman gerekiyor diyor. Bu olay bana başlı başına ters geliyor. Ben de bir şeyh gibi Allah’ın bir kuluyum neden böyle yapayım diyorum? O da Allah dostuna yapılan yanlışı Allah kabul etmez diyor. Bu olaya nasıl karşılık vermeliyim? Haklılık payı var mı? Şimdiden Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam.Asıl endişe etmeniz gereken durum, bu düşüncenizdir. Şeytan becerip sizi, derin düşünme oyunuyla oyalıyor. Düşünmeyin bir süre bunları. Kibir, riya ne olursa olsun kulluğa devam etmeyi kararlaştırın ve tatbik edin.
Sılayırahim, dini değerlerimizdendir. Namaz gibi o da Allah'ın emirlerindendir. Şu kadar ki, şahsiyetimizi eritecek, bizi zorluklara itecek bir ilişki de mecburi değildir. Akrabalığımızın kıymetini bilmeyen, bizi kulluğumuzda sıkıntılı duruma düşüren şahsiyetlere karşı ise seviyeli bir tavır göstermemizde sakınca yoktur. Zira sılayırahim, zoraki sevmek, haftada bir ziyarete gitmek değildir. Sılayırahim, bağın kopmaması için asgari gerekleri yapmaktır. Selamı kesmeyin. Hastalıkla ve cenaze ile ilgilenin. Menfi konuşmalar yapmayın. Gıybet etmeyin, ettirmeyin. Gerginliği zamana yayarak azaltın... Bunlar yeter. Bunlardan sonra da belli bir seviyede mesafeli davranmanız hakkınızdır. Durumun düzeldiğini hissettiğinizde siz de mesafeyi yeniden ayarlarsınız.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Aleykümselâm. Bazı yörelerimizde bu sözünü ettiğiniz kültür hâkimdir. Ne yazık ki böyle insanlarla bir noktada anlaşmak da mümkün değildir. Sizin evinize ailenizden olmayanları almamak dinen hakkınızdır ama bu kararınız sizin ailenize mal olacaksa elbette iyi düşünmeniz gerekmektedir. Size sabır tavsiye ederiz. Bir de bu durumu aile büyüklerinizle istişare ile çözmeniz sizi daha az yoracaktır. Allah yardımcınız olsun.
Anladım bacı, eşinizi anladım. Evet, sıkıntılı bir eş ama atılacak ve yok kabul edilecek biri değil anlaşılan. Bir kere de olsa seccadenin başına geçmesi bile büyük bir nimet. Siz eşinizi düzeltemezsiniz. Yapacağınız şey şudur: Onun bu yönlerini görmeyin, duymayın, ilgilenmeyin. Siz ondan sorumlu değilsiniz zaten. Aile içi huzurunuza bakın. Biraz daha yaşlanınca inşaallah daha iyi ve daha faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Cemaat olup namaz kılarken imamın hatasını cemaatten birinin ikaz etmesi konusunda kadının farkı sesle okumaya yardım etmesi veya sübhanallah demesi yoktur. Ancak bu, kadının sesinin mahrem tutulması sebebi iledir. Sizin yaptığınız cemaatte mahremiyet söz konusu olmadığına göre eşinizin sesle sizi ikaz etmesinde sakınca olmazdı. Neticede namazınızda bu şekliyle de bir eksiklik kalmamıştır. Allah mübarek etsin.
Türkiye’de uygulama şöyledir: Bağlı bulunulan ilçedeki müftülüğe gidilip istenen yerde Cuma namazı kılınıp kılınamayacağına dair resmi bir belge talep edilir. Böylece o belgeden sonra Cuma namazının orada kılınmasında sakınca olmaz.
Belirttiğiniz uygulamanın sahabe içinde bir örneği olduğunu bilmiyorum ama ortada zikir denecek şey yapılmaktadır. Bu zikirdeki metot yüzünden onu hatalı görmemiz gerekmez. Siz katılmayın, katılmadığınız için de esef etmeyin. Keşke siz de o arada ezber bildiğiniz yerleri okusaydınız. Diğer duygularınız için de teşekkür ederim, dua ederim sana. Sen İstanbul'a gelince seni çay içmeye bekliyorum.
Gece namazlarında sesli kıraat yapılabilir. Kunut’u da sesli yapabilirsiniz. İmamın ALLAHUEKBER dediği yerde aynısını dersiniz. Semiallahulimenhamideh dediğinde ise RABBENA VELEKELHAMD dersiniz.
Böyle engeli olan veya yaşlı olan biri imamın durduğu kadar rükûda duramıyorsa duramadığı anda doğrulabilir ve imamı ayakta bekler. Namazına bir eksiklik gelmez.
Cuma namazı saatinde ticaret yapmaktan sadece kazanılanın helal olmaması sonucu doğmuyor. Cumayı terk etmenin de bir vebali vardır. Böyle yapmaları doğru değildir. O saatte Cuma kılmazlara yemek vereceklerse işi üzerine Cuma namazı farz olmayan mesela bir kadına bırakabilirler.