Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Sigara içmenin dini hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sigara mekruh değil haramdır. İçenin önce kendi bedenine zarar verdiği için bir de yanındaki insanlara misal eşine zarar erdiği için ağır bir hesabı olacaktır. Hemen tövbe etmeli ve herkesle helalleşmelidir.
Sigara büyük bir afet olarak içimizden atamadığımız bir sorundur. İçenlerimiz de onu tevil ederek içmektedirler. Bütün çirkinliğine rağmen, alkol gibi yüzde yüz ittifak edilen bir mesele olmadığından, sigara içene selam verilmemesi gerekir diyemeyiz. Allah onların da bizim de yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Cenazesi kılınmayacak derecede intihar ettiğini söylememiz doğru olmaz. İntihar hemen ölecek eylemi yapmanın adıdır.
Sigaranın hükmü bellidir. İnsanı kemiren bir şey için helallik yoktur. Sigara fabrikasında ancak aç kaldığınızda çalışabilirsiniz. Milyonlarca insanın hastalanmasının günahına ortak olmayın.
Selamünaleyküm.1- Namaz, Allah'ın emirlerinden biridir. Onu yapan imanının gereğini yapmış olur. Sigara ise menhiyattandır. Bütün insanlığın zararında ittifak ettiği bir afettir. Onu tüketen birinin namaz kılmasında bir engel yoktur. Keşke secde edenler onu imha etmeyi kökten becerebilseler! Ne yazık ki, namaz ve sigarayı bir arada tutmaya karşı elimiz kolumuz bağlıdır. Sigara içen biri ile alakalı hüküm ne olursa olsun, imandan çıkaran bir netice yoktur. Böyle olunca da onunla evlenilmez asla diyemeyiz. Din olarak hüküm budur ama aklı olan biri sigara içenle evlenmez. Eşini hastanelerde taşımak için evlenen biri durumuna düşme riskini unutmamalıdır eş adayı. 2- İyiyi aramak zorundayız. Sabredip iyiye talip olalım. Eğer iyiyi ararken harama düşme riskimiz belirirse taviz verebiliriz. İyiden normale, normalden az zararlıya şeklinde inmemiz mümkündür. Zira haram düşmek en büyük tehlikedir. Ona düşmektense beklentimizden taviz veririz.3- Kadın elbisesinin erkeğe götürülmesinde erkek, kadına dair ayrıntılara vakıf olmayacaksa ve kadının üzerinde bir ölçüm yapmayacaksa sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. İkaza ve tatlı dille nasihate devam edeceğiz.
TIP ve SAĞLIK konusundaki diğer fetvalar
İslam âlimleri, Hz. Peygamber'den nakledilen konuyla ilgili hadislere dayanarak saça saç eklenmesine ve peruk takılmasına ilişkin çeşitli görüşler ortaya koymuşlardır. Fakihlerin ve hadis şarihlerinin konuya dair değerlendirmelerinden hareketle şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Hangi amaca matuf olursa olsun insan saçının alınıp satılması ve ticaretinin yapılması caiz değildir. 2. Kanser tedavisi gören ve saçları dökülen çocukların psikolojik faydaları da göz önünde bulundurularak insan saçından mamul peruk kullanmaları caizdir. 3. Başka amaçlarla kullanılmamak şartıyla sadece kanser hastası çocukların kullanması için saç bağışında bulunmak caizdir.
Günümüzde tüp bebek yönteminde sperm ayrıştırma veya PGT tekniği ile bebeğin cinsiyetini belirlemek mümkün hale gelmiştir. Teknik imkânlarla cinsiyet belirlenmesi mümkün olsa da bu durum şimdiden öngörülemeyecek demografik sorunlar ortaya çıkarabileceği gibi cinsiyetlerin dağılımındaki dengenin bozulmasına da yol açabilir. Kur’an-ı Kerim’de “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocuklar, dilediğine erkek çocuklar verir.” buyurulmaktadır. (Şûra, 42/49) Teknik müdahale ile cinsiyet seçimine gidilmesi, Allah’ın bu konudaki takdirine rıza göstermeme, toplumsal dengenin bir cinsiyet aleyhine bozulabilme ihtimali ve uygulama esnasında bir zaruret olmaksızın avret bölgelerinin açılması gibi nedenlerden ötürü caiz değildir. Ancak uzman hekim heyeti tarafından genetik bir hastalık nedeniyle cinsiyet seçimine gidilmesinin önerilmesi durumunda sperm ayrıştırma yöntemi kullanılarak cinsiyet seçimine gitmek, tedavi kapsamında değerlendirilip caiz görülebilir.
Gebelik takibi sırasında bir kısmı rutin olarak uygulanan bir kısmı ise fetal hastalık/anomali şüphesi varlığında kullanılan bir takım testler ve işlemlerle fetüsteki problem teşhis edilmeye çalışılmaktadır. Prenatal teşhis adı verilen bu uygulama, yaşamla bağdaşmayan ya da bebeğin devamlı sekelli (işlev veya doku bozukluğu) kalmasına yol açma riski yüksek olan anomalilerin tanınmasına, bebek anne karnında iken ya da doğduktan sonra erken müdahale ile tedavisine imkan tanımaktadır. Anne rahminde cenine zarar vermemek, doğrudan ya da dolaylı yoldan gebeliği sonlandırmamak; bilakis anne rahminde veya doğumdan sonra bebeğin sağlıklı gelişimini ve yaşamasını temin etmeye yönelik olması kaydıyla yapılan test, muayene ve müdahalelerde dinen bir sakınca bulunmamaktadır.
Kadın veya erkekteki bir hastalık sebebiyle, cinsel ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde sperm, yumurta ve rahim aynı karı kocaya (evliliği fiilen devam eden çifte) ait olmak şartıyla tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmakta dinen bir sakınca yoktur. Ancak tüp bebek uygulamasında tıbben gerekli olan asgari miktarda yumurtanın döllenmesiyle yetinilmelidir. Bu nedenle gereğinden fazla embriyo oluşturmaktan ve bunları dondurmaktan kaçınılmalıdır.
İnsan hayatının korunması dinin vazgeçilmez değerlerindendir. Yaşama hakkı, sperm ve yumurta hücrelerinin birleştiği ve döllenmenin başladığı andan itibaren Yüce Allah tarafından verilmiş temel bir hak olup artık bu safhadan itibaren anne ve baba da dahil hiçbir kimsenin bu hakkı ihlal etmesine izin verilmemiştir. Kur’an ve sünnette yer alan genel kaideler ve hükümler, dinen meşru bir gerekçe olmadıkça anne karnındaki ceninin hayatının sonlandırılmasına müsaade etmez. Bu itibarla, annenin hayati tehlikesi gibi haklı ve kesin bir zaruret olmaksızın anomalili de olsa gebeliği sonlandırmak dinen caiz değildir.
Tüp bebek yönteminde, evliliği fiilen devam eden eşlerin dışında üçüncü şahıslara ait sperm, yumurta, embriyo ya da rahmin kullanılması; çocuk sahibi olmanın evlilik kurumunun dışına taşınması, nesep ve nesil güvenliğinin zedelenmesi ve mahremiyet ilkelerinin ihlal edilmesi sebebiyle dinen caiz değildir. Bu itibarla, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olma yönündeki cevazın, nikâhlı karı-koca (evliliği fiilen devam eden çift) ile sınırlı olduğu bilinmelidir.