Fetva Meclisi
Soru
Hocam vakıflara devredilen kurbanlıklardan hiç yenmeden gitmiş oluyor. Kesilen kurbandan yemek şart mıdır? Hepsini sadaka olarak vermekte sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Kardeşiniz için bir hayvan kesip etini sadaka verecekseniz onu şimdi de yapabilirsiniz. KURBAN kesecekseniz eğer onu kurban bayramı günlerinde kesmelisiniz. Her ikisini de yapmanız caizdir.
Geçmişte kesilmemiş vacip kurbanın o günkü fiyatı ne ise o kadarı sadaka olarak bir yere verilebilir.
Sadaka belaları defeder, böyle inanıyoruz. Kurban da bir ibadettir ve sadaka çeşitlerinden olabilir. Ancak, ŞU SIKINTIDA KURBAN KESERSEN SIKINTIN GİDER şeklinde kesin bir dini bilgimiz yoktur. İnsanların ete çok muhtaç oldukları bir zamanda kurban kesip et dağıtmak iyi bir sadaka olduğu için belayı defedebilir ama bu dönemde et birinci derecede muhtaçlara verilebilecek bir sadaka çeşidi değildir. Kimi durumlarda basit bir çocuk bezi bile etten daha değerli olabilmektedir. Bu sebeple o günde hangi ihtiyaç daha önde duruyorsa sadaka olarak onu öne çıkarmak en güzeli olur. Bunu da sadaka ibadetine niyet ederek yapmak gerekir. Belanın gitmesi için ödenecek bir vergi anlaşılırsa sadaka olma özelliğini yitirebilir.
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.
Kurban kesme niyetiyle hayvan almış, fakat Kurban Bayramı günlerinde kurbanı kesememiş fakir kimse, bu hayvanı canlı olarak tasadduk eder. Bayram günlerinde kurban kesemeyen zengin kimsenin ise kurbanlık satın alıp almadığı dikkate alınmaksızın bir kurbanlık hayvanın kıymetini yoksullara sadaka olarak vermesi gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 4/358)
Bundan sonrasına dikkat edin. Evde bir kurban kesildi ise inşaallah sorun olmamıştır. Bazı fıkıh görüşlerinde evde bir kurban kesilmesi yeterlidir denir. İnşaallah ileride daha varlıklı günleriniz olursa o kurbanları da sadaka olarak verirsiniz.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Bir Müslüman insanın dinine ait değerleri dizi filmlerden öğrenmesi kadar sıradanlık olamaz. Filmlere göre din mi oluşacak? Filmler ne kadar hakikati yansıtıyor, ne kadar verilmek istenen mesaja göre yazılıyor? Sadece bu sorunun cevabı bile iyi bir idrak oluşturur. Haram dünyanın her yerinde bütün zamanlarda haramdır. Uzayda bile olsak dinimize göre yaşamayacak mıyız? Size tavsiyemiz şudur: Bir gram muhtemel bal için bir kilo zehir yemeyiniz.
Geçmiş olsun size. Bu durumlarda keyfi bir beklenti olmadığı için âlimlerimizden sigorta yapılabileceğine dair fetva veren vardır, yaptırabilirsiniz.
Cemaatle namaz bazı âlimlere göre farz düzeyinde kendi başına bir ibadettir. Kendi başına bir ibadet olması demek, namaz kılmakla bir emir yerine getirildiği gibi cemaatle kılındığında da ikinci bir emir yerine getiriliyor demektir. Dolayısıyla biz namazı cemaatle kılmayı namazın bir ilavesi gibi değil Allah’ın hususi bir emri gibi görmeliyiz. Cemaatle namazın genel olarak hükmü ise müekked bir sünnettir. Yerine getirildiğinde muazzam bir sevap elde edilir. İhmal edildiğinde yani namaz cemaatsiz kılındığında sevap kaybedilir ama namazın kendisine bir arıza gelmez. Bir tür bereket kaybedilmiş olur. Bazı engeller cemaate gitmemenin mazereti olabilir. Bu mazeretlerden biri mesela yoğun abdest sıkışıklığı olabilir. Etkili bir açlık ve sofranın hazır olması olabilir. Bu mazeretleri sıralama yerine şu iki kuralı ölçü alarak bu büyük emri tatbik edebiliriz: a- “Cemaate devam etmez, sadece cumaya gider” denecek şekildeki ihmal mü'min için çöküştür. Buna dikkat ederiz. b- Belli durumlarda namazı evde veya iş yerinde kılmak “cemaate gitmez adam” olmak değildir. Bu iki çizgi arasındaki denge ise kişinin imanı ve imanını pratiğe aktaran kimliği ile alakalı bir durumdur.
İşçi toplayıp organize eden bir şirket mantığı ile bunu yaptığınızda caiz olabilir. Sizin bir emeğiniz vardır ve bu emeğinizin karşılığı belirli bir ücrettir bu durumda. Bu arada bir hile ve yalan işin içinde karışmamalıdır. Yalanla helal bir arada durmaz.
Fakihler arasında böyle bir tedavinin caiz olacağı kanaatinde olanlar çoğunluktadır. Dolayısıyla iyileşirseniz para vermek üzere doktorla anlaşabilirsiniz.
Şirket adına satış yapan bir eleman şirketin emini durumundadır. Şirketten habersiz elde ettiği kâr helal olmaz. Ancak şirket, “bize şunu getir, üstü senin” tarzında bir yetkilendirme yaparsa o helal olur.