Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim bir kızımla hastalık ve imanı konusunda çok sıkıntım var. Şöyle bir şey duydum, bir mümin bir konuda sıkıntı yaşarsa kurban kestirmesi imtihanı konusunda yardımcı olur. Sizin bu evlat konusundaki imtihanda duanın dışında kurban kestirmenin de doğru bir davranış olup olmayacağı düşüncenizi öğrenebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadaka belayı def eder biiznillah. Her zaman ama özellikle bela zamanlarında çok sadaka vermek gerekir. En iyi sadaka: En uygun zamanda, En işe yarar, En ehli olana verilen sadakadır. Bugünlerde kurban kesip sadaka olarak et dağıtmanın işe yaramıyor olması muhtemeldir. İnsanların bir liraya muhtaç olduğu günlere doğru hızla yürüyoruz. Böyle geniş bir açı ile bakınız. Allah kabul etsin.
Bundan sonrasına dikkat edin. Evde bir kurban kesildi ise inşaallah sorun olmamıştır. Bazı fıkıh görüşlerinde evde bir kurban kesilmesi yeterlidir denir. İnşaallah ileride daha varlıklı günleriniz olursa o kurbanları da sadaka olarak verirsiniz.
Kesilen kurbandan yemek caizdir, yememek ise günah değildir, kurbana zararı yoktur. Kesilen kurbandan hediye vermek caizdir, vermeyen için de bir eksiklik yoktur. Bir miktarını sadaka olarak vermek gerekir şeklinde bir görüş varsa da kurbandan bir bölümünü sadaka olarak verme mecburiyeti yoktur.
Aleykümselam. Seksen bir gram altın alacak kadar birikiminiz bir kenarda bekliyordu ise sizin kurban kesmeniz gerekiyordu. Kesemedi iseniz, bir kurban kaça kesiliyordu ise o kadar parayı bir vakfa sadaka olarak verirsiniz. Allah mağfiret buyursun.
İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usûlüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/291) Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetin rüknüdür. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. (bk. Tirmizî, Edâhî, 11 [1506-1507]; Buhârî, Hac, 117, 119 [1712, 1714]; Müslim, Edâhî, 17 [1966]) Hz. Peygamber (s.a.s.), Kurban Bayramı’nda Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizî, Edâhî, 1 [1493]; İbn Mâce, Edâhî, 3 [3126]) Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek dinimizde farz kabul edilmiştir. Ancak bu iki ibadetin birbirinin alternatifi olarak sunulması doğru değildir. Bu sebeple kesme olmadan hayvanı, sadaka olarak bir kişiye vermek kurban yerine geçmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/320) Aynı şekilde kurban bedelini de yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz.
Kendisine kurban vacip olan bir mü'min kurbanını evinin bahçesinde kendisi keser, bir mezbahanede kestirir, köyünde keser/kestirir… Bunların hiçbirinde sakınca yoktur. Kurbanını ülkesindeki muhtaçlara ulaştırmak üzere bir vakfa devreder, bunda da hiçbir sakınca yoktur. Yurt dışında bir yere gönderir, kurban açısından bunda da bir sakınca yoktur. Bu seçenekler arasında herkes tercihini kendi şartları ve gözlemleri doğrultusunda yapabilir. Yurt dışında fiyat açısından menfaat olması, muhtaçların oralarda daha yoğun olması gibi etkenler kabul edilebilir. Kurban muhakkak yurt dışındaki kardeşlerimize gönderilmelidir şeklindeki bir anlayış ise doğru değildir hatta yerinde de değildir. Kurban ibadetine sadece yardım konusu gözüyle bakamayız. Bu bir ibadettir. Bir nevi yıllık vergi gibi anlaşılması mübarek bir sünneti zaman içinde eritebilir. Bu bir ibadettir, evlerimizde bu ibadetin yılda bir de olsa izi görülmelidir. Bunu aile bireylerimiz açısından bir eğitim konusu olarak da görmemiz gerekir. Evet, yurt dışına gönderilmesi için acil ve mücbir sebepler oluşabilir ama aynı sebepler ülkemizde de olabilir. Zamanı ve ortamı kollayarak bu konuda karar verilmelidir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Annenin yirmi dört ayı dolmadan önce süt emzirdiği çocuk senin kardeşindir. Onun kardeşleri ise senin kardeşin değildir.
Eşlerin çocuk yapmama konusunda anlaşmalarında bir sakınca olmaz, sakınca bu uygulamanın helal olmayacak bir yöntemle yapılmasında olur. Bizim eşlere tavsiyemiz ise şu olur: Fıtratı zorlamamaya bakın.
Asıl olan mübah olmasıdır. Mübah, kulun yapıp yapmamakta serbest olduğu şey demektir. Ayrıntılı olarak ele alırsak şu hükümleri sayabiliriz: - Farz olabilir. Bir farzı yerine getirebilmek için gerekiyorsa telefon da farz olur. Anne babaya hizmet için şart olması gibi bir durum buna örnek verilebilir. - Mekruh olur. Kullanımı ile ortaya çıkan işin kendisi mekruh ise telefonun kullanılması da mekruhtur. - Haram olur. Kullanımı ile ortaya çıkan iş haram ise telefon da haram olur.
a. Annelerin üzerimizdeki hakkının Allah’ın hakkından sonra geldiği bilmemiz gereken bir hakikattir. b. Annenin de isteklerinin hakkaniyet üzere olması gerekir. Zulüm ve batıl bir şeyi istemeye hakkı yoktur. c. Makul bir nedene dayanmadığı sürece bir insana kaynanayla görüşmeyeceği söylenmesi batıl bir istektir. Bu hususta annenize itaat etmeniz gerekmez. Görüşmenizi yapın ama onun gözüne batırmayın o görüşmeyi. Böylece onun gerilmesini de bir nebze önlemiş olursunuz.
Annene sahip çık. Bunu yaparken de onun bir harama bulaşmasına destek olma. Bunun için ne gerekiyorsa yapman gereken de odur.
Bu durumlarda namazın sünnetlerini kılmayabilirsin. Bebeği de önüne koyup gözünün önünde tutarak sadece farzları kılarsın. Endişelenme, biiznillah kısa bir zamanda bu sıkıntı geçer. Allah Teâlâ size de yavrunuza da afiyetler versin.